DEİK Başkanı Nail Olpak, 2026 yılı ikinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi. Olpak, Türkiye ekonomisinin küresel belirsizliklere rağmen büyümesini sürdürmesinin önemli olduğunu belirterek, "Ne kadar büyüdüğümüz kadar, nasıl büyüdüğümüz de değerli. Net dış talebin büyümeye pozitif katkı vermesi önemli. Sürdürülebilir büyümenin yolu; yatırımın ve ihracatın büyümedeki ağırlığını artırmaktan geçiyor" dedi.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Olpak şunları söyledi:

"Küresel ekonomide jeopolitik risklerin, ticaret politikalarındaki değişimlerin ve belirsizliklerin büyüme üzerindeki etkisini sürdürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Türkiye ekonomisinin bu zorlu küresel konjonktür içerisinde büyümeye devam etmesini önemli buluyoruz.

Yılın ilk çeyreğindeki yüzde 2,6 büyümenin ardından ekonomimiz ikinci çeyrekte yüzde 2,3 büyüdü. Sektörel kompozisyonda yüzde 13,3 ile tarım ve yüzde 8,6 ile bilgi ve iletişim sektörleri öne çıkarken, ilk çeyrekte negatif büyüyen sanayi sektörünün yüzde 2,4 ile yeniden pozitife dönmesini üretim kapasitemiz açısından olumlu değerlendiriyor, net dış talebin de büyümeye pozitif katkı vermesini değerli buluyoruz. Finansman maliyetlerinin etkisinin yoğun hissedildiği inşaat sektöründeki yüzde 1,9'luk daralma bir başka başlık.

GAİB Koordinatör Başkanı Mete Akcan'dan 30 Ağustos Mesajı: "Büyük Zafer, Bağımsızlık İrademizin Ölümsüz Simgesidir"
GAİB Koordinatör Başkanı Mete Akcan'dan 30 Ağustos Mesajı: "Büyük Zafer, Bağımsızlık İrademizin Ölümsüz Simgesidir"
İçeriği Görüntüle

"Dış ticarette rekabet koşulları zorlaşıyor"

Dış ticaret tarafındaki görünüm üzerinde durmamız gereken bir alan. 2025 yılının üçüncü çeyreğinden bu yana negatif seyreden mal ve hizmet ticaretinin ikinci çeyrekte de yüzde 3,4 daralması, dış ticaretimizin karşı karşıya olduğu rekabet koşullarını ortaya koyuyor.

Artan jeopolitik riskler ve enerji maliyetlerinin yanı sıra küresel ticarette güçlenen korumacılık ve tarife politikaları ihracatçılarımız açısından yeni bir rekabet ortamı oluşturuyor. ABD'nin Çin'e yönelik tarife politikalarının ardından Çinli şirketlerin, Türk iş dünyasının önemli pazarları arasında bulunan Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere alternatif pazarlardaki ağırlığını artırması, şirketlerimizin bu pazarlardaki rekabetini daha da yoğunlaştırıyor.

"Nasıl büyüdüğümüze de bakmalıyız"

Büyümenin iç dinamiklerinde de dikkatle izlenmesi gereken göstergeler bulunuyor. Son iki çeyrektir yüzde 5'in üzerinde büyüyen hane halkı tüketiminin bu dönemde yüzde 3,5'a inmesi ve yatırımların yüzde 0,6 artması, dış koşulların yanı sıra finansman ve iş yapma koşullarının da büyüme performansı üzerinde etkili olduğunu gösteriyor.

Her dönemdeki temel meselemiz ne kadar büyüdüğümüz kadar, nasıl büyüdüğümüz. Büyümenin niteliğini daha fazla güçlendirmeli; yatırımın ve ihracatın büyümedeki ağırlığını daha fazla artırmalıyız.

Yakın zamanda açıklanacak Orta Vadeli Program'ın da bu doğrultuda iş dünyasının finansmana erişimini kolaylaştıran, yatırım iştahını destekleyen, üreticimizin ve ihracatçımızın rekabet gücünü artıran adımları içermesini önemsiyoruz.

"Yeni dönemin rekabet alanı: Güven"

Küresel ekonomide rekabet artık yalnızca fiyat ve maliyet üzerinden yürümüyor. Ülkelerin ve şirketlerin öngörülebilirliği, dayanıklılığı, taahhütlerini yerine getirme kapasitesi ve güvenilir iş ortağı olma niteliği giderek daha belirleyici hale geliyor. Biz bu yeni dönemi 'güven rekabeti' olarak tanımlıyoruz.

Türkiye; güçlü üretim altyapısı, girişimci iş dünyası, stratejik coğrafi konumu ve geniş ticari ilişkiler ağıyla güven rekabetinde önemli avantajlara sahip. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemi, Türkiye açısından yeni yatırımlar ve yeni ihracat pazarları için fırsata çevirmeliyiz.

DEİK olarak 153 İş Konseyimiz ve küresel iş ağımızla yürüttüğümüz ticari diplomasi faaliyetlerimizle Türkiye'nin güvenilir ticaret ve yatırım ortağı konumunu güçlendirmeye devam edeceğiz. Hedefimiz, güven rekabetinde Türkiye'yi daha yukarı taşımak; daha fazla yatırım, daha fazla üretim ve daha yüksek katma değerli ihracatla sürdürülebilir büyümemize katkı sunmak."