Yıllardır fuarcılığı konuşuyoruz.
Salonları, destekleri, organizasyon kalitesini, katılımcı profilini, alıcıyı, ihracatı…
Ama artık başka bir noktadayız.
Bugün fuarcılığın en yakıcı sorunu salon değil, takvim değil, destek de değil.
İnsan yok.
Ve bu, geçici bir dalgalanma değil.
Bu, derinleşen ve görmezden gelinen bir yapısal kriz.
Ne Ana Kadro Var, Ne Ara Kadro
Bugün neredeyse tüm fuar şirketleri aynı noktada birleşiyor.
Özellikle satış, pazarlama, uluslararası ilişkiler ve operasyon tarafında personel bulmak neredeyse imkânsız hâle gelmiş durumda.
Bu, “iyi eleman bulamıyoruz” meselesi değil.
Bu, eleman yok meselesi.
Ne işi bilen ana kadro var,
ne sahayı taşıyacak ara kadro,
ne de sektöre girmeye hevesli gençler.
Fuarcılıkta sessiz ama tehlikeli bir erime yaşanıyor.
Yıllardır Yetişenler Nereye Gitti?
Bu soruyu sormadan ilerleyemeyiz.
Bu sektör yıllarca insan yetiştirdi.
Satışı bilen,
müşteriyle temas kurabilen,
yurt dışı alıcıyı tanıyan,
fuarın temposunu bilen insanlar vardı.
Peki şimdi neredeler?
Bir kısmı sektörden tamamen koptu.
Bir kısmı başka alanlara geçti.
Bir kısmı ise “aynı yük, azalan karşılık” diyerek kendi yolunu çizdi.
Bu bir tesadüf değil.
Bu, yıllar içinde biriken bir memnuniyetsizliğin sonucu.
Fuarcılık Artık Taşıdığı Yükü Anlatamıyor
Bugün fuarcılık dışarıdan bakıldığında hâlâ “parlak” görünüyor.
Yurt dışı seyahatler,
yoğun takvimler,
büyük organizasyonlar…
Ama işin içine girince tablo değişiyor.
Uzayan mesailer,
belirsiz çalışma saatleri,
fuar dönemlerinde bitmeyen tempo,
organizasyon baskısı…
Bunların karşılığında net bir kariyer vaadi yok.
Gençler haklı olarak soruyor:
“Ben burada ne olacağım?”
Bu soruya net cevap veremeyen hiçbir sektör insan tutamaz.
Ne Okulu Var, Ne Tanımı
Fuarcılığın en büyük açmazlarından biri de bu.
Bu işin okulu yok.
Üniversitelerde fuarcılık diye bir bölüm yok.
Meslek liselerinde karşılığı yok.
Sertifikasyonu yok.
Resmî bir meslek tanımı yok.
“Fuar satış uzmanı”,
“fuar pazarlama yöneticisi”,
“uluslararası fuar operasyon sorumlusu”
gibi kavramlar sektörde var ama sistemde yok.
Sonuç olarak fuarcılık,
ne ana meslek olarak kabul ediliyor
ne de ara meslek olarak konumlanıyor.
Herkes Deneyimli Arıyor, Kimse Yetiştirmiyor
Bugün fuar firmalarının iş ilanlarına bakın.
Hepsinde aynı cümleler:
“En az 3 yıl deneyimli.”
“Fuar tecrübesi olan.”
“Sektörü bilen.”
Peki bu deneyim nerede kazanılacak?
Staj sistemi zayıf.
Üniversitelerle bağ neredeyse kopuk.
Yeni giren biri için öğrenme alanı dar.
Herkes hazır insan arıyor.
Ama kimse mutfağa girmiyor.
Bu denklem sürdürülemez.
Türkiye’nin Genel Sorunu Ama Fuarcılıkta Daha Derin
Evet, Türkiye’nin genel bir ara eleman sorunu var.
Sanayide var, hizmette var, ticarette var.
Ama fuarcılıkta bu sorun daha derin.
Çünkü fuarcılık, tek bir disiplin değil.
Satış var.
Pazarlama var.
Organizasyon var.
Uluslararası iletişim var.
Kriz yönetimi var.
Ama bunların hiçbiri tek başına fuarcılığı anlatmıyor.
Hepsini bir arada bilen insan yok.
Olanlar da tutulamıyor.
Bu Böyle Giderse Ne Olur?
Cevap net.
Bu böyle giderse;
fuarlar yapılır ama yönetilemez,
satış yapılır ama geliştirilemez,
organizasyon olur ama kalite düşer.
Fuarcılık, insan gücü zayıfladıkça
içerik değil takvim üretir hâle gelir.
Sonra yine aynı soruları sorarız:
“Neden alıcı gelmiyor?”
“Neden kalite düşüyor?”
“Neden uluslararası etki zayıf?”
Cevap baştan bellidir.
SON SÖZ
Fuarcılık;
insanla yapılan bir iştir.
İlişkiyle büyür, deneyimle derinleşir.
Salon yapılır.
Takvim doldurulur.
Destek bulunur.
Ama insan yetişmezse,
bu sektör ayakta kalmaz.
Bu ülkede bu işi gerçekten doğru yapmak için çabalayan,
fuarcılığı bir meslek olarak gören,
insan yetiştirmeye inanan fuarcılar var.
Ve ben inanıyorum ki;
doğru adımlar atılırsa,
bir gün fuar firmalarının personel aradığı değil,
gençlerin bu sektörde çalışabilmek için kapısını çaldığı bir düzen de mümkün.
Ama bunun için artık şu gerçeği kabul etmek zorundayız:
“Fuarcılık Meslek Olarak Tanımlanmadıkça Bu Kriz Bitmez.”