DHL Supply Chain Türkiye, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ortaklığında hayata geçirilen elektrikli tır projesiyle lojistik operasyonlarında sürdürülebilir dönüşüm süreci hız kazanıyor. Nisan 2026 itibarıyla teslim edilen üç adet Mercedes-Benz eActros 600 çekici, önümüzdeki beş yıl boyunca aktif olarak kullanılarak operasyonel verimliliğin artırılmasına ve düşük karbon emisyonlu taşımacılık hedeflerine katkı sağlayacak.
20 Mayıs 2026 itibarıyla devreye alınan üç adet Mercedes-Benz eActros 600, Nestlé Türkiye’nin fabrika ile ana deposu arasındaki taşımacılık faaliyetlerinde görev alacak. Proje sayesinde düşük karbonlu taşımacılık modeline geçiş süreci hızlanırken, tedarik zinciri operasyonlarında daha verimli ve sürdürülebilir bir yapı oluşturulması hedefleniyor. Uygulama, üç şirketin ortak sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda geliştirildi.
Ölçeklenebilir ve İlham Veren Bir Dönüşüm
Projeye ilişkin açıklamalarda bulunan Buket Cox, Nestlé Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile gerçekleştirilen iş birliğinin, sürdürülebilirlik odaklı ortak bir yaklaşımın güçlü bir örneğini oluşturduğunu belirtti. Cox, DHL Group’un 2030 stratejisi kapsamında “Tercih Edilen Yeşil Lojistik” hedefi doğrultusunda sürdürülebilir filo yatırımlarını artırdıklarını ifade ederek, yeni nesil lojistik çözümleriyle hem operasyonel verimliliği yükseltmeyi hem de çevresel etkileri azaltmayı amaçladıklarını söyledi.
Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel etkilerle sınırlı değerlendirmediklerini vurgulayan Cox, çevresel, sosyal ve yönetişim ilkeleri doğrultusunda daha yaşanabilir bir gelecek için somut adımlar attıklarını kaydetti. Nestlé Türkiye ile yürütülen iş birliğinin, sürdürülebilir lojistik alanında örnek oluşturacak bir dönüşüme katkı sağlayacağına inandıklarını ifade etti.
Tedarik Zincirinde Entegre ve Sürdürülebilir Yapı
Mehmet Ali Keleş ise, Nestlé Türkiye’nin tedarik zinciri yaklaşımının sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve operasyonel mükemmeliyet odaklı şekillendiğini belirtti. Keleş, mevcut ihtiyaçları karşılarken gelecek nesillerin yaşam kaynaklarını korumanın temel öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti.
DHL Supply Chain Türkiye ve Mercedes-Benz Türk ile geliştirilen proje sayesinde operasyonel süreçlerin daha etkin hale geldiğini belirten Keleş, Nestlé Türkiye’ye özel olarak tahsis edilen elektrikli tırların planlama, esneklik ve operasyonel süreklilik açısından önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Ayrıca düşük karbon emisyonlu taşımacılık modeline geçişte bu araçların stratejik rol üstlendiğini dile getirdi.
Elektrikli Taşımacılıkta Bütüncül Çözümler
Alper Kurt ise elektrifikasyonun artık yalnızca geleceğe yönelik bir vizyon değil, lojistik sektörü için somut bir dönüşüm alanı olduğunu ifade etti. Kurt, geliştirilen yeni nesil batarya elektrikli araçlarla müşterilerin sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunduklarını belirterek, operasyon analizi ve mobilite danışmanlığı gibi çözümlerle elektrikli taşımacılığa geçiş süreçlerini desteklediklerini söyledi.
Mercedes-Benz’in “doğuştan elektrikli” olarak geliştirilen Mercedes-Benz eActros 600 modelinin uzun menzil, gelişmiş batarya teknolojisi ve güvenlik destek sistemleriyle dikkat çektiğini belirten Kurt, DHL Supply Chain Türkiye’ye teslim edilen üç adet çekicinin, şirketler arasındaki iş birliğini önümüzdeki dönemde daha ileri seviyeye taşıyacağına inandıklarını ifade etti.



