Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, PwC Türkiye iş birliğiyle hazırlanan “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” raporunun sonuçlarını açıkladı. Dokuz sektörü kapsayan çalışmada, Türkiye’nin rakip ülkelerle enflasyon ve maliyetler açısından yaşadığı ayrışmanın ihracat rekabetçiliğini zayıflattığına dikkat çekildi. Gültepe, fiyat rekabetçiliğindeki gerilemenin pazar kayıplarına yol açtığını belirterek, “Pazar kaybeden firma, dönüşüme kaynak ayıramaz. Fiyat rekabetçiliğinde son yıllarda yaşanan aşınma, ihracatın geleceği için stratejik bir soruna dönüşme riski taşıyor” dedi.

TİM tarafından PwC Türkiye iş birliğiyle hazırlanan “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” başlıklı rapor, TİM Başkanı Mustafa Gültepe tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Otomotiv, kimya, makine, elektrik-elektronik, tekstil, hazır giyim, çelik, demir dışı metaller ve mobilya sektörlerini kapsayan araştırmanın, Türkiye imalat sanayisinin rekabet gücünü etkileyen temel unsurları ortaya koyduğunu belirten Gültepe, söz konusu dokuz sektörün 2025 yılında 166 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştirdiğini ifade etti.

Üretim Kapasitemizi Küresel Rekabet Gücüne Dönüştüremiyoruz

G Ü L T E P E 11

Raporun masa başı araştırmalarla sınırlı kalmadığını, sektör temsilcilerinin katılımıyla sahada yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlandığını vurgulayan Gültepe, dokuz sektörde 200’den fazla ürün grubunun değerlendirildiğini ve 20’den fazla rakip ülkenin verilerinin karşılaştırıldığını söyledi. Çalışmada maliyetler, verimlilik, teknoloji kapasitesi, lojistik olanaklar, teşvikler, insan kaynağı ile sanayi ve ticaret politikalarının güçlü ve zayıf yönlerinin incelendiğini belirten Gültepe, Türkiye’nin önemli avantajlarına rağmen üretim kapasitesini küresel rekabet gücüne dönüştürmekte zorlandığını dile getirdi.

Türkiye’nin güçlü üretim altyapısına, ihracat deneyimine, Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına coğrafi yakınlığına, esnek üretim ve hızlı teslimat olanaklarına sahip olduğunu kaydeden Gültepe, lojistik ve navlun maliyetlerinde de belirli avantajların bulunduğunu ifade etti. Ancak bu avantajların maliyet baskısı nedeniyle yeterince değerlendirilemediğini belirten Gültepe, raporun Türkiye’nin rekabetçilik sorunlarının temelinde yer alan maliyet unsurlarını verilerle ortaya koyduğunu söyledi.

Rakip Ülkelerdeki Maliyet İstikrarı Türkiye’de Bozuldu

Türk gıda ihracatçıları Japonya yolcusu
Türk gıda ihracatçıları Japonya yolcusu
İçeriği Görüntüle

Türkiye’de işçilik, enerji, finansman, hammadde ve lojistik maliyetlerinin rakip ülkelere kıyasla çok daha hızlı arttığına dikkat çeken Gültepe, 2019-2025 döneminde Türkiye’de ortalama yıllık enflasyonun yaklaşık yüzde 38 seviyesinde gerçekleştiğini, karşılaştırma yapılan rakip ülkelerde ise ortalama enflasyonun yüzde 8’i aşmadığını belirtti. Bu farkın doğrudan ihracatçıların maliyetlerine yansıdığını vurgulayan Gültepe, aynı dönemde asgari ücretin yüzde 1290, hammadde ve ara malı fiyatlarının yüzde 1250, enerji fiyatlarının ise yüzde 1490 arttığını söyledi. Dolar kurundaki yükselişin yüzde 860’ta kalmasının, maliyet artışlarının döviz bazında da hissedilmesine neden olduğunu ifade etti.

Gültepe’nin paylaştığı verilere göre, dolar bazında enerji fiyatları yüzde 74, asgari ücret yüzde 51, genel maliyetler ise yüzde 55 arttı. Makine sektöründe üretim maliyetlerinin 2022 yılına kıyasla yüzde 60 yükseldiğini belirten Gültepe, bu artışın hazır giyimde yüzde 58, mobilyada ise yüzde 55 seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti.

Türkiye ile rakip ülkeler arasındaki makroekonomik farklılaşmanın bütün sektörlerde öne çıktığını belirten Gültepe, maliyet baskısının firmaların fiyat belirleme kabiliyetini zayıflattığını ve pazar kayıplarını beraberinde getirdiğini söyledi. Türkiye’nin küresel ihracattan aldığı payın iki yılda yüzde 1,08’den yüzde 0,98’e gerilediğini aktaran Gültepe, imalat sanayisinde sigortalı çalışan sayısının da dört yılda 480 bin azaldığını ifade etti.

Türkiye’nin uzun yıllar kaliteli ürünleri makul fiyatlarla ve hızlı teslimatla sunarak fiyat-performans avantajı sağladığını hatırlatan Gültepe, bu dengenin hem Asya’nın düşük maliyetli üreticileri hem de Avrupa’daki rakipler nedeniyle baskı altında olduğunu belirtti. Polonya’nın incelenen dokuz sektörün yedisinde Türkiye’nin karşısına rakip olarak çıktığını söyleyen Gültepe, raporun sahada uzun süredir dile getirilen sorunları bağımsız verilerle doğruladığını kaydetti.

T İ M M M M M

Bugün Rekabet Edemezsek Yarına Yatırım Yapamayız

Rekabetçilikte yaşanan gerilemenin yalnızca mevcut ihracat performansını değil, sektörlerin gelecekteki dönüşüm kapasitesini de etkilediğini vurgulayan Gültepe, küresel ticarette güçlü bir konum elde edebilmek için teknoloji, Ar-Ge, inovasyon, ikiz dönüşüm, tasarım ve markalaşma yatırımlarının artırılması gerektiğini söyledi. Ancak bu yatırımların yapılabilmesi için öncelikle firmaların fiyat rekabetçiliğini yeniden kazanması gerektiğine dikkat çekti.

Gültepe, “Dönüşümün ön koşulu fiyat rekabetçiliği. İhracatçının bütün bu alanlara yatırım yapabilmesi için önce pazarlarda güçlü olması gerekiyor. Pazar kaybeden firma, dönüşüme kaynak ayıramaz. Bugün rekabet edemezsek yarına yatırım yapamayız” ifadelerini kullandı. Son yıllarda fiyat rekabetçiliğinde yaşanan aşınmanın ihracatın geleceği açısından stratejik bir risk oluşturduğunu belirten Gültepe, rekabetçiliği önceliklendiren politikalara ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.

Raporda, dokuz sektörün rekabet gücünü yeniden artırmak amacıyla toplam 189 politika adımı önerildiğini açıklayan Gültepe, sektörlere özgü çözüm önerilerinin yanı sıra bütün sektörleri ilgilendiren ortak başlıkların da bulunduğunu söyledi. Hedef pazarlarda kalıcı konum elde edilmesi, desteklerin katma değer ve performans odaklı yapılandırılması, Ar-Ge, ürün geliştirme ve inovasyon çalışmalarına daha fazla kaynak ayrılması ile Avrupa Birliği (AB) ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi bu başlıklar arasında yer aldı.

Türkiye’nin üretim potansiyeline ve 160 bini aşkın üyeden oluşan ihracatçı ailesine güvendiğini belirten Gültepe, üç-dört yıl önceki rekabet koşullarının yeniden sağlanması durumunda ihracatta yıllık çift haneli büyüme oranlarına ulaşılabileceğini ifade etti. Gültepe, bu koşulların oluşturulmasıyla Türkiye’nin orta ve uzun vadeli ihracat hedeflerine daha sağlam adımlarla ilerleyebileceğini sözlerine ekledi.