Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray, enerji alanında verimlilik odaklı büyümenin Türkiye’nin çok boyutlu enerji hedefleri açısından önemli bir stratejik fırsat sunduğunu vurguladı. 5–11 Ocak Enerji Verimliliği Haftası dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Güray, daha verimli bir enerji sisteminin enerji ithalatı yükünü hafifleterek arz güvenliğinin güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.
Artan enerji talebinin daha yüksek verimlilik ve katma değer üreten çözümlerle yönetilmesinin; enerji güvenliği, ithalatın azaltılması, rekabetçi bir enerji yapısının oluşturulması ve sürdürülebilir dönüşüm hedefleri açısından kritik önemde olduğunu belirten Güray, enerji verimliliğine yönelik farkındalığın son dönemde artmasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Enerji talebini daha nitelikli ve verimli bir yapıya taşıyacak strateji ve yatırımların, sürdürülebilir bir enerji geleceği için her açıdan büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
“Daha verimli bir enerji sistemi, arz güvenliği ve emisyon azaltımı açısından kilit rol oynayacak”
Bora Şekip Güray, IICEC tarafından 2025 yılında yayımlanan ve sektörde bir ilk olma özelliği taşıyan “Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü” çalışmasında, enerji sisteminde verimlilik artışıyla elde edilebilecek çok boyutlu kazanımların analitik bir çerçevede ele alındığını aktardı. Güray, Verimli Büyüme Senaryosu’nda fayda-maliyet çarpanının 4,5 gibi dikkat çekici bir seviyeye ulaştığını belirterek, “Enerji verimliliğine yapılan her 1 milyar dolarlık yatırım, fosil yakıt ithalatında ve emisyonlarda azalma sağlayarak yaklaşık 4,5 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli yaratıyor. Daha verimli bir enerji sistemi, ithalat yükünü azaltarak enerji arz güvenliğinin güçlenmesine önemli katkı sunuyor” dedi.
“Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü Raporu”na göre, 2053 yılına kadar Verimli Büyüme Senaryosu, Baz Senaryo ile aynı ekonomik çıktıyı yüzde 21 daha düşük enerji tüketimiyle sağlayabiliyor. Güray, bu durumun Türkiye’nin kişi başına enerji tüketimi yüksek, enerji yoğunluğu düşük olan bazı OECD ülkeleriyle arasındaki farkı daha hızlı kapatmasına olanak tanıdığını belirterek, bunun rekabetçilik ve ekonomi açısından raporun öne çıkan bulgularından biri olduğunu söyledi. Aynı senaryoda emisyonların daha erken bir dönemde zirveye ulaşmasının ise iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerine önemli katkı sunduğuna dikkat çekti.
“Finansmanın artırılması ve çeşitlendirilmesi kritik önem taşıyor”
Türkiye’de enerji verimliliği alanında son yıllarda kaydedilen ilerlemeleri olumlu bulduklarını dile getiren Bora Şekip Güray, Türkiye’nin enerji yoğunluğunu azaltma performansıyla OECD ülkeleri arasında öne çıktığını ifade etti. Bu başarının sürdürülebilmesi için yeni gelişim alanlarına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Güray, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 2024 yılı başında açıklanan Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve Eylem Planı’nın önemli bir yol haritası sunduğunu söyledi. Güray, plan kapsamında 2030 yılına kadar enerji verimliliğine 20,2 milyar dolarlık yatırım hedeflendiğini hatırlatarak, sanayi başta olmak üzere enerji tüketen sektörlerde artan farkındalıkla birlikte, enerji verimliliği yatırımlarına daha fazla ve daha çeşitlendirilmiş finansman çekilmesini sağlayacak model ve iş birliklerinin geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti.
“Enerji talebinin en büyük kısmı binalarda ısıtma ve soğutmadan kaynaklanıyor”
Enerji talebini sektörler ve alt kırılımlar bazında analiz ettiklerinde, en yüksek talebin binalarda ısıtma ve soğutma kaynaklı olduğunu gördüklerini ifade eden Bora Şekip Güray, toplam talebin yaklaşık beşte birinin bu alandan geldiğini söyledi. Güray, bunu yüzde 18’er payla enerji yoğun sanayi ve karayolu ulaşımının izlediğini, karayolu yük taşımacılığı ile binalarda elektrikli ev aletleri ve aydınlatmanın da eklendiğinde toplam enerji talebinin yaklaşık yüzde 70’inin bu beş alandan kaynaklandığını aktardı. Özellikle eski konut stokunda, yakıt verimliliği düşük taşıtlarda ve sanayi yapısında ciddi bir verimlilik potansiyeli bulunduğunu da sözlerine ekledi.
“Artan elektrik talebinin verimli arz ve talep yönetimiyle karşılanması gerekecek”
Elektrik enerjisinin enerji sistemindeki payının hem dünyada hem de Türkiye’de hızla arttığını belirten Bora Şekip Güray, bugün nihai enerji talebinin yaklaşık beşte birini oluşturan elektriğin payının önümüzdeki 25–30 yıl içinde yüzde 50 seviyelerine ulaşabileceğini öngördüklerini söyledi. Kişi başına elektrik tüketiminin hâlen OECD ortalamasının yarısı düzeyinde olduğuna dikkat çeken Güray, nüfus artışı, şehirleşme, sanayi üretimi, dijitalleşme ve mobilite gibi pek çok dinamiğin talep artışını desteklediğini vurguladı.
Elektrikli araçların yaygınlaşması, veri merkezlerine yönelik artan talep, klima kullanımlarındaki yükseliş ve ısı pompası teknolojilerinin gelişimiyle birlikte Türkiye’nin elektrik talebinin daha çeşitlenmiş bir yapıya doğru evrildiğini belirten Güray, büyüyen ve farklılaşan bu talebin hem güvenli hem de verimli biçimde karşılanmasının kritik olacağını ifade etti. Rekabetçi ve sürdürülebilir üretim portföyleri, iletim ve dağıtım şebekelerinin verimliliği ve esnekliği, talep tarafı yönetimi ile ısıtma, soğutma ve aydınlatmada daha yüksek verimli ekipmanların kullanımının önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacağını söyleyen Güray, veri analitiği ve dijitalleşmenin sunduğu imkânları da enerjide verimli büyüme açısından önemli bir fırsat olarak gördüğünü dile getirdi.




