Geçtiğimiz hafta “Bu İş Sosyal Medyayla Olmaz!” demiş, fuarcılıkta sahada olmanın önemini yazmıştım.
Bu hafta da sahadaydım. Dört fuarı yerinde takip ettim: Bodrum Boat Show, Bayim Olur musun?, Avrasya Ambalaj İstanbul ve IBAKTECH.
Dört farklı buluşmada şehirlerin fuarlarına verdiği desteği, girişimcilerin heyecanını ve üreticilerin ihracat arayışını izledim. IBAKTECH’te ise vize engelinin Türk fuarcılığı açısından nasıl bir fırsata dönüşebildiğini konuştuk.
Bu haftanın asıl meselesi de bu: Avrupa’nın vize engelleri sürerken ticaretin buluşma adresi değişebilir mi?
Sahada dinlediklerim, İstanbul’un bu konuda önemli bir fırsat yakaladığını gösteriyor.
Bir şehir inanırsa…
Önce Bodrum’dan başlayalım.
Bodrum Boat Show ikinci kez kapılarını açtı. Benim gördüğüm, bu organizasyonun artık rüştünü ispatladığı yönünde.
Daha önce de söyledim: Bir şehir inanırsa o şehirde çok şey yapılır.
Muğla inanmış, Bodrum inanmış, yerel yönetimler inanmış. Otellerden esnafa, sektör temsilcilerinden Bodrum halkına kadar şehir, fuarını benimsemiş.
Bodrum’da fuarın şehirle kurduğu ilişkinin güçlendiğini gördüm. İnsanlar bu organizasyonun Bodrum’a ne katabileceğinin farkına varmış. Bu sahiplenmenin önümüzdeki yıllarda fuarı daha da ileri taşıyacağına inanıyorum.

Hayalini ticarete dönüştürmek isteyenler
Bodrum’un ardından İstanbul Yenikapı Avrasya Merkezi’nde düzenlenen Bayim Olur musun? – Be My Franchise 24. Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı’nı takip ettim.
Medyafors organizasyonunda gerçekleştirilen fuarda markalaşma, franchise yatırımları, sürdürülebilir büyüme ve Türkiye–Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki iş birliği fırsatları gündemdeydi.
Benim sahada dikkatimi çeken ise insanların yeni bir iş kurma isteğiydi.
Stantlarda sorular soruluyor, yatırım şartları konuşuluyor, bayilik modelleri karşılaştırılıyordu. İnsanlar hayallerindeki işe ulaşmak için seçeneklerini değerlendiriyordu.
Güzel bir organizasyon gözlemledim. Markalarla yatırımcıların yüz yüze gelmesinin, karar verme sürecindeki önemini bir kez daha gördüm.

Ambalajda küresel buluşma
Bir diğer durağım, 31. kez kapılarını açan Avrasya Ambalaj İstanbul Fuarı’ydı.
RX Tüyap Genel Müdürü Berkan Öner’in paylaştığı bilgilere göre 35 ülkeden 1.100’ün üzerinde firma ve firma temsilciliğinin katıldığı fuarda bu yıl 135 ülkeden ziyaretçi hedefleniyor.
Öner, 40 ülkede yürüttükleri çalışmalar kapsamında yaklaşık 200 kişilik uluslararası VIP alım heyetini katılımcılarla buluşturacaklarını belirtiyor. Gıdadan kozmetiğe, e-ticaretten lojistiğe uzanan bu çalışma, üreticimizin farklı pazarlara erişmesi açısından değerli.
Bu rakamların arkasında yıl boyunca sürdürülen tanıtım ve alıcıya ulaşma çabası var. Fuarcılığın ihracata katkısı da burada başlıyor: Doğru alıcıyı üreticiyle aynı masada buluşturmak.

IBAKTECH’te açılan farklı bir başlık
Haftanın bir diğer durağı IBAKTECH oldu.
Messe Stuttgart Ares Fuarcılık Genel Müdürü Ufuk Altıntop ile uzun uzun sohbet ettik. Fuarın büyümesini, katılımcıları, uluslararası ziyaretçileri ve gelecek hedeflerini konuştuk.
Altıntop’un paylaştığı bilgilere göre fuar, bir salon daha eklenerek 80 bin metrekareye ulaşmış. Yedi salonda, 700’ün üzerinde katılımcı var. 27 ülkeden firmalar organizasyonda yer alıyor.
Ekonomik şartların pek çok fuarı zorladığı bir dönemde bu büyüme önemli.
Ancak sohbet sırasında Altıntop’un vize konusunda anlattıkları, rakamların da önüne geçti.
Avrupa’ya gitmekte zorlanan uluslararası alıcıların İstanbul’a yöneldiğini, bunun fuar açısından önemli bir avantaj oluşturduğunu söyledi.
Yıllardır bizim iş insanlarımızın önüne çıkan engelleri konuşuyoruz. Randevu bulunamıyor, başvuru sonuçlanmıyor, fuarın tarihi geçiyor. Sanayicimiz müşterisine, ihracatçımız pazarına ulaşmakta zorlanıyor.
Fakat aynı sorunla başka ülkelerdeki alıcılar da karşılaşıyor.
Afrika’daki bir iş insanı makine almak istiyor. Orta Doğu’daki bir yatırımcı yeni üretim hattı kuracak. Asya’daki bir alıcı tedarikçi arıyor. Avrupa’daki fuara gitmek istiyor ama vize sürecini aşamıyor.
İhtiyacı ortadan kalkmıyor. Yapacağı yatırım, alacağı ürün, görüşmek istediği üretici hâlâ gündeminde.
İşte İstanbul’un önündeki fırsat burada başlıyor.

Müşteriyle buluşmanın adresi değişiyor
Ufuk Altıntop, katılımcılarla yaptığı görüşmelerden örnekler verdi.
Daha büyük stant isteyen firmalar var. İstanbul’da daha fazla ürün sergilemek isteyenler var. Müşterilerini buraya davet ederek uluslararası görüşmelerini bu fuarda gerçekleştirmeyi planlayanlar var.
Bir Yunan katılımcının anlattıkları da dikkat çekiciydi. Firma, müşterilerini İstanbul’daki fuara çağırıyor; Yunanistan’a gelenlere ise fabrikasını gezdiriyor.
Yabancı bir üretici, farklı ülkelerdeki müşterileriyle buluşmak için İstanbul’u tercih ediyor. Böylece burada kurulan ticari buluşmanın değeri, Türkiye pazarının ötesine geçiyor.
Altıntop’a, “Bunu fırsata çevirmemiz lazım,” dedim.
“Çevriliyor,” diye cevap verdi.
Elbette Avrupa’nın vize uygulamalarının bize verdiği zarar devam ediyor. Ancak dünyanın farklı ülkelerinden alıcıların İstanbul’da buluşması, Türk üreticisinin müşteriye kendi ülkesinde ulaşabilmesi açısından önemli bir imkân yaratıyor.
Alıcıyı getirmek emek istiyor
Bir iş insanının Avrupa’ya gidememesi, kendiliğinden İstanbul’a geleceği anlamına gelmez.
O kişiye ulaşacaksınız. Burada hangi üreticileri bulacağını anlatacaksınız. Aradığı makineyi, teknolojiyi, ürünü görebileceğine ikna edeceksiniz. Seyahatini planlamasını kolaylaştıracak, geldiğinde verimli görüşmeler yapmasını sağlayacaksınız.
Fuarcının aylarca süren emeği burada karşılık buluyor.
Altıntop da uluslararası ziyaretçi çalışmaları ve satın alma heyetleri üzerinde durdu. Türk cumhuriyetlerinden, Rusya’dan ve Kuzey Afrika’dan ziyaretçi getirmek için yürüttükleri çalışmaları anlattı.
Verdiği bilgiye göre katılımcıların yaklaşık yüzde 90’ını Türk firmaları oluşturuyor.
Yani uluslararası alıcının karşısında bizim makine üreticimiz, bizim sanayicimiz, bizim gıda katkı firmamız var.
Fuar alanında başlayan bir görüşmenin devamı fabrikada gelebiliyor. Gönderilen teklif siparişe, kurulan ilişki uzun vadeli ihracata dönüşebiliyor.
Büyük fuar kadar verimli fuar
Sohbetimizde Altıntop’a gelecek yıllardaki büyüme hedeflerini de sordum.
Birinci salonda kalan alanı değerlendirmeyi planladıklarını söyledi. Ancak her sektörün ulaşabileceği bir ölçek olduğunu da özellikle vurguladı.
Sektörde 26 yıllık deneyimi bulunan bir yöneticinin, salon sayısının yanında verimliliği öne çıkarmasını değerli buluyorum.
Çünkü katılımcı, fuarın sonunda kaç salon gezildiğinden önce kendi standında kaç doğru görüşme yapıldığına bakar.
Altıntop, yıllardır yaklaşık yüzde 90 tekrar katılım oranını koruduklarını söylüyor. Firma bir sonraki fuarda yeniden yer alıyorsa, burada kurduğu ilişkiden ve elde ettiği sonuçtan beklentisi var demektir.
İlk kez gelen alıcı, bir sonraki fuara burada iş yaptığı için gelmeli. Katılımcı, daha büyük standı daha fazla müşteriye ulaşabildiği için istemeli.
Son söz
Bu hafta Bodrum’da şehrin fuarına sahip çıkmasını, Yenikapı’da girişimcilerin hayallerini, Avrasya Ambalaj İstanbul ve IBAKTECH’te üreticimizin dünyayla buluşmasını gördüm.
Avrupa’nın vize engellerine itirazımız sürecek. Sanayicimizin ve ihracatçımızın seyahat özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz.
Bir yandan da dünyanın farklı ülkelerinde aynı engelle karşılaşan alıcılara kendi fuarlarımızın kapısını açacağız.
Onlar vizeyi zorlaştırırken biz ticareti kolaylaştıralım.
Sanayicimiz üretsin, fuarcımız alıcıyı getirsin, şehirlerimiz fuarına sahip çıksın.
Vize vermiyorlar diye ticaret duracak değil. O ticaretin adresi neden İstanbul olmasın?