Türkiye’de fuarcılık, uzun süredir alışkanlıklarla yürüyen bir alan haline gelmişti.
Herkes sistemi biliyor, herkes sorunları görüyordu ama kimse yapının kendisine dokunmuyordu.
1 Şubat 2026 itibarıyla yürürlüğe giren Yurt İçinde Fuar Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar, işte tam bu noktada devreye girdi.
Bu metin, yeni bir takvim düzenlemesi ya da teknik güncelleme değil; fuarcılığın nasıl bir faaliyet alanı olarak görüldüğünü yeniden tanımlayan bir metin.
Artık mesele “fuar yapmak” değil, fuarcılığı sürdürülebilir şekilde yapabilmek.
Yeni Sistem Ne Yapıyor, Ne Yapmıyor?
Önce şunu netleştirmek gerekiyor:
Bu düzenleme fuar sayısını doğrudan azaltmayı hedeflemiyor.
Ama şunu çok net yapıyor: kimlerin bu işi yapabileceğini filtreliyor.
Yetki belgesi artık bir “izin kâğıdı” değil.
Bir tür taahhüt.
Bu taahhüdü yerine getiremeyen sistemin dışına düşüyor.
A ve B Lisansı: Aynı İş, Aynı Seviye Değil
Yeni sistemin omurgası A ve B sınıfı yetki belgeleri.
Bu ayrım, “büyük–küçük” ayrımı değil.
zaman, ölçek ve sorumluluk ayrımı.
A Sınıfı Yetki Belgesi Ne Anlama Geliyor?
A sınıfı yetki belgesi, fuarcılığı meslek olarak yapanlar için kurgulanmış bir model.
Bu lisansa sahip olanlar:
- Uluslararası, ulusal ve mahalli fuar düzenleyebiliyor
- Beş yıllık yetki süresine sahip
- Üniversite mezunu kadro, yabancı dil bilen personel ve kurumsal yapı şartlarını taşımak zorunda
Ama bu yetkinin bir bedeli var:
Faaliyet göstermek zorundasın.
Yapmıyorsan, sistem seni aşağı çekiyor.
A sınıfı, “beklerim, zamanı gelince yaparım” diyenlerin lisansı değil.
B Sınıfı Yetki Belgesi: Sert ve Net
B sınıfı lisans, çok daha dar bir alan tanımlıyor.
- Uluslararası fuar yok
- Yetki süresi iki yıl
- Bu süre içinde en az bir fuar yapma zorunluluğu var
Yapmazsan belge iptal.
Bu kadar net.
B sınıfı sistem, kararsızlığı kabul etmiyor.
Ya bu işi yapıyorsun ya da sistemde yerin yok.
Denetim Artık Detay Değil, Sistemin Kendisi
Yeni dönemin belki de en kritik farkı burada.
Eskiden denetim vardı ama etkisi sınırlıydı.
Şimdi denetim, sistemin ana parçası.
- Ziyaretçi sayımı turnikeyle yapılacak
- Rakamlar raporlanacak
- Oda ve borsalar fiilen sahaya inecek
- Yanıltıcı beyan doğrudan yaptırıma dönüşecek
İhtar, teminatın yanması, takvimden çıkarma ve belge iptali artık teorik değil, gerçek sonuçlar.
Bu, fuarcının davranışını kökten değiştirir.

Uluslararası Fuar Tanımı ve UFI İstisnası
Yeni düzenlemede “uluslararası fuar” kavramı pazarlama dili olmaktan çıkarılıyor.
Metrekare, yabancı katılımcı ve ziyaretçi gibi somut kriterler getiriliyor.
Ancak kritik bir istisna var:
Geçerliliğini koruyan UFI uluslararası fuar etiketine sahip organizasyonlar için, bazı mali ve denetim şartları aranmıyor.
Bu ne anlama geliyor?
Bu, Türkiye’nin uluslararası fuarcılık sistemine kapı kapatmadığını;
aksine küresel kabul görmüş standartları referans aldığını gösteriyor.
Ama burada da bir yanlış anlaşılma olmamalı:
UFI etiketi bir ayrıcalık değil, önceden ispat edilmiş bir disiplinin tanınması.
Takvim, Çakışma ve Aynı Şehir Meselesi
Yeni sistem, aynı ilde aynı ya da benzer konuda, birbirine çok yakın tarihlerde fuar yapılmasını ciddi şekilde sınırlıyor.
Bu, serbest rekabeti ortadan kaldırmak değil;
verimsiz rekabeti engellemek.
Yıllardır herkesin şikâyet ettiği ama kimsenin çözemediği “aynı sektörde beş fuar” problemi, ilk kez bu kadar açık biçimde ele alınıyor.
Bu Düzenleme Kimi Zorlar, Kimi Güçlendirir?
- Plansız, tek projelik, beklemeye dayalı fuarcılık zorlanır
- Kurumsal, veri üreten, sürekliliği olan yapı güçlenir
- Fuar merkezleri daha seçici olmak zorunda kalır
- Katılımcı firmalar daha az ama daha güçlü fuarla karşılaşır
Bu bir daralma değil, yeniden ayarlama süreci.
Son Söz
1 Şubat 2026’dan sonra fuarcılıkta artık şu soru sorulacak:
“Yetki belgem var mı?” değil,
“Bu yetkiyi gerçekten taşıyabilecek miyim?”
Bu sorunun cevabı, önümüzdeki birkaç yıl içinde sektörün gerçek fotoğrafını ortaya koyacak.
Uzun zamandır köşemde şunu anlatmaya çalışıyorum:
Fuarcılık, “yaptım–yapıyorum–yaparız” kolaycılığıyla yürüyen bir alan değil.
Bu iş; planlama, süreklilik, veri, insan kaynağı ve strateji gerektiren bir meslek.
Bugüne kadar defalarca yazdım;
fuarcılığın daha gerçekçi, ayakları yere basan, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir zemine oturması gerektiğini anlattım.
Yazdığımız pek çok başlığın bugün bu düzenlemede karşılık bulması, açıkçası sevindirici.
Bu kararnameyle birlikte artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Ama asıl soru şu:
Bu değişim, kâğıt üzerinde mi kalacak, yoksa sahaya gerçekten yansıyacak mı?
Bunu zaman gösterecek.
Biz de izleyip, takip edip, gerektiğinde yine yazacağız.
Çünkü fuarcılık, ancak konuşularak değil; ciddiyetle ele alındığında ilerler.