Türkiye, dünya mücevher üretiminde sahip olduğu güçlü konumunu korumaya çalışırken, işlenmemiş altın ithalatına uygulanan kota sistemi sektörün rekabet gücünü zayıflatmaya devam ediyor. Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) verilerine göre, 2026 yılının ilk altı ayında sektör ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 azalırken, işlenmiş altın mücevher ihracatındaki düşüş yüzde 62'ye ulaştı.
Mücevher İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özcan, düzenlediği ilk basın toplantısında sektörün yaşadığı sorunları, fuarların mevcut durumunu ve çözüm önerilerini ayrıntılarıyla değerlendirdi. Özcan, altın kotasının kaldırılması halinde Türkiye'nin yeniden bölgesel üretim ve ticaret üssü olabileceğini vurguladı.
"İlk iki ayı yapılanmayla geçirdik, artık sektörü daha sık bilgilendireceğiz"
17 Nisan'da gerçekleştirilen seçimlerin ardından göreve geldiklerini hatırlatan Mustafa Özcan, yeni yönetim olarak ilk aylarda kurumsal yapılanmaya odaklandıklarını söyledi. "Bugün ilk basın toplantımızı gerçekleştirdik. Bildiğiniz üzere 17 Nisan'da seçimimizi yaptık ve göreve başladık. İlk iki-üç ayı hazırlık ve yapılanma süreci olarak geçirdik. Bundan sonra kamuoyunu daha düzenli bilgilendirecek, yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı sizlerle paylaşacağız."
"15 bin dolarlık fiyat farkı ihracatçının rekabet gücünü ortadan kaldırdı"
Özcan, sektörün en önemli gündem maddesinin 2023 yılında işlenmemiş altın ithalatına getirilen aylık 12 tonluk kota olduğunu belirterek, uygulamanın uluslararası piyasalardaki rekabeti ciddi şekilde bozduğunu ifade etti.
Uluslararası altın fiyatları ile Türkiye piyasası arasında zaman zaman kilogram başına 15 bin dolara ulaşan fiyat farklarının oluştuğunu belirten Özcan, "2023 yılında devletimiz işlenmemiş altın ithalatına aylık 12 tonluk kota getirdi. Talebin yüksek olması nedeniyle uluslararası fiyatlarla Türkiye fiyatları arasında ciddi fark oluştu. Zaman zaman kilogram başına 15 bin dolara kadar çıkan fiyat farkları gördük." dedi.
İşlenmiş mücevher ürünlerinde kilogram başına ortalama 4 bin 500 dolar işçilik değeri oluşturduklarını hatırlatan Özcan, ortaya çıkan maliyet farkının sektörü uluslararası pazarlarda dezavantajlı hale getirdiğini dile getirdi.
"Kilogram başına ortalama 4 bin 500 dolar işçilik değeriyle sattığımız bir üründe 15 bin dolarlık fiyat farkı oluştuğunu düşündüğümüzde, işçilik değerimizin üç katından daha yüksek bir maliyet ortaya çıktı. Dolayısıyla sektör ciddi sorunlar yaşadı. Bakanlıklarımızla bu konuda yoğun şekilde çalışıyoruz ve çözüm üretileceğine inanıyoruz."
"Üretimin yüzde 70-80'i Dubai'ye kaydı"
Altın kotasının yalnızca ihracatı değil, üretim ekosistemini de olumsuz etkilediğini belirten Mustafa Özcan, "Çok ciddi bir üretim kayışı söz konusu. Üretimin yüzde 70-80'lere varan kısmının özellikle Dubai'ye yöneldiğini düşünüyoruz. Firmalar uluslararası fiyatlarla rekabet edemeyince kendilerine Dubai'de yer buldu. Orada hem daha rahat üretim yapabiliyor hem de önemli pazarlar elde edebiliyorlar. Kuyumcukent'te bunun etkilerini net görüyoruz. Büyük bölümünde üretim durdu. Üç yıl önce hava parası ödenmeden yer bulunamayan iş yerlerinin kapısında bugün 'kiralık' ilanları var. Bu tablo bizi gerçekten üzüyor."
"Türkiye yeniden bölgesel üretim üssü olabilir"
Mevcut tabloya rağmen önemli bir fırsat penceresi bulunduğunu ifade eden Özcan, "Aslında şu an önemli bir fırsat dönemindeyiz. İran'daki savaş nedeniyle Dubai bölgesinde sorunlar yaşanıyor. Türkiye yeniden bölgesel bir üretim ve ticaret merkezi olabilir. Bunun için öncelikle altın kotasının kaldırılması gerekiyor."
Özcan, sektörün yalnızca kota nedeniyle değil, ithal ürünlere uygulanan vergiler nedeniyle de uluslararası pazarlarda rekabet etmekte zorlandığını dile getirdi.
"Altın, pırlanta ve gümüş ürünlerini yaklaşık 8-9 ülkeden ithal ediyor, kendi üretimimizle birlikte toptan satış gerçekleştiriyoruz. Ancak vergiler nedeniyle fiyatlarımız uluslararası piyasalara göre yükselince müşterilerimizi Türkiye'ye getiremiyoruz. Bu da ciddi kan kaybına neden oluyor."
"Kota olmasaydı bugün 300 ton ihracatı konuşuyor olurduk"
Mustafa Özcan, sektörün ihracat performansındaki gerilemeyi rakamlarla ortaya koyarak, 2022 yılında yaklaşık 185 ton olan ihracatın 2025'te 125 tona düştüğünü, 2026 yılında ise daha da gerilemesinin beklendiğini söyledi.
"Eğer kota uygulanmamış olsaydı bugün 250-300 ton seviyelerinde ihracat yapabileceğimizi düşünüyoruz. Bu da sektör açısından çok ciddi bir ihracat geliri anlamına geliyor."
Fuarlarda alım heyeti modeli öne çıkıyor
Türkiye'de düzenlenen mücevher fuarlarında ziyaretçi sayılarındaki düşüşü de değerlendiren Özcan, "Nisan ayında düzenlenen fuarı tek başına ölçü olarak değerlendirmek doğru olmaz. Çünkü fuar döneminde savaş başladı ve birçok ziyaretçi seyahat etmek istemedi."
Bununla birlikte önceki fuarlarla kıyaslandığında düşüşün devam ettiğini belirten Özcan, temel nedenin yine ham madde maliyetleri ve kota uygulaması olduğunu söyledi.
Bu süreçte alım heyeti organizasyonlarına ağırlık verdiklerini vurgulayan Özcan, "Son fuarda yaklaşık 700-800 firmayı Türkiye'ye getirdik. Önümüzdeki dönemde hem bu sayıyı artırmayı hem de gelen alıcıların niteliğini yükseltmeyi hedefliyoruz. Ayrıca fuar altyapısını geliştirmek için de kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz." dedi.



