Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin AB'nin ihtiyaç duyduğu rekabet gücünü ve ekonomik dinamizmi bir arada sunacak yegâne ülke olduğunu belirterek, "Avrupa'nın önündeki sınamalara verilecek doğru cevap, Türkiye'nin üretim gücünden daha fazla istifade etmektir." dedi.
Bakan Kacır, Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından İstanbul’da düzenlenen 17. Boğaziçi Zirvesi’ne katıldı. Zirve, farklı coğrafyalardan devlet temsilcilerini, diplomatları, akademisyenleri, yatırımcıları ve iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi.
Bu yıl “Dönüşen Dünyada Denge Arayışı” temasıyla düzenlenen zirvede, uluslararası ilişkilerde yaşanan değişimlerin siyasi ve ekonomik sonuçları değerlendiriliyor. Küresel ekonomide artan belirsizlikler, bölgesel çatışmalar, ticaret politikalarındaki değişim ve yeni güç merkezlerinin ortaya çıkışı, iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumların ana gündemini oluşturuyor.
Zirve de konuşan Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 24 yılda, Türkiye'yi üretim gücü ve teknolojik yetkinlikleriyle küresel ekonomide yaşanan dönüşümlere seyirci kalmayan, uluslararası rekabette söz sahibi bir ülke haline getirmek için kararlılıkla çalıştıklarını kaydederek, Türkiye'yi Avrupa'nın ve dünyanın önde gelen üretim merkezleri arasına taşıdıklarını vurguladı.
Kacır, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
SANAYİ ALTYAPISI: Sanayi altyapımızı genişleten, üretim kabiliyetlerimizi çeşitlendiren, küresel değer zincirlerindeki konumumuzu pekiştiren adımlarla; Türkiye’yi Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen üretim merkezleri arasına taşıdık. 2002’de 41 milyar dolar olan imalat sanayimizin yıllık katma değerini 259 milyar dolara yükselttik. Dünyanın dört bir yanında geliştirdiğimiz güçlü ticaret bağlarıyla 2002 yılında 36 milyar dolar seviyesinde olan yıllık ihracatımızı şimdi 286 milyar dolara taşıdık. Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Kapsamlı Ar-Ge teşviklerimizle, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren uygulamalarla bilimsel bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi yüksek katma değerli üretime dönüştüren güçlü bir ekosistem oluşturduk. 2002’de 1,2 milyar dolar olan yıllık Ar-Ge harcamalarımızı 25 milyar dolara, 29 bin olan Ar-Ge personel sayımızı ise 318 bine yükselttik.
KRİTİK TEKNOLOJİLER: Türkiye’yi kritik teknolojilerde kendi çözümlerini üretebilen, özgün ve yenilikçi ürünleriyle dünya pazarlarında söz ve pay sahibi bir ülke konumuna taşıdık. 2000’li yılların başında savunma ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlıyken bugün savunma sanayinde ihtiyaçlarının yüzde 80’den fazlasını yerli ürünlerle, sistemlerle karşılayan bir ülkeyiz. İnsansız hava aracı üretiminde dünya lideriyiz. Kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten 10 ülkeden biriyiz. Geçtiğimiz yıl 180 farklı ülkeye gerçekleştirdiğimiz 10 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü satışıyla, bu alanda dünyanın 11. büyük ihracatçısıyız. Savunma sanayi gibi teknoloji doğurganlığı yüksek bir alanda elde ettiğimiz her yeni kabiliyet, edindiğimiz mühendislik birikimi ve teknoloji geliştirme tecrübesi; sanayinin farklı kollarında yeni atılımların kapısını aralıyor.
Togg: Kendi mühendislerimizin geliştirdiği, otomotiv üretiminde 60 yılı aşan birikimimizin eseri Togg'u bugüne kadar 130 binden fazla kullanıcıyla buluşturduk. Uydu projelerimizde geliştirdiğimiz yüksek teknoloji ürünlerini ihraç ederek küresel uydu sistemleri pazarında yerimizi aldık. Türkiye’nin uzaya bağımsız erişimini güvence altına alacak, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki ülkelere hizmet sunacak bir uzay limanını Somali’de inşa ediyoruz. Hedefimiz, bu başarı hikâyelerini geleceğin ekonomisine yön verecek stratejik alanlarda çoğaltmak. Ülkemizi stratejik teknoloji yatırımlarının adresi haline getirecek, Türkiye’nin değer önerisini yükseltecek uygulamaları bu anlayışla hayata geçiriyoruz.
HIT-30: HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programımızın batarya, elektrikli araç, güneş hücresi, rüzgâr türbinleri, çip, savunma teknolojileri, veri merkezleri, yapay zekâ, endüstriyel robotik üretimine ve büyük ölçekli Ar-Ge merkezi kurulumuna yönelik çağrılarında Türkiye’nin ileri teknoloji üretim gücünü yükseltiyoruz. 2030’a dek 30 milyar dolar devlet desteğiyle hayata geçirmeyi hedeflediğimiz yatırımlar, Türkiye’yi küresel inovasyon liginde üst sıralara taşıyacak
YTAK PROGRAMI: Merkez Bankamızın 750 milyar liralık kaynak ayırdığı Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programıyla, kritik ve stratejik alanlarda gerçekleşecek yatırımlara ayrıcalıklı finansman destekleri sağlıyoruz. Geçtiğimiz yıl Sayın Cumhurbaşkanımızın onayıyla yürürlüğe aldığımız yeni teşvik sistemimizle de Milli Teknoloji Hamlemizi hızlandıran yatırımlara ayrıcalıklı imkanlar sunuyoruz. Katma değer odaklı kalkınma anlayışının özeti niteliğindeki Teknoloji Hamlesi Programıyla; 1126 orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün, 34 kritik hammadde ve 414 teknoloji alanına yönelik yatırımları ülkemize kazandırıyoruz. Programda bugüne dek cari dengemize yaklaşık 11,5 milyar dolar katkı sunacak 213 yatırım projesini destekledik. Türkiye bu adımlarla, yatırımlar ve yetenekler için çok daha güçlü bir merkez haline geliyor. Teknolojideki paradigma değişimlerinin sunduğu fırsatlarla ülkemiz, dünya sahnesinde hak ettiği konuma hızla yaklaşacak. Bu doğrultuda, önümüzdeki dönemde odak alanlarımızdan biri elbette yapay zekâ. Gerek sahip olduğumuz sanayileşme birikimi gerekse de her geçen yıl büyüyen teknoloji ekosistemimiz; ülkemizin yapay zekâda öncü ülkeler arasında yer edinmesi için eşsiz bir potansiyel sunuyor.
YAPAY ZEKÂ EYLEM PLANI: Sayın Cumhurbaşkanımızın kamuoyuyla paylaştığı 2026–2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planımızla, ülkemizin bu alandaki yetkinliklerini daha ileri taşıyacak kapsamlı bir yol haritası ortaya koyduk. Eylem Planımız doğrultusunda, ilk iki yılda en az 5 milyon vatandaşımıza yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ profesyoneli yetiştireceğiz. En az 2 bin kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi'nde erişime açacak, yenilikçi yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine zemin hazırlayacağız. Veri merkezlerimizin toplam kurulu gücünü 2030’a kadar en az 1 gigavata ulaştıracağız. Veri merkezi ve bulut bilişim alanlarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör yatırımının gerçekleşmesini sağlayacağız. Sadece son bir yılda yaklaşık 300 megavatlık yatırımı bu hedef doğrultusunda harekete geçirdik.
YATIRIM VE ÜRETİM: Türkiye’yi uluslararası alanda bir adım öne çıkaracak, rekabet gücünü perçinleyecek, insan kaynağının kabiliyetlerini güçlendirecek atılımları hayata geçirmeyi sürdüreceğiz. Türkiye’nin yolu açık, geleceği parlaktır. Türkiye’nin önceliği yatırımdır, üretimdir. Türkiye, yeni küresel ekonomik düzende güvenilir ve rekabetçi bir üretim ve teknoloji ortağı arayan yatırımcılar için doğru adrestir. 86 milyonu aşan nüfusumuz ve 18 bin doların üzerindeki kişi başına millî gelirimizle; hem geniş bir iç pazarın dinamizmini de güçlü bir üretim ve ihracat kapasitesini yatırımcılara eş zamanlı olarak sunuyoruz. Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomileri arasındayız. Pek çok Avrupa ülkesinden 10-15 yaş daha genç bir nüfusumuz var.
YATIRIM ALANLARI: Sanayimizin önümüzdeki dönemde ihtiyaç duyacağı yatırım alanlarını, lojistik bağlantıları ve altyapı imkânlarını bütüncül bir anlayışla planlıyor, uzun vadeli bir yol haritası istikametinde hareket ediyoruz. Türkiye’nin üretim haritasını stratejik bir akılla kurgulamak üzere Sanayi Alanları Master Planımızla; Samsun-Mersin, Mersin-Şırnak, Sivas-Iğdır ve Trabzon-Şırnak hatlarında dört yeni sanayi koridoru kurguluyoruz. Master Planımızın ilk aşamasında, Samsun-Mersin hattında yer alan 15 şehrimizde 60 bin hektar büyüklüğünde 19 yeni yatırım alanı belirledik. Mega endüstriyel bölgeler olarak tasarladığımız bu yatırım alanları çalışanlar için sosyal imkanlara da sahip olacak.
YEŞİL SANAYİ: Döngüsel ekonomi ve yeşil üretimi esas alacak. Lojistik bağlantılarıyla üreticilerimizin uluslararası pazarlara daha hızlı ve rekabetçi koşullarda erişmesini sağlayacak. Kalkınma Yolu ve Zengezur Koridoru'nun sağlayacağı yeni bağlantı imkânlarını, Kuzey Marmara demiryolu geçişiyle birlikte değerlendirerek Türkiye'nin küresel ticaret ve tedarik ağlarındaki stratejik konumunu daha da güçlendireceğiz. Üretim kapasitemizi büyütürken eş zamanlı olarak sanayimizi daha çevreci bir yapıya kavuşturmak arzusundayız. Nitekim üretim altyapımızı sürdürülebilirlik ve verimlilik odaklı dönüşüm için Yeşil Dönüşüm Programında destekliyoruz. Dünya Bankası iş birliği ile yürüttüğümüz “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi”, "Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi" ve “Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi” ile 1 milyar doların üzerinde finansmanı sanayicilerimize, KOBİ'lerimize ve yeşil teknoloji girişimlerine sunuyoruz.
COP31: 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya'da ev sahipliği yapacağımız COP31 de ülkemizin yenilenebilir enerji teknolojilerinden sanayide düşük karbonlu üretime, enerji verimliliğinden yeşil teknoloji girişimciliğine ortaya koyduğu vizyonu, geliştirdiğimiz kabiliyetleri ve edindiğimiz tecrübeyi dünyayla paylaşacağımız önemli bir platform sunacak. Arzumuz bu buluşmanın aynı zamanda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yeni köprüler kuran; iklim değişikliğiyle mücadelede taahhütlerin somut yatırımlara, teknolojik çözümlere ve ölçülebilir sonuçlara dönüştüğü, hiçbir ülkenin geride kalmadığı adil bir dönüşüm için tarihi bir eşik olması.
KÜRESEL EKONOMİ: Küresel ekonomide yaşanan gelişmeler, bugün ülkeleri ve ticaret bloklarını önemli sorularla ve sorunlarla baş başa bırakıyor. Belirsizliklerin arttığı bir dünyada kalkınmanın reçetesi ayrışma değil, karşılıklı güvene ve hakkaniyete dayalı iş birliği zeminlerinde büyüyen ortaklıklardır. Türkiye, kendisine uzatılan dostluk ve iş birliği elini aynı samimiyetle karşılayan, insanlığın ortak sorunlarına kalıcı çözümler üretmeyi amaçlayan her yapıcı girişimin yanında duran bir ülkedir. Temennimiz, ortaklarımızın da aynı iradeyle hareket etmesi, karşı karşıya olduğumuz sınamaları ayrışmanın değil, daha güçlü bir dayanışmanın vesilesi olarak ele almasıdır. Birlikte geleceği inşa etmeye dayalı iş birliği yaklaşımımızın Avrupa Birliğinde de karşılık bulmasını bekliyoruz.
VERİMLİLİK: Son dönemde küresel rekabette yaşadığı güçlükler ve jeostratejik sorunlar karşısında Avrupa Birliği’nin ihtiyacı; ölçek ekonomisi oluşturmak, inovasyonu hızlandırmak, verimliliği yükseltmektir. 30 yıllık Gümrük Birliği üyeliğiyle Avrupa sanayisinin üretim ve değer zincirlerine derinlemesine entegre olmuş Türkiye; köklü sanayi birikimi, nitelikli insan kaynağıyla Avrupa Birliği’nin ihtiyaç duyduğu rekabet gücünü ve ekonomik dinamizmi bir arada sunacak yegâne paydaştır. Avrupa'nın önündeki sınamalara verilecek doğru cevap, Türkiye'nin üretim gücünden daha fazla istifade etmektir.
MADE IN EU: Türkiye’nin potansiyeli, bugün bulunduğu noktanın çok daha ötesindedir. Avrupa Birliği'nin hazırladığı “Made in EU” düzenlemesinde, Türkiye menşeli ürünlerin Avrupa Birliği menşeli ürünlerle eşdeğer muamele görmesi ortak menfaatimizin gereğidir. Biz bu gerçeği her fırsatta Avrupalı muhataplarımızla paylaşıyor; Avrupa'nın rekabet gücünü artıracak yolun Türkiye ile köklü sanayi, teknoloji ve ticaret ortaklığını daha da derinleştirmekten geçtiğini vurguluyoruz. Her durumda, biz her zaman bu ülkeye inanan ve güvenen yatırımcının yanında arkasında olacağız. Yeşil ve dijital dönüşümü hızlandıracağız, katma değerli üretimi büyüteceğiz. İhracat pazarlarımızı mutlaka çeşitlendireceğiz.
KÜRESEL BARIŞ: Türkiye'nin kapıları, karşılıklı güven ve ortak kazanım temelinde birlikte üretmek, birlikte başarmak ve geleceği birlikte inşa etmek isteyen herkese sonuna kadar açıktır. Türkiye’nin başarısı; küresel barışa ve insanlığın refahına daha güçlü katkılar sunmamızın yolunu açmaya devam edecektir. Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin hukukunu daha kuvvetli şekilde seslendirmemize hizmet edecektir. Türkiye’nin başarısı insanlığın daha adil bir dünya idealine erişmesi, Gazze’de ve dünyanın farklı coğrafyalarında çiğnenen insan haklarına, insanlık onuruna en güçlü şekilde sahip çıkmayı sürdürmemize hizmet edecektir.


