Rakam Büyük, Ama Asıl Hikâye Orada Değil
Yeni yılın ilk günlerinde ihracat rakamları açıklandı. Türkiye, 2025 yılında mal ve hizmet ihracatında 396,5 milyar dolarla yeni bir rekora imza attı. Kâğıt üzerinde bakıldığında bu rakam, güçlü bir tabloyu işaret ediyor. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın ve Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Sayın Mustafa Gültepe’nin katılımıyla açıklanan veriler, ihracatın artık rastlantılarla değil, belirli bir strateji ve süreklilikle ilerlediğini ortaya koyuyor.
Alt sektörlere baktığımızda da tablo net. Otomotiv Endüstrisi 41,5 milyar dolarla ilk sırada. Kimyevi Maddeler ve Mamulleri 31,9 milyar dolarla hemen arkasından geliyor. Elektrik-Elektronik, Hazırgiyim ve Konfeksiyon ile Çelik sektörleri ise Türkiye ihracatının omurgasını oluşturmaya devam ediyor. Bu veriler, üretim gücümüzün ve pazar çeşitliliğimizin geldiği noktayı gösteriyor.
Ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da şu soruyu sormadan geçemiyorum: Bu rakamların sahadaki karşılığı gerçekten ne kadar hissediliyor?
İhracat Sadece Üretimle Büyümüyor
Bugün ihracat yalnızca fabrikada üretilen ürünle büyümüyor. Artık mesele, ürünü kime, nerede ve nasıl sunduğunuzla doğrudan bağlantılı. Doğru alıcıyla doğru zamanda temas kurmak, pazara erişimi doğru zemin üzerinden sağlamak, çoğu zaman üretimin kendisi kadar belirleyici hâle geliyor.
İşte tam bu noktada fuarcılık devreye giriyor. Fuarcılık; ihracatın vitrinidir, ilk temasıdır, bazen de kader anıdır. Birçok ticaret, ilk kez bir stantta başlar. Birçok iş birliği, aylar süren yazışmalardan değil, beş dakikalık bir yüz yüze görüşmeden çıkar.
Salondaki Sessiz Eksiklik
Bu yüzden ihracat rakamlarının açıklandığı salonda dikkatimi çeken bir detay var. Hizmet İhracatçıları Birliği Başkanı Sayın Şekib Avdagiç salondaydı. Ancak fuar organizatörlerinden kimseyi göremedik. Bunun nedenini bilmiyorum. Davet mi gitmedi, davet gitti de sektörden mi katılım olmadı; net bir bilgiye sahip değilim.
Ama bildiğim bir şey var: İhracatın görünmeyen kahramanları arasında fuarcılık sektörü de yer alıyor. Ve bu sektörün, böyle bir tabloda sadece sonuçtan değil, sürecin parçası olarak da görünür olması gerekir.
Çünkü ihracat yalnızca rakam değildir. İhracat, temasın adıdır.
İhracat Nerede Başlar?
İhracat çoğu zaman fabrikada başlamaz. İhracat; stantta başlar. Koridorda, ilk tokalaşmada, ilk kartvizitte, ayaküstü içilen bir kahvede başlar.
Bu temasların arka planında ise aylarca süren bir hazırlık vardır. Salon kurulur, ziyaretçi getirilir, takvim oluşturulur, ülke tanıtımı yapılır. Bütün bu yükü taşıyan fuarcılık sektörü, çoğu zaman istatistik tablolarında yer bulamaz ama sahada yükün önemli bir kısmını sırtlanır.
Sezonun İlk Kapısı Açılırken
Yeni yılın ilk haftasında sektör adına önemli bir başka başlık daha var. International Carpet & Flooring Expo – Carpet & Flooring Expo 2026, 6–9 Ocak tarihleri arasında İstanbul’da kapılarını açıyor. Yılın ilk fuarı olarak, halı, kilim ve zemin kaplama sektörünü yeniden sahaya çağırıyor.
Bu sadece bir fuar açılışı değil. Bu, sezonun fiilen başlaması demek. Takvim yeniden işlemeye, salonlar yeniden dolmaya, sektör yeniden nefes almaya başlıyor.
Her sezon başında beklentiler yüksek olur. Ama bu yıl beklentilerin biraz daha ayakları yere basması gerekiyor.
Daha Çok Değil, Daha Doğru
Artık daha çok fuar yapmanın tek başına bir anlamı yok. Daha çok ziyaretçi sayısı da her zaman başarı göstergesi değil.
Bu yıl konuşmamız gereken şey başka: Daha doğru fuarlar… Daha nitelikli ziyaretçiler… Daha karşılığı olan temaslar…
Dolu salon fotoğraflarından çok, fuar sonrası masaya kimlerin oturduğu önemli. Çünkü gerçek başarı, turnikeden geçen sayıda değil; fuar kapandıktan sonra başlayan ticarette gizli.
Son Söz
Bu yıl da rakamlar konuşacak. Sunumlar yapılacak, tablolar paylaşılacak, rekorlar açıklanacak. Ama ihracat yalnızca üretenin değil; buluşturanın, taşıyanın, zemin hazırlayanın emeğiyle büyür.
Fuarcılık bu emeğin adıdır. Ve bu emek ne kadar görünür olursa, sektör o kadar güçlenir.
Yeni yıl; emeğin yok sayılmadığı, sahanın masaya daha güçlü oturduğu, sağlıklı ve dengeli bir fuar sezonu getirsin. Biz yazmaya devam edeceğiz. Çünkü bu sektör, susuldukça değil; konuşuldukça büyür.