Metro Türkiye, Türk mutfağının yerel değerlerini korumak ve geleceğe taşımak amacıyla sürdürdüğü “Yerelin İzinde” projesinin 11. durağında rotasını Akdeniz’in zengin su ürünleri çeşitliliğini keşfetmek için Adana’nın Karataş ilçesine çevirdi. Akyatan Lagünü’nde geleneksel dalyan balıkçılığından bölgeye özgü mavi yengeç avcılığına, kefal hasadından kırmızı karidesin tanıtımına uzanan benzersiz bir deneyim yaşatan bu özel yolculuk, Gastronometro Yönetici Eğitmen Şefi Murat İlke Özipek’in Akdeniz su ürünleriyle hazırladığı tadım menüsüyle unutulmaz bir gastronomi deneyimine dönüştü.
28.10.2026 - Metro Türkiye, yerel ürünlerin ardındaki coğrafyayı, üretici emeğini ve geleneksel üretim bilgisini odağına alan “Yerelin İzinde” projesinin yeni durağında, ülkemizin zengin su ürünleri potansiyelini ve saklı lezzet hazinelerini keşfetmek üzere bu kez Akdeniz’e yelken açtı. Adana’nın Akdeniz'e açılan kıyısındaki Karataş bölgesini merkezine alan bu yolculuk; geleneksel balıkçılık geleneği ve biyoçeşitliliğiyle öne çıkan Akyatan Lagünü ve bölgede ekonomik değere dönüştürülen deniz ürünleriyle sıra dışı bir lezzet keşfi sundu. Kırmızı karides, mavi yengeç, lagos ve kıl kuyruk mercan balıkları başta olmak üzere Akdeniz lezzetlerini daha çok tanıtmayı hedefleyen buluşma, lezzet dolu bir gastronomi deneyimi yaşattı.
Yılmaz: Denizlerimizin Zenginliğini Korumanın Yolu Sorumlu ve Sürdürülebilir Balıkçılıktan Geçiyor
Mutfak kültürümüzü korumak ve gelecek nesillere aktarmak için öncelikle tariflerimizin temelini oluşturan malzemelerin sürdürülebilirliğini sağlamamız gerektiğini vurgulayan Metro Türkiye Gıda Kategori Grup Müdürü Seçil Yılmaz, “Biliyoruz ki sahip olduğumuz kadim hazinenin arkasında yerel ürünlerimiz ile birlikte üretim geleneklerimiz, doğayla kurduğumuz ilişki ve kuşaklar boyunca aktarılan çok kıymetli bir bilgi birikimi var. Yerelin İzinde projemizle Karataş gibi üretim kültürü açısından kıymetli bölgeleri odağımıza alarak bu değerlerin izini kaynağında sürüyor; yerel üreticilerin emeğini desteklemeyi, bu ürünlerin profesyonel mutfaklarda daha fazla yer bulmasını sağlamayı ve üreticiden şefe uzanan bağı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Denizlerimizin sunduğu kaynağın sınırsız olmadığının bilincindeyiz. Bu kaynaklardan bugün yararlanırken yarın da aynı çeşitliliği sürdürebilmenin koşullarını oluşturmak zorundayız. Bu farkındalıkla sorumlu ve sürdürülebilir balıkçılık anlayışını benimsiyoruz ve doğrudan kaynağından tedarik, izlenebilirlik, yasal dönem ve asgari boy sınırlarına uygunluğu balık kategorisindeki temel önceliklerimiz arasında görüyoruz” dedi.
Özipek: İyi Bir Tabağın Başlangıç Noktası, Malzemeyi Doğru Tanımaktır
Akdeniz’in sunduğu zengin deniz ürünlerinden ilham alarak hazırladığı tadım menüsüyle davetlilere unutulmaz bir lezzet deneyimi yaşatan Şef Murat İlke Özipek ise şunları söyledi: “Karataş; kırmızı karidesinden mavi yengecine, istilacı balıklarından kefaline kadar bir şef için çok kıymetli bir ürün çeşitliliği sunuyor. Bu menüyü hazırlarken önceliğimiz, yörenin kendine özgü su ürünlerini diğer coğrafi işaretli ürünleriyle bir araya getirerek bölgenin yerel değerlerini yansıtan bir menü oluşturmak ve malzemenin kendine özgü lezzetini doğru teknikler ve dengeli eşlikçilerle ortaya çıkarmak oldu. Ürünün hangi mevsimde, hangi koşullarda hasat edildiğini ve nasıl işlendiğini bilmek, mutfaktaki tercihlerimizi de doğrudan şekillendiriyor. Benim için iyi bir tabağın temelinde, malzemeyi doğru tanımak ve onun en iyi halini ortaya çıkarmak yatıyor.”
Akyatan Lagünü’nden Sofraya...
Katılımcılar, Akyatan Lagünü’nde kayıklarla düzenlenen gezide bölgenin zengin ekosistemini ve kuşaklar boyunca aktarılan balıkçılık geleneğini yakından tanıma fırsatı buldu. Gezinin öne çıkan konularından biri ise istilacı bir tür olan mavi yengeç oldu. Akyatan'da ticari olarak değerlendirilen ve yüksek ihracat potansiyeli taşıyan mavi yengecin, kontrollü ve mevzuata uygun avlanma yöntemleriyle yerel balıkçılık için nasıl değerli bir ekonomik kaynağa dönüştürüldüğü paylaşıldı. Programın devamında katılımcılar, lagünün Akdeniz'e bağlandığı noktada gerçekleşen geleneksel kefal hasadını yerinde izledi. Balıkların mevsimsel hareketlerine ve doğal geçiş yollarına dayanan dalyan balıkçılığının işleyişi, bölge üreticilerinin doğa koşullarına ilişkin yıllar içinde edindiği derin gözlem ve deneyimin önemini gözler önüne serdi.
Lagün gezisinin ardından su ürünlerinin işlendiği tesise geçen katılımcılar; ürünlerin muhafazası, paketlenmesi ve pazara ulaştırılması süreçlerini detaylıca inceledi. Akdeniz’in karakteristik balıklarının yanı sıra beyaz jumbo karides, kırmızı karides, kalamar ve sübye gibi Karataş'ın mevsimsel deniz ürünleri hakkında da bilgi aldı. Böylece bölgenin lezzet çeşitliliği ile bu ürünlerin profesyonel mutfaklara ulaştırılmasında doğru ve sorumlu tedarik süreçlerinin kritik rolü yerinde incelendi. Bu ürünler arasında özellikle kendine has yoğun aroması, dünya mutfaklarındaki yüksek gastronomik potansiyeli ve bölge ekonomisine sağladığı katkıyla öne çıkan kırmızı karides dikkat çekti. Türkiye'de sınırlı sayıda noktada erişilebilen bu özel türü raflarına taşıyan Metro Türkiye, profesyonel mutfakları ülkemizin saklı lezzetleriyle buluşturuyor.
Lagünden üretimhaneye uzanan bu keşif dolu saha programı, özel bir gastronomi deneyimiyle tamamlandı. Şef Murat İlke Özipek, gün boyunca kaynağında incelenen Akdeniz su ürünlerini farklı mutfak teknikleri ve uyumlu lezzetlerle yorumlayarak davetlilere unutulmaz bir tadım menüsü sundu. Trio Meze Tabağı’nda sunulan Pane Kefal Yumurtası & Tarator Sos, Kıl Kuyruk Mercan & Kiraz Domates Turşusu ile Akya Pastırma, Uykuluk ve Tarama üçlüsü bölgenin lezzet hafızasını modern bir kurguyla tabağa taşıdı. Menüde Akdeniz’in gastronomik değeri yüksek iki özel kabuklusu başrolde yer aldı; Kırmızı Karides Crudo Yeşil Elma Terrine taze aromaları buluştururken, Konfit Mavi Yengeç ise Choron Sos ve Tempura Ebegümeci eşliğinde sunuldu. Karataş’ın simge ürünlerinden Kırmızı Karides bu kez Kebap kurgusu ve Tablacı Salatası yorumuyla yerel mutfak kültürüne gönderme yaparken, ana yemekte sunulan Pose Lagos ise Köz Mısır Püresi ile tamamlandı. Gastronomi deneyimi, Taş Kadayıf Helva ile Kadayıf İncir ve Kireçte Kabak ikilisinden oluşan geleneksel tatlı dokunuşlarıyla sona erdi.

