Hürmüz Boğazı’nda yükselen jeopolitik gerilim, başta petrokimya sektörü olmak üzere küresel tedarik zincirinde ciddi kırılganlıklara yol açıyor. Enerji ve hammadde akışında yaşanabilecek olası aksaklıkların yalnızca fiyat artışlarını değil, doğrudan üretim süreçlerini ve genel ekonomiyi de etkilediği belirtilirken, sanayici üzerindeki baskının giderek arttığı ifade ediliyor.
PLASFED Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, küresel ölçekte artan kırılganlıkların alternatif tedarik kanallarının önemini daha da artırdığını belirterek, bu adımların artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini söyledi.
Küresel Tedarik Zincirinde Kritik Risk
Dünyanın en önemli ticaret geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimlerin, enerji fiyatlarının yanı sıra petrokimya tedarik zincirini de doğrudan etkilediği vurgulanıyor. Enerji ve hammaddenin aynı güzergâhta yoğunlaşmasının, en küçük aksamada dahi küresel piyasalarda zincirleme sonuçlar doğurduğu belirtiliyor. Sürecin yalnızca maliyet artışlarıyla sınırlı kalmadığı, arz tarafında da ciddi daralma riskleri oluşturduğu ifade ediliyor.
“Arz Güvenliği Tehlike Altında”
PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, Hürmüz hattında yaşanabilecek olası bir aksamanın sadece maliyetleri artırmayacağını, aynı zamanda arzı daraltarak teslimat sürelerini uzatacağını ve üretim planlamalarını bozacağını söyledi. Karadeniz, mevcut tablonun artık yalnızca fiyat dalgalanması olarak değerlendirilemeyeceğini, doğrudan arz güvenliği sorunu haline geldiğini dile getirdi.
Bölgede meydana gelebilecek en küçük gerilimin bile enerji ve petrokimya fiyatlarını hızla yükselttiğine dikkat çeken Karadeniz, bunun küresel piyasalarda ciddi kırılganlık yarattığını ifade etti. Hürmüz Boğazı’nda oluşabilecek bir kesintinin enerji piyasalarının yanı sıra tüm petrokimya tedarik zincirini sekteye uğratacağını belirten Karadeniz, bu durumun sanayi üretimi açısından önemli bir tehdit oluşturduğunu kaydetti.
“Ekonomik Baskı Derinleşiyor”
Türkiye plastik sektörünün hammaddede büyük ölçüde dışa bağımlı olduğuna işaret eden Karadeniz, yaşanan gelişmelerin uzak coğrafyalarda sınırlı kalan krizler olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Sürecin üretim sürekliliğini, maliyetleri ve ihracat performansını doğrudan etkilediğini ifade eden Karadeniz, enerji, lojistik ve hammadde akışının aynı hatta yoğunlaşmasının ekonomide zincirleme etkiler yarattığını belirtti.
Sahada etkilerin her geçen gün daha net hissedildiğini kaydeden Karadeniz, petrokimya hammaddelerinde fiyatların hızla yükseldiğini, tedarik sürelerinin uzadığını ve belirsizliğin arttığını söyledi. Bu durumun sanayiciyi yüksek maliyetlerle stok yapmaya zorladığını ifade eden Karadeniz, finansman yükünün arttığını ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün zayıfladığını dile getirdi.
“Alternatif Tedarik Kanalları Şart”
Sürecin sağlıklı yönetilebilmesi için stratejik adımların hızla atılması gerektiğini vurgulayan Karadeniz, alternatif tedarik kanallarının devreye alınmasının ve yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Karadeniz, küresel kırılganlıkların arttığı bu dönemde sanayinin dışa bağımlılığını azaltacak adımların gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.



