Sakura Seramik Kurucusu ve Tasarımcı Rabia Deniz Kılınçkaya, Türk seramiğinin dünya pazarında öne çıkmasını sağlayan en önemli unsurun güçlü el işçiliği geleneği olduğunu belirterek, “Teknolojiyi zanaatkârlıkla buluşturabilirsek küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşabiliriz” dedi. Kılınçkaya, Türkiye’nin tasarım konusunda güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu, asıl ihtiyacın ise bu tasarımları doğru marka hikâyeleriyle dünyaya anlatmak olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin köklü seramik geleneği, küresel pazarda rekabet gücünü artırmaya devam ederken sektörün geleceğinde geleneksel zanaatkârlık ile dijital teknolojilerin birlikte kullanılması öne çıkıyor. Büyük ölçekli yatırımlarla büyüyen sektörün yanı sıra küçük ve orta ölçekli atölyeler de artan maliyetler ve fiyat baskısı karşısında üretimlerini sürdürülebilir hale getirmeye çalışıyor.
Sakura Seramik Kurucusu ve Tasarımcı Rabia Deniz Kılınçkaya, Türkiye’nin küresel seramik pazarındaki en önemli avantajının nesilden nesile aktarılan el işçiliği kültürü olduğunu söyledi. Kılınçkaya’ya göre bu mirasın yapay zekâ ve dijital üretim teknolojileriyle desteklenmesi, Türk seramiğinin uluslararası pazarlarda daha güçlü ve ayırt edilebilir bir konuma ulaşmasını sağlayabilir.
Kılınçkaya, sektörün geleceğinin yalnızca büyük sanayi kuruluşlarının yatırımlarıyla şekillenmemesi gerektiğine dikkat çekerek, el emeğiyle katma değer yaratan küçük üreticilerin de korunmasının önem taşıdığını belirtti.
“Seramik kültürünü yaşatan ve sektöre özgünlük kazandıran yapı bu üreticilerdir” diyen Kılınçkaya, geleneksel üretim kültürünün korunmasının Türkiye’nin küresel pazardaki farklılaşması açısından kritik olduğunu ifade etti.
Dünyadaki en büyük avantajımız el işçiliği
Rabia Deniz Kılınçkaya’nın seramik alanındaki üretimleri Türkiye sınırlarını da aşıyor. Yeme-içme sektörüne yönelik tasarladığı seramik ürünler İsviçre ve Almanya’daki restoranlarda kullanılıyor. Kılınçkaya, elde ettiği ihracat deneyimini önümüzdeki dönemde Sakura Seramik markasına da taşımayı hedefliyor.
Sakura Seramik ürünlerinin yurt dışı pazarlara açılması için çalışmalar sürerken, markanın ihracatına başlanması planlanıyor.
Türk üreticisinin uluslararası pazardaki en önemli avantajının el işçiliği olduğunu vurgulayan Kılınçkaya, geleneksel ustalığın, detaylara verilen önemin ve insan emeğinin Türk seramiğini standart seri üretimden farklılaştırdığını söyledi.
Kılınçkaya, teknolojinin zanaatkârlıkla bir araya getirilmesinin ürünlerde özgünlüğü ve katma değeri artırabileceğini belirterek, bu birlikteliğin Türkiye’nin küresel rekabetteki konumunu güçlendireceğini kaydetti.
Yapay zekâ tasarım süreçlerini dönüştürüyor
Yapay zekâ ve dijital üretim teknolojilerinin seramik sektöründe yeni bir dönüşüm sürecini başlattığını ifade eden Kılınçkaya, bu teknolojilerin tasarım süreçlerine sağladığı en önemli katkılardan birinin müşteri beklentilerinin daha doğru analiz edilmesi olduğunu söyledi.
Yapay zekâ sayesinde tasarım fikirlerinin kısa sürede gerçeğe yakın görsellere dönüştürülebildiğini belirten Kılınçkaya, böylece müşterilerin üretim başlamadan önce ortaya çıkacak ürünü daha net şekilde görebildiğini ifade etti.
Bu teknolojilerin tasarımcıların fikirlerini müşterilere aktarmasını da kolaylaştırdığını dile getiren Kılınçkaya, dijital araçların yaratıcı sürecin yerine geçmekten ziyade tasarım ile müşteri arasındaki iletişimi güçlendiren bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Tasarımımız güçlü, hikâyemizi yeterince anlatamıyoruz”
Türkiye’nin tasarım markaları oluşturma konusunda güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu belirten Kılınçkaya, Türkiye’nin temel eksikliğinin tasarım üretmekten çok, bu tasarımları doğru marka hikâyeleriyle uluslararası pazarlara aktarabilmek olduğunu ifade etti.
Küresel tüketicinin artık yalnızca bir ürünü değil, o ürünün hikâyesini, üreticisini ve arkasındaki emeği de satın aldığını belirten Kılınçkaya, tasarım kadar marka iletişiminin ve doğru tanıtım stratejisinin de uluslararası başarı açısından önemli olduğunu söyledi.
Kılınçkaya, Türkiye’nin sahip olduğu üretim gücünün güçlü bir marka anlatısıyla desteklenmesi halinde yerli tasarım markalarının dünya pazarlarında daha görünür hale gelebileceğini vurguladı.
Küresel trendler yerli üretimi yeniden şekillendiriyor
Üretim kapasitesini gelen talepler doğrultusunda genişleten Kılınçkaya, Kütahya’daki 16 farklı atölyeyi üretim ağına dahil etti. Bu yapı sayesinde ürün çeşitliliğini artırırken, bölgedeki küçük seramik atölyelerinin korunmasına ve gelişmesine de katkı sağlamayı hedefliyor.
Dünyada son dönemde öne çıkan doğal malzeme kullanımı, sürdürülebilirlik, el işçiliği ve kişiselleştirilmiş üretim anlayışının Türkiye’deki tasarım ve üretim süreçlerini de etkilediğini belirten Kılınçkaya, küresel trendlerin birebir takip edilmesinden ziyade Türkiye’nin kendi zanaatkârlık mirasıyla yeniden yorumlanmasının daha önemli olduğunu söyledi.
Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve köklü el işçiliği kültürü sayesinde dünya trendlerini özgün tasarımlara dönüştürme potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Kılınçkaya, küresel rekabette kalıcı bir fark yaratmanın yolunun da bu özgün üretim anlayışından geçtiğini kaydetti.
Rabia Deniz Kılınçkaya kimdir?
Rabia Deniz Kılınçkaya, 12 yıllık peyzaj tasarımı ve uygulama deneyimini seramik alanındaki ilgisiyle birleştirerek girişimcilik yolculuğuna başlayan tasarımcı ve girişimcidir.
Bodrum’da yaşayan Kılınçkaya’nın seramikle tanışması, kızının doğumunun ardından başladı. İlk etapta hobi olarak ilgilendiği seramik, zaman içerisinde profesyonel üretim alanına dönüştü.
Peyzaj uygulama ve proje deneyiminin ardından saksı ithalatıyla girişimcilik çalışmalarına başlayan Kılınçkaya, ilerleyen süreçte saksıları kendisi tasarlayarak seramikten üretmeye başladı. Peyzaj, tasarım ve seramiği bir araya getiren bu yaklaşım, daha sonra Çamurda ve Sakura Seramik markalarının temelini oluşturdu.
Bugün Sakura Seramik’in kurucusu olarak çalışmalarını sürdüren Kılınçkaya, özgün ve işlevsel seramik tasarımlar geliştirmeye devam ediyor. Türkiye’nin ilk seramik separatör üreticisi olan Sakura Seramik ile sektöre yenilikçi ürünler kazandıran Kılınçkaya, Çamurda markasıyla da el yapımı seramik ürünler tasarlayıp üretiyor.
Kılınçkaya’nın tasarımları arasında Türkiye’nin farklı bölgelerine ulaştırılan Sirtaki tabakları da bulunuyor. Peyzaj uygulamalarından seramik tasarımına uzanan kariyerinde farklı disiplinleri bir araya getiren tasarım anlayışını sürdüren Kılınçkaya, üretim ve geliştirme çalışmalarına devam ediyor.

