Uzun zamandır bu köşede dile getirdiğimiz konuların, yaptığımız uyarıların ve ortaya koyduğumuz analizlerin artık hızlı bir şekilde devreye alınması bizi açıkçası memnun ediyor.
Şubat ayının başında TOBB’un fuarcılık üzerine yayımladığı düzenleme…
Hemen ardından geçen hafta 10962 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı…
İki adım art arda geldi.
Ve artık şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
Fuarcılıkta hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Peki bu kararname ne getiriyor, ne götürüyor?
Gerçekten bir devrim mi, yoksa sistemin yeniden paketlenmiş hali mi?
Gelin birlikte, soğukkanlı ama net bir okumayla bakalım.
Bu Karar Bir Destek Artışı Değil, Bir Konumlandırma Kararı
10962 sayılı kararnameyle fuarcılık ilk kez açık biçimde “Hizmet Sektörleri Atılım Programı” içine alındı.
Bu teknik bir ifade değil.
Bu, fuarcılığın devlet nezdinde artık “salon kiralayan organizasyon işi” değil, hizmet ihracatı üreten stratejik alan olarak tanımlandığı anlamına geliyor.
Bu çok kritik.
Çünkü yıllardır bu köşede şunu yazıyorduk:
“Fuarcılık ihracatın en görünür ama en az stratejik ele alınan alanı.”
Artık tablo değişiyor.
Organizasyon Limitleri: Paradan Fazlası
Yurt içi organizasyon destekleri 3 milyon TL’ye kadar çıktı.
Yurt dışı organizasyon destekleri 7,5 milyon TL’ye kadar yükseldi.
Eski sistemde 600 bin – 900 bin TL’leri konuşuyorduk.
Bu dramatik artış ne demek?
Devlet artık küçük ölçekli, yerel refleksli organizasyon yapısını değil; bölgesel merkez olabilecek fuar markalarını desteklemek istiyor.
Yani mesele sadece destek almak değil.
Ölçek büyütmek.
Kapasite artırmak.
Uluslararasılaşmak.
Artık Türkiye’den çıkan bir organizatörün Orta Doğu’da, Avrupa’da, Orta Asya’da kendi markasıyla fuar yapması “romantik bir hedef” değil.
Finansal zemini var.
Ama finansman tek başına yetmez.
Vizyon gerekir.
En Kritik Dönüşüm: İnsan Kaynağı
Kararnamenin en önemli maddesi bence organizasyon desteği değil, iş gücü desteği.
Fuarcılık ilk kez sistemli biçimde insan kaynağı desteği kapsamına alındı.
Bu şu anlama geliyor:
Artık “eş dost pazarlaması” değil, profesyonel satış ekipleri dönemi.
Uluslararası satış direktörleri.
Veri analistleri.
Dijital pazarlama uzmanları.
Yabancı hukuk danışmanları.
Devlet diyor ki:
“Profesyonelleş. Yarısını ben karşılayacağım.”
Bu destek sektörde kaliteyi yukarı çekecek.
Aynı zamanda zayıf yapıları sistem dışına itebilecek.
Bu da doğal bir konsolidasyon süreci demek.
UFI, Uluslararası Ağlar ve Marka İnşası
Kararda gözden kaçan ama stratejik olan bir başka başlık da uluslararası üyelikler ve veri altyapıları.
UFI, ICCA, IAEE gibi ağlara üyelik artık destek kapsamı içinde.
Bu şu demek:
Uluslararası sistemin içine girmenin maliyeti artık mazeret değil.
Ama burada önemli soru şu:
Bu üyelikler tabelada mı kalacak, yoksa gerçekten küresel ağın aktif oyuncusu mu olunacak?
Destek var.
Ama ağ yönetimi, ilişki kurma ve marka stratejisi yoksa sonuç alınmaz.
HİSER ve Kümelenme: Bölgesel Güç Modeli
HİSER projeleri ciddi bütçelerle destekleniyor.
Bu, tekil şirket büyümesi değil; sektör ekosisteminin birlikte büyümesi demek.
Medikal, savunma, kimya, makine, tasarım…
Eğer doğru yönetilirse Türkiye, Avrasya’nın fuar merkezi olabilir.
Yanlış yönetilirse sadece bir proje klasörü olur.
Sürdürülebilirlik: Avrupa’ya Oynamanın Şartı
Sürdürülebilirlik desteği bu kararın en stratejik ama en az konuşulan başlığı.
Karbon nötr fuarlar, enerji verimli organizasyonlar, geri dönüştürülebilir stand sistemleri…
Avrupa Birliği regülasyonları sertleşirken bu alan lüks değil, zorunluluk.
Destek var.
Ama sektör bu bilinçte mi?
Asıl soru burada.
Peki Ne Götürüyor?
Eski 5448 döneminde fuarcılığa özgü bazı yüksek oranlı özel destekler vardı.
Sanal fuar için daha yüksek oranlar.
Fuar alanı yatırımı için özel düzenlemeler.
Yeni sistem daha disiplinli ve standart.
Oranlar çoğunlukla %50 seviyesine sabitlendi.
Bu bazı firmalar için kayıp gibi görünebilir.
Ama aslında ayrıcalıkların kaldırıldığı, performansın öne çıktığı yeni bir dönem.
Artık destek almak kolay olabilir.
Ama sürdürülebilir olmak zorlaşacak.
Büyükler mi Kazanacak?
Açık konuşalım.
Bu destek yapısı büyük ve kurumsal firmaları avantajlı hale getiriyor.
7,5 milyon TL’lik organizasyon desteği ya da yüksek bütçeli kümelenme projeleri herkes için erişilebilir değil.
Bu da sektörde birleşmeler, ortaklıklar ve satın almaları hızlandırabilir.
Küçük kalmak artık ekonomik olarak zor.
Sonuç
10962 sayılı karar bir teşvik düzenlemesi değil.
Bu bir yön tayini.
Fuarcılık artık hizmet ihracatının vitrini değil, aktörü.
Devlet masaya ciddi kaynak koydu.
Uluslararasılaşma zemini oluşturdu.
Profesyonelleşmeyi teşvik etti.
Şimdi sıra sektörde.
SON SÖZ
Bu karar limit artırma kararı değil.
Bu, Türkiye’yi bölgesel fuar merkezi yapma iradesinin hukuki metni.
UFI üyeliğini tabelada bırakmak mı,
Yoksa küresel ağın aktif oyuncusu olmak mı?
Yerel dolulukla yetinmek mi,
Yoksa yurt dışında kendi markanla organizasyon yapmak mı?
Devlet masaya ciddi kaynak koydu.
Şimdi asıl soru şu:
Biz gerçekten global oyuncu olmak istiyor muyuz?
Yoksa teşviki alıp aynı oyunu mu oynamaya devam edeceğiz?
2026 fuarcılık için kırılma yılı.
Ve bu kez mesele sadece destek değil.
Mesele vizyon.