İstanbul Sanayi Odası’nda meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimleri tamamlandı. Şimdi gözler, 4 Kasım’da yapılacak organ seçimlerinde.
Yönetim kurulu başkanlığı için Adnan Dalgakıran ile Ender Yılmaz, meclis başkanlığı için ise Mustafa Tecdelioğlu ile Erdal Bahçıvan yarışacak.
Sanayicinin gündemi ağır. Üretim maliyetleri, finansmana erişim, istihdam, ihracat, rekabet… Böyle bir dönemde İSO seçimlerini yalnızca kimin hangi göreve geleceği üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Yeni dönemde neyin farklı yapılacağını da konuşmamız gerekiyor.
Bir açıklama, değişen dengeler
Erdal Bahçıvan, yeniden yönetim kurulu başkanlığına aday olmayacağını açıklamış ve Ender Yılmaz’a destek vermişti. Geçen hafta ise meclis başkanlığına aday olduğunu duyurdu.
Bu açıklamayla yarışın seyri bir anda değişti.
O güne kadar benim duyduğum kulislerde, Bahçıvan’ın TOBB delegeliği üzerinden Ankara’da daha etkin bir rol üstlenebileceği konuşuluyordu. Ancak meclis başkanlığına adaylık açıklaması, seçim hesaplarını başka bir noktaya taşıdı.
Elbette kulislerde konuşulanlarla kişinin kendi kararını birbirinden ayırmak gerekiyor. Bahçıvan tercihini ortaya koydu.
Aday olmak hakkıdır. Tecrübesini başka bir görevde değerlendirmek isteyebilir. Ancak bu kararın gerekçesini ve sanayiciye ne kazandıracağını da öğrenmek isteriz.
Başkanlıkta yapılamayan ne yapılacak?
Yönetim kurulu başkanlığında hayata geçirilemeyen hangi çalışma, şimdi meclis başkanlığında yapılacak?
Yeni görev için ortaya konulan somut hedef nedir? Sanayici bu görev değişikliğinden nasıl bir fayda görecek?
Bu soruların cevabını duymak isterim.
Çünkü uzun yıllar bir kuruma hizmet etmiş olmak kıymetlidir. Fakat geçmiş hizmetler, yeni bir adaylığın programını açıklama ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Hatta tecrübeli bir isimden beklenti daha yüksek olur. Hangi sorunu nasıl çözeceğini, hangi yöntemi değiştireceğini daha açık anlatmasını beklersiniz.
Bahçıvan, adaylığını açıklarken kurumun bütünlüğünü koruma düşüncesine işaret ediyor; açıklamayı komite ve meclis seçimlerinin ardından yapmasını da İSO’nun kurumsal geleneğine duyduğu saygıyla gerekçelendiriyor. Bunlar kendi yaklaşımını anlatıyor. Benim merak ettiğim ise bu adaylığın sanayicinin gündemine ne getireceği.
Değişim söyleminin karşılığı
Ender Yılmaz’a ilişkin de aynı açıklıkla konuşmak isterim.
Gördüğüm, tanıdığım kadarıyla kendisi beyefendi bir insan. Ancak kişisel nezaket başka, bir kurumu yönetmeye aday olurken ortaya konulan yaklaşım başka.
Değişim ve yenilenme iddiasıyla yola çıkılıyorsa, bunun kadrolara ve çalışma biçimine nasıl yansıyacağını da öğrenmek isteriz.
Erdal Bahçıvan’ın yönetim kurulu başkanlığından meclis başkanlığına geçmesi, bu değişim anlayışının neresinde duruyor?
Burada asıl mesele kişilerin hangi makamda oturacağı değil. Yeni dönemde neyin farklı yapılacağı.
Daha önce birlikte görev yapan isimler arasında uyum varsa, yeni görev dağılımı hangi ilave imkânı sağlayacak? Eksik kalan çalışmalar varsa, bunların önündeki engel neydi ve şimdi nasıl aşılacak?
Bunlar seçim öncesinde cevaplanması gereken sorular.
Ankara adına konuşanlara…
Dünya Gazetesinden Recep Erçin’in yazısından sonra bende bu süreçte sahada karşılaştığım bakanlık yetkilileriyle, siyasi isimlerle ve Ankara’dan temsilcilerle bire bir görüşmelerimde aynı mesajı duydum:
Ankara bu seçimde taraf değil. Bütün sanayicilerin, esnafın ve üreticilerin yanında. Tercih de karar da sanayicinin.
Benim doğrudan temaslarımda duyduğum yaklaşım bu.
Dolayısıyla Ankara adına bir destek iddiası ortaya koyan varsa, bunun dayanağını da açıklamalı. Sanayicinin tercihini etkilemek için siyasi yakınlıkları işaret etmek yerine, yapılacak işleri anlatmak gerekir.
İSO’yu kimin yöneteceğine meclis üyeleri karar verecek. Bu iradeye herkesin saygı göstermesi gerekiyor.
Tecdelioğlu’nun yaklaşımı
Geçtiğimiz günlerde Fuar Dergisi’nde ağırladığım Mustafa Tecdelioğlu’na da karşısına Erdal Bahçıvan’ın aday olarak çıkmasını sordum.
Kendisini tebrik etti. İstanbul sanayicisine kim daha iyi hizmet edecekse onun seçilmesini diledi.
Ben bu yaklaşımı kıymetli buluyorum. Seçim rekabeti yaşarken rakibine saygı göstermek, sonrasında aynı kurumda birlikte çalışabilmenin de zeminini hazırlıyor.
Röportajımızda meslek komitelerinin daha etkin çalışmasından, sanayicinin sorunlarının çözüm önerileriyle birlikte masaya yatırılmasından söz etti. Gençlerin sanayiye kazandırılmasını ve kadınların temsilinin artırılmasını hedefleri arasında sıraladı.
Bunlar konuşulması gereken başlıklar. Seçildiği takdirde bu hedeflerin nasıl uygulandığını takip etmek de bizim görevimiz.
Çünkü seçim öncesinde verilen sözün değeri, seçim sonrasında yapılan işle ölçülür.
Sanayicinin gündemi cevap bekliyor
Sanayici bugün maliyetleriyle, finansmana erişimiyle, istihdamıyla, ihracatıyla uğraşıyor. Ay sonunda maaşı nasıl ödeyeceğini, aldığı siparişi hangi şartlarda üreteceğini düşünüyor. Temsilcilerinden de bu sorunlara ayıracakları zamanı ve geliştirecekleri çözümleri duymak istiyor.
Bu nedenle adayların birbirlerine verdikleri destek kadar, sanayiciye verdikleri taahhütleri konuşmalıyız.
Benim Erdal Bahçıvan’a sorum da tam burada duruyor:
Yeni dönemde meclis başkanı olarak neyi değiştirmek istiyorsunuz ve bunu neden şimdi, bu görevde yapabileceğinizi düşünüyorsunuz?
Bu soruyu sormak, geçmişteki hizmetleri yok saymak değildir. Yeni bir görev için destek isteyen bir isimden, o göreve ilişkin hedeflerini açıklamasını beklemektir.
4 Kasım Çarşamba günü sandık kurulacak, meclis üyeleri tercihlerini yapacak.
Dileğim, İstanbul sanayisine ve Türk iş dünyasına hayırlı bir sonuç çıkması. Seçilen isimlerin de kendilerine oy verenlerle birlikte, farklı tercih kullananların beklentilerine aynı sorumlulukla yaklaşması.
Biz de verilen sözleri hatırlatmaya, yapılan işleri izlemeye ve gerektiğinde soru sormaya devam edeceğiz.