Paslanmaz Çelik Sanayi Derneği (PASSAD) tarafından 13 Ekim’de İstanbul’da gerçekleştirilen II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi, sanayi, akademi ve kamu temsilcilerini bir araya getirdi. “Türkiye’de Paslanmaz Çelik Sektörünün Yakın Gelecekteki Dönüşümü” temasıyla düzenlenen etkinlikte, sektörün rekabet gücü, küresel tedarik zincirindeki dönüşüm, yeni kullanım alanları ve nitelikli insan kaynağı ihtiyacı başta olmak üzere birçok konu masaya yatırıldı.
Türkiye’de paslanmaz çelik sektörünün gelişimine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren PASSAD, II. Ulusal Paslanmaz Çelik Zirvesi’ni 13 Ekim 2026 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde düzenledi. Sektör temsilcilerinin, akademisyenlerin, kamu paydaşlarının ve öğrencilerin katıldığı zirvede, Türkiye paslanmaz çelik sektörünün mevcut durumu ile gelecekte karşılaşabileceği fırsatlar ve riskler ele alındı. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda değişen piyasa koşulları, küresel rekabet ortamı, son kullanıcıların beklentileri, teknolojik gelişmeler ve sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücü gibi başlıklar değerlendirildi.
Zirvenin açılışında konuşan PASSAD Yönetim Kurulu Başkanı Ji Seob Choi, etkinliğe katkı sunanlara teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: “Bu anlamlı etkinliğe ev sahipliği yaptığı için Sayın Hasan Mandal’a ve zirvenin düzenlenmesine katkıda bulunan herkese en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Bugünkü zirvenin, paslanmaz çelik sektöründeki yeni teknolojileri ele almak ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik vizyonumuzu paylaşmak açısından değerli bir fırsat olmasını diliyorum.”
“Zirvede Ortaya Çıkan Fikirlerin Somut İş Birliklerine Dönüşmesini İstiyoruz”

PASSAD Genel Sekreteri Dr. Erdem Şireli, zirvenin sektör ile akademi arasındaki iş birliklerini güçlendirmede önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Geçen yıl düzenlenen ilk zirvede 100’den fazla şirketten 467 katılımcının bir araya geldiğini hatırlatan Şireli, etkinliğin sektörün ortak ihtiyaçlarını belirleme ve çözüm geliştirme açısından önemli kazanımlar sağladığını ifade etti.
Şireli, “Geçtiğimiz yıl düzenlediğimiz ilk zirvede 100’den fazla şirketten 467 katılımcıyı bir araya getirdik. Bu buluşma, sektörümüzün birbirini dinlemeye ve ortak çözümler geliştirmeye ne kadar ihtiyaç duyduğunu gösterdi. İlk zirvede dile getirilen görüş ve beklentiler, bu yılki programımızın şekillenmesinde de yol gösterici oldu. PASSAD olarak geçtiğimiz bir yıl içinde eğitimden üniversite iş birliklerine kadar farklı alanlarda önemli adımlar attık. Bizim için önemli olan, bu çalışmaların birbirini tamamlaması ve zirvede ortaya çıkan bir fikrin daha sonra bir eğitime, araştırmaya veya sektörün ortak bir çalışmasına dönüşebilmesi. Bu yıl Türkiye’de paslanmaz çelik sektörünün yakın gelecekteki dönüşümünü ele alırken rekabet koşullarından dış ticarete, karbon düzenlemelerinden yeni kullanım alanlarına ve insan kaynağına kadar pek çok başlığı geniş bir perspektifle değerlendirme fırsatı bulduk. Bir üreticinin burada dile getirdiği ihtiyacın bir akademisyenin araştırmasına ya da bir öğrencinin meslek tercihine yön verebilmesini son derece değerli buluyoruz” dedi.
“Paslanmaz Çeliği Artık Stratejik Bir Malzeme Olarak Değerlendirmeliyiz”
İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve teknolojik değişimlerin paslanmaz çelik sektörünün önemini artırdığına dikkat çekti. Mandal, sektörün geleceğinde yüksek katma değerli üretim, sürdürülebilirlik ve dijitalleşmenin belirleyici olacağını belirterek üniversite-sanayi iş birliğinin önemini vurguladı.
Mandal, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Dünyada jeopolitik dengelerin yanı sıra jeoekonomik ve jeoteknolojik gelişmelerin giderek daha fazla belirleyici olduğu bir dönemden geçiyoruz. Küresel ticaret dinamiklerinin, stratejik ham maddelerin ve teknolojiye dayalı rekabetin önem kazandığı bu ortamda paslanmaz çeliği yalnızca bir metalin ötesinde, stratejik bir malzeme olarak konumlandırmamız büyük önem taşıyor. Sektörün geleceğini şekillendirecek üç temel alan görüyorum. Bunlardan ilki bilgi, bilim ve teknolojiye dayalı yüksek katma değerli üretim; ikincisi sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm; üçüncüsü ise yapay zekâ ve dijital teknolojiler. Bu üç alandaki dönüşümün başarısını belirleyecek ortak unsur ise nitelikli insan kaynağı olacak. Üniversitelerin, bilgi aktarımının ötesine geçerek değişen teknolojilere uyum sağlayabilecek yetkinlikleri kazandıran kurumlar rolünü üstlenmesi gerekiyor. Bu dönüşüm sürecini başarıyla yönetmek ise ancak üniversite ve sanayi iş birliğinin güçlü bir şekilde tesis edilmesiyle mümkün olacaktır. Sektörle üniversiteler arasındaki iş birliğini eğitimden araştırmaya ve teknoloji geliştirmeye kadar genişletmeliyiz. İTÜ olarak sektörün ortak ihtiyaçlarına çözüm üretmek ve bu iş birliklerinde sorumluluk üstlenmek için hazırız.”
Zirve çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda, Türkiye paslanmaz çelik sektörünün gelişimini şekillendiren ekonomik ve ticari dinamikler kapsamlı biçimde değerlendirildi. Küresel tedarik zincirinde yaşanan değişimler, yeni pazarlara yönelik fırsatlar ve sektörün uluslararası rekabet gücünü belirleyen faktörler üzerinde duruldu. Ayrıca paslanmaz çeliğin farklı sektörlerdeki kullanım alanları ve son kullanıcıların değişen beklentileri de gündemin öne çıkan konuları arasında yer aldı.




