Geçtiğimiz hafta bir yandan İstanbul’da Paintistanbul 2026 ve Busworld Türkiye fuarlarını ziyaret ederken, diğer yandan Afyonkarahisar’da düzenlenen 2. Uluslararası Blok Mermer Fuarı'nı takip ettik.

Üç farklı fuar...

Üç farklı sektör...

Ama aslında tek bir ortak sonuç...

Fuarcılık gittiği şehre nefes oluyor.

Yıllardır fuarcılık sektörünün içinde olan biri olarak sıkça duyduğum bir cümle var:

"Anadolu'da fuar olmaz."

Hatta biraz daha ileri gidip;

"Anadolu'da uluslararası fuar yapmak çok zordur."

diyenler de oluyor.

Ulaşımı bahane ediyorlar.

Konaklamayı bahane ediyorlar.

Şehrin büyüklüğünü bahane ediyorlar.

Yeterli ziyaretçi gelmeyeceğini söylüyorlar.

Uluslararası alıcıların gelmeyeceğini söylüyorlar.

Kısacası yapılmaması için onlarca gerekçe sıralıyorlar.

Ben de onlara aynı şeyi söylüyorum:

Gidin görün...

Oluyor mu olmuyor mu?

Geçtiğimiz hafta Afyonkarahisar'da bunu bir kez daha gördük.

Henüz ikinci yılında olan bir fuar.

Ama yüzde 35 büyümüş.

Yüzlerce firma katılmış.

Onlarca ülkeden alıcı gelmiş.

Binlerce ziyaretçi fuar alanını doldurmuş.

Daha ilk günden blok mermerlerin üzerine "satıldı" yazıları asılmaya başlanmış.

İşte fuarcılık budur.

Fuarcılık sadece stant kurmak değildir.

Fuarcılık sadece açılış yapmak değildir.

Fuarcılık sadece birkaç gün süren bir organizasyon hiç değildir.

Fuarcılık şehirlerin kaderini değiştirebilen bir güçtür.

Afyonkarahisar'da bunun en somut örneğini gördük.

Fuar boyunca yaptığımız görüşmelerde; Valilikten belediyeye, milletvekillerinden ticaret ve sanayi odalarına kadar herkes aynı noktada birleşiyordu.

Artık Afyonkarahisar'ın yeni ve modern bir fuar merkezine ihtiyacı var.

Üstelik bu yalnızca bir fikir olarak konuşulmuyor.

Bu konuda ciddi bir irade ortaya konulmuş durumda.

Çünkü şehir artık fuarın ne anlama geldiğini görmüş durumda.

Bir fuarın şehre ne kattığını görmüş durumda.

Oteller doluyor.

Restoranlar çalışıyor.

Esnaf kazanıyor.

Nakliyeciler kazanıyor.

Turizm hareketleniyor.

Yeni yatırımlar geliyor.

Yeni ihracat kapıları açılıyor.

Şehir uluslararası ziyaretçileri ağırlıyor.

Kısacası şehir nefes alıyor.

İşte fuarcılık tam olarak budur.

Biz yıllardır "Fuarcılık milli bir meseledir" derken aslında bunu anlatmaya çalışıyoruz.

Çünkü fuarlar yalnızca sektörleri büyütmez.

Şehirleri de büyütür.

Sadece firmalara değil, bölgelere de değer katar.

Sadece ticaret oluşturmaz, aynı zamanda tanıtım da yapar.

Bugün Almanya'da birçok şehrin dünya tarafından bilinmesinin nedeni fuarlarıdır.

Çin'de birçok şehir fuarlar sayesinde küresel marka haline gelmiştir.

Neden Türkiye'de de olmasın?

Neden Afyonkarahisar kendi sektöründe dünyanın en önemli fuar merkezlerinden biri haline gelmesin?

Doğal taşın merkezindeyse...

Üretimin merkezindeyse...

İşlemenin merkezindeyse...

O zaman fuarın da merkezi olabilir.

Üstelik yalnızca blok mermerle sınırlı kalmadan...

Yarın farklı sektörler de bu şehirde fuar düzenleyebilir.

Yeni yatırımlar gelebilir.

Yeni kongreler düzenlenebilir.

Yeni uluslararası organizasyonlar gerçekleştirilebilir.

Bunun ilk adımı da güçlü bir fuar merkezinden geçiyor.

Bu nedenle Afyonkarahisar Valimizi, milletvekillerimizi, belediye başkanımızı, ticaret ve sanayi odalarımızı bu vizyonlarından dolayı tebrik ediyorum.

Çünkü mesele yalnızca bir bina yapmak değil.

Bir şehrin geleceğine yatırım yapmaktır.

Bir şehrin ekonomisine yatırım yapmaktır.

Bir şehrin markasına yatırım yapmaktır.

İnanıyorum ki önümüzdeki yıllarda Afyonkarahisar sadece mermeriyle değil, fuarlarıyla da anılan bir şehir olacak.

Ve o gün geldiğinde bugün alınan kararların ne kadar doğru olduğu çok daha net görülecek.

Son Söz

Yıllardır duyuyoruz...

"Anadolu'da fuar olmaz."

Ben de yıllardır aynı cevabı veriyorum.

Olur.

Hem de çok güzel olur.

Yeter ki şehir inansın.

Yeter ki sektör sahip çıksın.

Yeter ki birlikte hareket edilsin.

Afyonkarahisar bunun en güzel örneklerinden birini vermeye başladı.

Şimdi sıra bu başarı hikâyesini kalıcı hale getirecek adımları atmakta.