Geçen hafta İstanbul aynı anda üç önemli fuara ev sahipliği yaptı.

  1. buluşmasını gerçekleştiren IJS Istanbul Jewelry Show, elektrik, elektronik, aydınlatma ve akıllı bina teknolojilerini bir araya getiren ATECH ve kurumsal hediyelik ile promosyon sektörünün 38. kez buluştuğu Promosyon Show...

Üçünü de yerinde takip ettim, üçü de kendi sektörü açısından değerliydi.

ATECH’te Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet İpekçi’nin, kamu kurumlarında satın alma, onaylama ve kabul süreçlerinde görev alan mühendisleri doğrudan fuara kazandırmaya yönelik yaklaşımını önemli buldum. Promosyon Show ise 11 bin 451 metrekarelik alanda sektörünü 38. kez bir araya getirdi.

IJS ise tam 60. buluşmasını gerçekleştiriyordu.

Ancak haftanın sonunda benim aklımda ne metrekareler kaldı ne stant sayıları ne de açılış kurdeleleri.

Aklımda kalan, İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık’ın IJS açılışında kürsüden söylediği dört kelimeydi:

“Bu da sizin ayıbınız olsun.”

Ağır bir cümle.

Peki ne oldu da buraya gelindi?

Bir teşekkür unutulabilir, sonrası?

Informa Markets Türkiye’de geçtiğimiz aylarda önemli bir yönetim değişikliği yaşandı. Uzun süredir Genel Müdürlük görevini yürüten Atilla Marangozoğlu görevinden ayrılarak ABD’ye yerleşti. Ardından Genel Müdürlük görevine Tuğber Yaşa getirildi.

Yeni genel müdür, yeni dönem ve önünde IJS’nin 60. buluşması...

Yaşa açılış konuşmasının sonunda Ticaret Bakanlığına, Türkiye İhracatçılar Meclisine, Mücevher İhracatçıları Birliğine, İstanbul Fuar Merkezine, sponsorlara, katılımcılara ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.

Ardından İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık kürsüye çıktı.

Ve:

“Ben zaten fuara katılmayacaktım ama bu da sizin ayıbınız olsun.”

dedi.

Atayık, Genel Müdürün teşekkürlerini dinlerken İstanbul Kuyumcular Odası’nın da anılmasını beklediğini ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi.

Daha önemlisi, aslında fuara katılmayı düşünmediğini, arkadaşlarının “Oda olmadan bu fuar olmaz” demesi üzerine geldiğini anlattı ve sözlerini:

“Emeğimizin, katkımızın ve temsil ettiğimiz camianın hakkını teslim etmenizi bekliyoruz.”

diyerek tamamladı.

Bence üzerinde düşünülmesi gereken asıl mesele burada.

Türkiye’nin en önemli mücevher fuarlarından biri 60. kez düzenleniyor ve sektörün en köklü meslek kuruluşlarından birinin başkanı, kendi sektörünün fuarına aslında katılmak istemediğini söylüyor.

Neden?

Bir organizatörün öncelikle bu sorunun cevabını araması gerekmez mi?

Elbette İstanbul Kuyumcular Odası’nın teşekkür sırasında atlanması bir hata olabilir.

Ben de salonda olayın canlı tanığı olarak ilk anda “Herhalde unutuldu” diye düşündüm.

Fakat Mustafa Atayık kürsüden rahatsızlığını açıkça dile getirdikten sonra Tuğber Yaşa’nın yeniden mikrofonu alarak basitçe “Sayın Başkanım, sehven atladık, özür diliyoruz” demesini bekledim.

Olmadı.

Belki fuar alanında yanına gidip konuşur diye düşündüm. Benim bulunduğum ve gözlemleyebildiğim süreçte buna da şahit olmadım.

İşte mesele burada bir teşekkürün ötesine geçiyor.

Bir teşekkür unutulabilir. Ama hatırlatıldıktan sonra gösterilen tavır, paydaş yönetimidir.

Şimdi Informa CEO’suna soruyorum

Informa küçük bir organizasyon şirketi değil. Birleşik Krallık merkezli, dünyanın birçok ülkesinde faaliyet gösteren, Londra Borsası’nda işlem gören küresel bir yapı.

Bu nedenle sorularımı yalnızca Türkiye yönetimine değil, Informa’nın küresel yönetimine ve CEO’su Stephen A. Carter’a yöneltiyorum:

Dünyanın diğer ülkelerinde düzenlediğiniz fuarlarda da sektörün en önemli paydaşlarıyla ilişkinizi böyle mi yönetiyorsunuz?

Bir sektörün onlarca yıllık meslek kuruluşuna teşekkür etmek bu kadar mı zor?

Bir meslek odasının başkanı kendi sektörünün 60. kez gerçekleştirilen uluslararası fuarına katılmak istemediğini söylüyorsa, bunu normal mi karşılıyorsunuz?

Siz faaliyet gösterdiğiniz ülkelerde yalnızca metrekare satıp fuar mı organize ediyorsunuz, yoksa o ülkelerin sektörlerinin kılcal damarlarını oluşturan odalarla, birliklerle, derneklerle ve sektör temsilcileriyle ilişki kurmayı da sorumluluğunuzun parçası olarak görüyor musunuz?

Daha açık sorayım:

Türkiye’de sektörleri bir araya getirmek mi istiyorsunuz, yoksa sektörün kurumları arasındaki mesafelerin açılmasına seyirci mi kalacaksınız?

STK’ları aynı masada buluşturmak mı istiyorsunuz, aralarındaki mesafeyi büyütmek mi?

Ve en basit soru:

60. buluşmasını gerçekleştiren bir fuarın en önemli paydaşlarından birine bir teşekkür, ardından bir özür neden çok görüldü?

Unutmayın:

Burası Türkiye Cumhuriyeti.

Burada fuarcılık yapıyorsanız yalnızca salonları, ziyaretçi sayılarını ve ticari bilançoları değil, sektörlerin kurumsal hafızasını da tanımak zorundasınız.

Bu ülkenin odaları, ihracatçı birlikleri, dernekleri, meslek kuruluşları ve yıllardır sektörlerini temsil eden kurumları var.

Küresel olmak, yerel dinamikleri görmezden gelmek değildir. Tam tersine, küresel bir organizatörün başarısı faaliyet gösterdiği ülkenin sektörünü ne kadar doğru anlayabildiğiyle de ölçülür.

Fuarcının işi birleştirmektir

Yıllardır bu köşede savunduğum ilke değişmedi:

Güçlü STK + Güçlü Organizatör = Güçlü Fuar.

İyi bir organizatör yalnızca salon kiralamaz, stant satmaz, turnikeden geçen ziyaretçiyi saymaz.

Sektörün bütün bileşenlerini aynı çatı altında tutar.

Hatta gerektiğinde birbirine küsmüş iki derneği aynı masaya oturtur. Birbirine mesafeli kurumları buluşturur. Kamu ile özel sektörü, ihracatçıyla alıcıyı bir araya getirir.

Çünkü fuarcının kanında birleştirmek vardır, ayrıştırmak değil.

Bugün ihracatçının da sanayicinin de kuyumcunun da organizatörün de işi kolay değil. Böyle dönemlerde sektörlerin yeni mesafelere değil, daha güçlü birlikteliklere ihtiyacı var.

IJS 60. buluşmasını gerçekleştirdi.

Böylesine önemli bir yılda Türk mücevher sektörünün ihracatını, markalaşmasını ve dünyadaki konumunu konuşmalıydık.

Ama bugün:

“Bu da sizin ayıbınız olsun.”

cümlesini konuşuyoruz.

Bence asıl kayıp budur.

Genel müdürler gelir, gider. Bugün Türkiye’de görev yapar, yarın dünyanın başka bir ülkesine yerleşirler.

Ama sektör burada kalır.

Odalar, dernekler, firmalar, esnaf burada kalır.

61’inci, 70’inci, 100’üncü fuarı da yine bu sektörle yapacaksınız.

Çünkü fuarcılık, binlerce insanı dört günlüğüne aynı binaya toplamak değildir.

Fuarcılık, sektörün bütün paydaşlarını aynı hedef etrafında tutabilme sanatıdır.

Ve bazen bunun için milyonlarca dolarlık yatırımlar gerekmez.

Sadece iki kelime yeter:

“Teşekkür ederiz.”

O iki kelimeyi sektörün önemli bir paydaşına çok görürseniz, kürsüden duyacağınız cevap da dört kelime olur:

“Bu da sizin ayıbınız olsun.”