Kaliforniya merkezli Beckman Coulter Diagnostik, geliştirdiği ileri tanı teknolojileri ve çözümleriyle dünya genelinde yılda 1,2 milyar hastaya ulaşıyor. Şirket, klinik laboratuvarlara yönelik test ve otomasyon sistemleriyle süreçlerin daha hızlı, güvenilir ve verimli yürütülmesine, sağlık profesyonellerinin ise ihtiyaç duydukları bilgilere doğru zamanda erişmesine katkı sağlıyor. Beckman Coulter Diagnostik Türkiye Genel Müdürü Berna Ünses, Türkiye’nin yüksek test hacmi, gelişmiş laboratuvar altyapısı ve yeni teknolojilere hızlı adaptasyonuyla EMEA bölgesinin stratejik büyüme pazarları arasında yer aldığını belirtti.
Türkiye’de 40 yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiklerini ifade eden Ünses, laboratuvar verimliliğini artırmaya, sonuç kalitesini desteklemeye ve klinik karar süreçlerine katkı sunmaya odaklandıklarını söyledi. Türkiye’deki yüksek test hacmi ve farklılaşan laboratuvar ihtiyaçlarından elde edilen deneyimlerin, şirketin küresel Ar-Ge çalışmalarına da katkıda bulunduğunu vurguladı.
Tanı teknolojileri alanında 90 yılı aşkın bilimsel ve teknolojik deneyime sahip Beckman Coulter Diagnostik, 130’dan fazla ülkede 11 bini aşkın çalışanıyla hizmet veriyor. Şirket; klinik kimya, immünoassay, hematoloji, mikrobiyoloji, idrar analizi ve kan bankacılığı alanlarında tanı cihazları, testler, laboratuvar otomasyonu ve klinik bilişim çözümleri sunuyor. Bu çalışmalarla laboratuvar profesyonellerinin süreçlerini desteklemeyi, sonuçlara daha hızlı ve güvenilir biçimde ulaşılmasını sağlamayı ve hasta bakımına katkıda bulunmayı hedefliyor.
“40 Yılı Aşkın Süredir Global Bilgiyi Türkiye’deki Laboratuvarlarla Buluşturuyoruz”
Sistemlerinde saatte bir milyondan fazla klinik numune analiz edilen ve yılda 3 milyondan fazla klinisyenin tanı ve klinik karar süreçlerine destek sağlayan Beckman Coulter Diagnostik, Türkiye’de 40 yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor.
Türkiye’de yüksek test hacimlerinin daha verimli yönetilmesine, laboratuvar süreçlerinin iyileştirilmesine ve kaynakların etkin kullanılmasına odaklandıklarını belirten Berna Ünses, ülkenin güçlü sağlık altyapısı ve teknolojiye hızlı uyumuyla öne çıktığını ifade etti.
Ünses, “Türkiye’de laboratuvarlar, sınırlı kaynaklarla çok sayıda numuneyi hızlı ve güvenilir şekilde yönetmek zorunda. Bu nedenle dijitalleşme ve laboratuvar teknolojileri giderek daha fazla önem kazanıyor. Biz de küresel bilgi birikimimizi Türkiye’deki laboratuvarlarla buluşturuyoruz. Son beş yılda istikrarlı ve güçlü bir büyüme kaydettik. Global teknoloji ve uzmanlığımızı, iş ortaklarımızın yerel deneyimi ve saha gücüyle birleştirerek sürdürülebilir bir yapı oluşturduk. Yüksek hacimli laboratuvarlarda edindiğimiz deneyim, teknik ve klinik birikimimiz ve eğitim faaliyetlerimizle EMEA bölgesinde daha güçlü bir referans ve eğitim merkezi olmayı hedefliyoruz” dedi.
“Laboratuvarların Gelecekteki Dönüşümüne Katkı Sağlamayı Hedefliyoruz”
Türkiye’nin sağlık altyapısı ve laboratuvar kalitesiyle öne çıktığını vurgulayan Berna Ünses, şirketin farklı ölçekteki sağlık kuruluşlarının ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunduğunu belirtti.
Ünses, “Yüksek hacimli merkezi laboratuvarlardan şehir hastanelerine ve daha küçük ölçekli laboratuvarlara kadar farklı yapılarda çözümlerimiz kullanılıyor. Bu çeşitlilik, kendimizi sürekli geliştirmemizi sağlıyor. Türkiye, global organizasyonumuz içinde dinamizmi ve büyüme potansiyeliyle dikkat çeken ülkelerden biri. Küresel bilgi birikimimizi yerel ihtiyaçlarla birleştirerek laboratuvarların yalnızca mevcut ihtiyaçlarını karşılamayı değil, gelecekteki dönüşümlerine de katkı sağlamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.




