İlk ilanlar 8 Mayıs’ta Almanya’da Bild, Polonya’da Rzeczpospolita ve Belçika’da De Tijd gazetelerinde yayımlandı. Önümüzdeki günlerde diğer ülkelerde de yayımlanması planlanan açık mektup serisi, AB’nin en büyük ekonomileri arasında gösterilen Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra kurucu üyelerden Belçika’yı kapsıyor.
“Türkiye-AB İlişkileri Stratejik Zorunluluk”
DEİK, Ocak 2026’da Financial Times’ta yayımlanan ve Türk iş dünyasının AB tam üyelik sürecine desteğini ortaya koyan açık mektubun ardından çalışmalarını genişletti. Hazırlanan yeni mektuplarla Türkiye-AB ilişkilerinin yalnızca ekonomik iş birliği değil, aynı zamanda stratejik bir gereklilik olduğuna vurgu yapılıyor.
Mektuplar, Nail Olpak, Mehmet Ali Yalçındağ ve DEİK Avrupa İş Konseyleri Başkanlarının imzasını taşıyor. Kampanya ile Türkiye’nin AB ile entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılması ve Avrupa’nın stratejik geleceğinde daha güçlü bir konuma taşınması hedefleniyor.
“Tam Üyelik Avrupa İçin de Önemli”
Kampanyaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEİK Başkanı Nail Olpak, açık mektuplarda yalnızca ticari ilişkilerin değil, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin Avrupa’nın stratejik özerkliği ve küresel güvenliği açısından taşıdığı önemin de vurgulandığını belirtti.
Olpak, Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik ortaklık, ekonomik entegrasyon ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ekseninde güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, bunun her iki tarafın da çıkarına olduğunu söyledi. Avrupa’nın rekabet gücünün, güncellenmiş bir AB-Türkiye Gümrük Birliği ile daha da artacağını kaydeden Olpak, kampanyanın özellikle Avrupa’nın en güçlü ekonomilerine sahip ülkeleri hedef almasının stratejik bir tercih olduğunu dile getirdi.
Ayrıca 11 Mayıs Pazartesi günü Belçika Kraliçesi Mathilde’nin katılımıyla düzenlenecek Türkiye-Belçika İş Forumu’nda da bu konunun ana gündem maddeleri arasında yer alacağını ifade etti.
“Türkiye Avrupa’nın Ayrılmaz Bir Parçası”
DEİK Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin mevcut küresel konjonktürde her iki taraf için de hayati önem taşıdığını belirterek, tam üyelik sürecinin yeniden hızlandırılması gerektiğini söyledi.
Yalçındağ, Avrupa’nın yapay zekâ, enerji dönüşümü, tedarik zinciri rekabeti, güvenlik sorunları ve jeopolitik değişimler gibi kritik süreçlerden geçtiğine dikkat çekerek, Türkiye’nin bu yeni dönemde Avrupa’nın stratejik denkleminde önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.
“Paradigma Değişimi” Çağrısı
Açık mektuplarda, Türkiye ile AB ilişkilerinde yeni bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin önündeki mevcut metodolojinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilirken, Türkiye’ye üyelik konusunda net bir perspektif sunulmasının karşılıklı güveni güçlendireceği belirtiliyor.
Mektuplarda ayrıca Avrupa’nın ekonomik rekabetçiliği, stratejik özerkliği ve güvenlik mimarisinin Türkiye’nin tam entegrasyonu ile daha güçlü hale geleceği vurgulanırken, güncellenmiş Gümrük Birliği’nin her iki taraf için de önemli kazanımlar sağlayacağı ifade ediliyor.
Türk şirketlerinin, Avrupa’daki iş ortaklarıyla birlikte yatırım, inovasyon ve uzun vadeli iş birlikleriyle daha güçlü bir Avrupa ekonomisine katkı sunmaya hazır olduğu mesajı da mektuplarda öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.



