Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen Türkiye Plastik Atık Çalıştayı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla İstanbul’da başladı. Plastik kirliliğinin önlenmesi, atıkların azaltılması, plastiklerin yeniden ekonomiye kazandırılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesine yönelik politika ve çözüm önerilerinin ele alındığı çalıştayda, Türkiye’nin sürdürülebilir üretim ve ticaret politikaları da gündeme geldi. Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, sürdürülebilirlik ve çevreyle ilgili önceliklerin artık uluslararası ticaretin merkezine yerleştiğini belirterek, Türkiye’nin plastik üretimindeki güçlü konumunu çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu biçimde geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
“Sürdürülebilirlik ve çevreyle ilgili öncelikler uluslararası ticaretin merkezine yerleşti”
Sürdürülebilirlik ve çevre politikalarının küresel ticarette giderek daha belirleyici hale geldiğini ifade eden Tuzcu, ülkelerin ticaret politikalarını çevresel dönüşümden bağımsız şekilde oluşturmasının artık mümkün olmadığını söyledi. Plastik atıkların kullanımından izlenmesine, geri kazanımından yeniden üretim süreçlerine dahil edilmesine kadar bütün aşamaların ticaret politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tuzcu, Avrupa Birliği’nin döngüsellik alanındaki eylem planlarının da Türkiye açısından önemli bir referans oluşturduğunu vurguladı.
Tuzcu, “Sürdürülebilirlik ve çevreyle ilgili öncelikler artık ticaretin, özellikle de uluslararası ticaretin merkezine yerleşmiş durumda. Bu konuları ihmal ederek ticareti planlamak mümkün değil. Plastik atıkların nasıl kullanıldığı, nasıl izlendiği ve ekonomiye nasıl kazandırıldığı da ticaretin doğasından bağımsız değerlendirilemez. Bunun yanı sıra Avrupa Birliği’nin döngüsellik konusunda hazırladığı eylem planlarını da dikkate almamız gerekiyor. Türkiye’nin de küresel ticarette yaşanan bu dönüşümü dikkate alarak üretim ve ticaret politikalarını sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu hale getirmesi büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.
“Plastik atıkların ekonomiye ve sanayiye kazandırılması büyük önem taşıyor”
Türkiye’nin plastik üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu belirten Tuzcu, bu güçlü üretim kapasitesinin sürdürülebilirlik perspektifiyle yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle sektörün kullandığı birincil ve ikincil plastik ürünlerin doğru biçimde planlanması ve izlenmesinin önemine dikkat çeken Tuzcu, geri kazanılan plastiklerin yeniden ekonomiye ve sanayiye kazandırılmasının hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.
“Türkiye, dünyanın en önemli plastik üreticilerinden biri. Avrupa Birliği içerisinde de ikinci büyük plastik üreticisi konumundayız. Bu nedenle özellikle sektörün kullandığı birincil ve ikincil plastik ürünlerin doğru şekilde planlanması, izlenmesi ve yeniden ekonomiye ve sanayiye kazandırılması büyük önem taşıyor. Burada sanayinin ihtiyaçlarını gözetirken aynı zamanda çevresel beklentileri de karşılayabilecek bir kapasite oluşturmamız gerekiyor. Küresel ölçekte çevre ve sürdürülebilirlik alanında ortaya çıkan beklentilere uyum sağlayabilecek bir üretim ve ticaret yapısını güçlendirmeliyiz.”
Tuzcu, Türkiye’nin plastik sektöründeki üretim gücünü korurken çevresel sürdürülebilirlik kriterlerini de üretim ve ticaret süreçlerinin temel unsurlarından biri haline getirmesi gerektiğini belirtti. Plastik atıkların yalnızca bir atık olarak değil, uygun yöntemlerle işlendiğinde ekonomik değere dönüştürülebilecek ikincil bir hammadde olarak değerlendirilmesinin döngüsel ekonomi açısından kritik önem taşıdığını kaydetti.
Firmalar yeşil dönüşüm sürecine hazırlanıyor
Ticaret Bakanlığı'nın Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı’na uyum kapsamında Türk firmalarının dönüşüm sürecine hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirten Tuzcu, plastik atıkların kullanımı ve ithalatına ilişkin düzenlemelerin de bu kapsamda ele alındığını söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile diğer ilgili kurumlarla yakın iş birliği içinde çalıştıklarını ifade eden Tuzcu, sanayi ve ticaret politikalarının artık yalnızca üretim ve ihracat hedefleri üzerinden şekillendirilemeyeceğini vurguladı.
“Ticaret Bakanlığı olarak özellikle Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı’na uyum kapsamında firmalarımızı bu sürece hazırlamak üzere çalışmalar yürütüyoruz. Plastik atıkların kullanımı ve ithalatına ilişkin çeşitli düzenlemeler ve önlemler aldık. Bu süreçte Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve ilgili kurumlarımızla yakın bir çalışma yürütüyoruz. Çünkü sanayi ve ticaret politikalarının yalnızca ‘üretelim ve ihraç edelim’ yaklaşımı üzerine kurulması artık mümkün değil. Üretim yaparken, plastik atıkları kullanırken ve ticaret süreçlerini yürütürken çevresel sürdürülebilirlik kriterlerine uyum sağlanması gerekiyor.”
Tuzcu, Bakanlık olarak firmaların çevresel sürdürülebilirlik alanındaki kapasitelerini geliştirmelerine katkı sağladıklarını ve Avrupa Birliği’nin plastik atıklarla ilgili mevzuatı başta olmak üzere uluslararası düzenlemelere uyumlu bir dönüşüm sürecini desteklediklerini ifade etti.
“Biz de firmalarımızın bu alandaki kapasitesini geliştirmelerine katkı sağlıyoruz. Avrupa Birliği’nin plastik atıklarla ilgili mevzuatı başta olmak üzere ilgili düzenlemelere uyumlu bir şekilde süreci yönlendirmeye çalışıyoruz. Gerçekleştirilecek çalıştaylarda da Ticaret Bakanlığı olarak bu alandaki katkılarımızı hem ben hem de çalışma arkadaşlarımız aktaracağız. Buradaki temel hedefimiz, firmalarımızın dönüşüm sürecini yalnızca bir yükümlülük olarak değil, aynı zamanda yeni fırsatlar yaratabilecek bir süreç olarak değerlendirmelerini sağlamak. Sürdürülebilir üretim ve ticaret kapasitemizi artırarak küresel pazarlardaki rekabet gücümüzü korumak istiyoruz.”
“İyi uygulama örnekleriyle süreci ileri taşımamız çok önemli”
Türkiye’nin dünyanın önemli plastik üreticileri arasında yer almasının yanı sıra plastik atık ithalatında da önemli bir konumda bulunduğunu belirten Tuzcu, bu alandaki politikaların etkin biçimde uygulanmasının önemine dikkat çekti. Plastik atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması sürecinde doğru politikaların yanı sıra iyi uygulama örneklerinin de yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Tuzcu, Ticaret Bakanlığı olarak Sıfır Atık Vakfı ile iş birliğini sürdüreceklerini söyledi.
“Türkiye, dünyanın en büyük plastik üreticilerinden biri olmasının yanı sıra plastik atık ithalatı konusunda da önemli bir konumda. Dolayısıyla bu süreci doğru politikalar ve iyi uygulama örnekleri üzerinden ilerletmemiz büyük önem taşıyor. Ticaret Bakanlığı olarak Sıfır Atık Vakfı ile birlikte bu alandaki çalışmalara öncelik vereceğiz. Amacımız, plastiklerin ekonomiye yeniden kazandırılması, döngüselliğin güçlendirilmesi ve çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle ticaret politikalarının birbiriyle uyumlu hale getirilmesi. Türkiye’nin sahip olduğu sanayi altyapısını ve üretim kapasitesini bu dönüşümün önemli bir avantajına dönüştürmek istiyoruz.”
COP31 Türkiye için küresel fırsat olacak
Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak olmasının sürdürülebilirlik, çevre ve ticaret arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Tuzcu, Türkiye’nin bu platformu etkin biçimde kullanmayı hedeflediğini söyledi. COP31’in yalnızca iklim değişikliği gündeminin ele alındığı bir organizasyon olmayacağını, ticaret ve sürdürülebilir üretim konularının da uluslararası gündemde daha güçlü şekilde yer bulacağını ifade etti.
"Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na, yani COP31’e ev sahipliği yapacak olması da bu açıdan son derece önemli. Sürdürülebilirlik, çevre ve ticaret ilişkisi açısından bu organizasyona ev sahipliği yapmamız, Türkiye’nin bu alanda öncü bir ülke olduğunu ortaya koymamız açısından önemli bir fırsat. Ticaret Bakanlığı olarak COP31 kapsamında diğer ülkelerin ticaret bakanlarıyla birlikte çevre ve ticaret oturumları gerçekleştireceğiz. Aynı zamanda iş dünyasıyla birlikte çevre ve döngüsellik konularında çeşitli etkinlikler düzenleyeceğiz. Özel sektörümüz de kendi iyi uygulama örneklerini bu platformlarda paylaşacak.”
“Ticareti COP31 gündeminin önemli başlıklarından biri haline getireceğiz”
Tuzcu, firmaların sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını uluslararası platformlarda görünür kılmayı amaçladıklarını ifade ederek, “Ticareti COP31 gündeminin önemli başlıklarından biri haline getirmeyi hedefliyoruz. İnşallah bir günü tamamen ‘Ticaret Günü’ olarak planlıyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve diğer sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte özel sektörün katılımını güçlendirecek etkinliklere de liderlik edeceğiz. Birkaç önemli programı özellikle öne çıkaracağız. Bunlardan biri, firmalarımızın sürdürülebilirlikle ilgili raporlamalarını desteklediğimiz ‘Responsible’ programımız; bu program kapsamında yürüttüğümüz çalışmaları ve firmalarımıza sunduğumuz destekleri anlatacağız.” şeklinde konuştu.
Döngüsellik alanındaki düzenlemeler COP31’de paylaşılacak
Tuzcu, döngüsel ekonomi konusunda Türkiye’de yürütülen çalışmaların da COP31 kapsamında uluslararası kamuoyuyla paylaşılacağını belirterek, “Döngüsellik konusunda da önemli çalışmalar yürütüyoruz. Ürünlerin yalnızca birincil ham maddeyle değil, ikincil ham madde içeriğiyle de üretilebilmesine yönelik gerçekleştirdiğimiz düzenlemeleri COP31 kapsamında düzenlenecek etkinliklerde paylaşacağız. Bu çalışmaların hem çevresel sürdürülebilirlik hem de ticaret açısından önemli sonuçlar doğuracağına inanıyoruz. COP31, son yıllardaki en önemli uluslararası etkinliklerden biri olacak. Türkiye’nin bu organizasyona ev sahipliği yapması, sürdürülebilirlik ve çevre politikaları ile ticaret arasındaki bağlantıyı güçlendirmemiz açısından bize çok büyük bir avantaj sağlayacak.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin sorumlu üretim kapasitesini dünyaya göstermek istiyoruz”
Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini sürdürülebilir üretim, sorumlu ticaret ve döngüsel ekonomi alanındaki kapasitesini uluslararası kamuoyuna anlatmak için önemli bir fırsat olarak değerlendirdiğini belirten Tuzcu, “Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirerek Türkiye’nin sorumlu üretim, sürdürülebilir ticaret ve döngüsel ekonomi alanındaki kapasitesini dünyaya göstermek istiyoruz. Küresel ticarette yalnızca üreten değil, sorumlu üreten, çevreye duyarlı üretim gerçekleştiren ve bu anlayışla ihracatını artıran bir Türkiye olduğumuzu ortaya koymak istiyoruz. Bunun için kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi büyük önem taşıyor. Plastik atıkların ekonomiye kazandırılması, döngüselliğin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaştırılması konusunda önümüzde önemli bir fırsat bulunuyor. Türkiye olarak bu dönüşümün yalnızca takipçisi değil, aynı zamanda güçlü aktörlerinden biri olmayı hedefliyoruz.” dedi.
