Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerle ticaret hacminin yılın ilk dokuz ayında 108 milyar dolara yükseldiğini açıkladı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,2 artış kaydedilirken, söz konusu ülkelere ihracat 55 milyar dolara ulaştı.
İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesinin (İSEDAK) 42. Toplantısı ile eş zamanlı düzenlenen B57+ İş Liderleri Zirvesi'nin ikinci gününde konuşan Bolat, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün İslam dünyasını da doğrudan etkilediğini belirtti. Jeopolitik gerilimler, savaşlar, iklim değişikliği, enerji ve gıda güvenliği sorunları, tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve artan ticari korumacılığın ekonomik işbirliğini daha önemli hale getirdiğini vurguladı.
57 ülkeden oluşan İİT'nin genç nüfusu, doğal kaynakları, stratejik konumu ve genişleyen üretim kapasitesiyle önemli bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu ifade eden Bolat, üye ülkelerin toplam nüfusunun 2 milyarı aştığını, ekonomik büyüklüklerinin 10 trilyon dolara, ticaret hacimlerinin ise yaklaşık 5 trilyon dolara ulaştığını aktardı. Bolat, 2025 yılında İİT ülkelerinin ortalama yüzde 4,1 büyüme kaydettiğini belirterek, ekonomik işbirliğinin küresel değer zincirlerinde daha güçlü bir konum elde etmek açısından stratejik önem taşıdığını dile getirdi.
İslam Ticareti Geliştirme Merkezi verilerine göre, İİT ülkeleri arasındaki ticaretin geçen yıl yaklaşık 979 milyar dolar seviyesine ulaştığını kaydeden Bolat, bu rakamın üye ülkelerin toplam dış ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sini oluşturduğunu söyledi.
İİT ülkeleriyle ticarette hedef yüzde 30
Türkiye'nin İİT ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirmeye öncelik verdiğini belirten Bolat, 2013 yılında 87,5 milyar dolar olan toplam ticaret hacminin geçen yıl yaklaşık 120 milyar dolara yükseldiğini ifade etti.
Yılın ilk dokuz ayında ticaret hacminin 108 milyar dolara ulaştığını ve yüzde 8,2 artış gösterdiğini aktaran Bolat, aynı dönemde ihracatın 55 milyar dolar olarak gerçekleştiğini bildirdi. Türkiye'nin toplam ticaretinde İİT ülkelerinin payını 2028 yılına kadar yüzde 27'den yüzde 30'a çıkarmayı hedeflediklerini belirten Bolat, ticari ilişkilerin daha dengeli, çeşitli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının da öncelikleri arasında bulunduğunu kaydetti.
İİT Üyesi Devletler Arasında Tercihli Ticaret Sistemi'nin (TPS-OIC) bölgesel ekonomik entegrasyonu güçlendireceğini ifade eden Bolat, sistemin kapsamının genişletilmesinin ticaret, yatırım ve üretim ağlarına katkı sağlayacağını söyledi.
İİT ülkelerine yönelik doğrudan yabancı yatırım girişlerinin 2021'de 148 milyar dolar seviyesindeyken 2025'te 220 milyar dolara çıktığını belirten Bolat, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre geçen yıl İİT üyesi ülkelerden Türkiye'ye 1 milyar 622 milyon dolarlık doğrudan yatırım geldiğini, bu yılın ilk sekiz ayında ise yaklaşık 600 milyon dolarlık giriş gerçekleştiğini aktardı. Bolat ayrıca, 1981 tarihli İİT Yatırımların Teşviki, Korunması ve Garanti Edilmesi Anlaşması'nın güncellenmesine yönelik müzakerelerin başladığını bildirdi.
Stratejik sektörlerde ortak yatırım vurgusu
Küresel yatırımların dijital altyapı, yapay zeka, temiz enerji ve ileri üretim sistemleri gibi stratejik alanlarda yoğunlaştığına dikkat çeken Bolat, yenilenebilir enerji, tarım, gıda güvenliği, sağlık, imalat ve teknoloji sektörlerinde geliştirilecek ortak yatırımların ekonomik dayanıklılığı artıracağını ifade etti.
Teknoloji transferi, Ar-Ge faaliyetleri, ortak girişimler ve nitelikli insan kaynağına yapılacak yatırımların kalıcı ekonomik ortaklıkların temelini oluşturacağını belirten Bolat, dijital dönüşümün sunduğu fırsatların da daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması, ticaret belgelerinin dijital ortama taşınması ve sınır ötesi ticaret süreçlerinin hızlandırılmasının işletmelerin uluslararası pazarlara erişimini destekleyeceğini kaydeden Bolat, özellikle KOBİ'lerin finansmana ve yeni pazarlara ulaşmasının önemine işaret etti. Genç girişimcilerin, kadınların ve yeni işletmelerin ekonomik hayata katılımını artıracak mekanizmaların geliştirilmesinin de ortak kalkınma hedeflerine katkı sağlayacağını belirtti.
Türkiye'nin üretim kapasitesi, girişimcilik deneyimi, finansal altyapısı ve stratejik bağlantılarını ortaklıklar için güçlü bir temel olarak gördüğünü ifade eden Bolat, üye ülkeler arasındaki ekonomik işbirliğini daha somut, sonuç odaklı ve sürdürülebilir hale getirmek için çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.



