Milyon Dolarlık İş Hacmi Var, Tanıtım Bütçesi Yok!
Son dönemde fuarcılık sektöründe en sık duyduğumuz cümlelerden biri şu:
“Bütçemiz yok…”
Peki gerçekten soruyorum; milyon dolarlık iş hacminin döndüğü, yüzlerce firmanın stant kurduğu, binlerce ziyaretçinin beklendiği bir organizasyonda “tanıtım bütçemiz yok” ne demek?
Bir fuar organizasyonu sadece salon kiralamak, stant satmak ve kapıları açmak değildir.
Fuarcılık; insan trafiğini yönetme, doğru alıcıyı doğru firmayla buluşturma ve sektöre hareket kazandırma işidir.
Bugün organizatörlerin büyük bölümü hâlâ eski alışkanlıklarla hareket ediyor.
“Nasıl olsa sektör geliyor…” mantığıyla yapılan fuarcılık anlayışı artık işlemiyor. Çünkü dünya değişti. Rekabet büyüdü. Aynı sektörde, aynı tarihlerde dünyanın farklı ülkelerinde onlarca alternatif fuar düzenleniyor.
Eskiden sektörün tek büyük buluşma noktası olan organizasyonlar bugün ciddi bir rekabetin içinde. Artık firmalar sadece metrekare satın almıyor; yatırımının karşılığını görmek istiyor. Katılımcı firma için mesele yalnızca stant kurmak değil, doğru ziyaretçiyle buluşabilmek.
İşte tam da bu noktada organizatörün tanıtım gücü devreye giriyor.
Böyle bir ortamda reklam bütçesi ayırmadan, dijital pazarlama kullanmadan, medya görünürlüğü oluşturmadan fuar büyütmeye çalışmak; açık konuşmak gerekirse sektörün kendi ayağına sıkmasıdır.
Bugün birçok fuarın satış ekipleri sahada inanılmaz bir mücadele veriyor.
Firma firma dolaşıyorlar…
Telefon trafiği yürütüyorlar…
İkna etmeye çalışıyorlar…
Ama arkalarında güçlü bir tanıtım kampanyası olmayınca satış ekiplerinin işi her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Çünkü artık katılımcı firma şunu soruyor:
“Bu fuara kim gelecek?”
“Yurt dışından alıcı var mı?”
“Ne kadar tanıtım yapıldı?”
“Sosyal medya görünürlüğü ne durumda?”
“Uluslararası medya çalışması var mı?”
Bu soruların cevabı yoksa, yalnızca satış ekibinin çabasıyla fuar büyütmek mümkün değil.
Bazı organizatörler milyonluk dekor bütçeleri ayırırken, tanıtım tarafını hâlâ “masraf kalemi” olarak görüyor. Oysa gerçek şu:
Tanıtım gider değil, yatırımın ta kendisidir.
Sahne ışığına para var, ziyaretçiye yok…
Bugün dünyanın büyük fuar organizasyonlarına baktığınızda; daha fuar başlamadan aylar önce dijital reklamlar, sektör basını iş birlikleri, uluslararası PR çalışmaları, video içerikler ve hedef ülke kampanyaları devreye giriyor.
Çünkü artık fuarcılıkta yarış, salon içinde değil; fuar başlamadan önce başlıyor.
Kim daha görünür?
Kim daha fazla sektörel gündem oluşturuyor?
Kim daha fazla uluslararası alıcıya ulaşıyor?
Asıl rekabet artık burada yaşanıyor.
Çünkü biliyorlar ki;
ziyaretçi gelmezse stant boş kalır,
stant boş kalırsa güven kaybolur,
güven kaybolursa fuarın marka değeri düşer.
En tehlikelisi de şu:
Bazı organizatörler düşen ziyaretçi sayılarını hâlâ görmek istemiyor. Salon dolu olabilir ama koridor boşsa orada ciddi bir problem vardır.
Fuarda boş kalan koridor, organizatörün aynasıdır.
Artık sektör şunu net anlamalı:
“Tanıtım yapmadan fuar büyütme dönemi kapandı.”
Bugün fuarcılıkta en değerli şey metrekare değil, görünürlüktür.
Çünkü görünür olan fuar büyür, yatırım yapan organizasyon kazanır.
Yatırımı yalnızca salona değil; medyaya, dijitale, uluslararası erişime ve ziyaretçi kazanımına yapmayanların önümüzdeki dönemde işi hiç kolay olmayacak.
Çünkü artık sektörün hafızası da değişti.
Katılımcı firma bir fuarın sadece bugününe değil, dijital etkisine, medya görünürlüğüne ve sektörde bıraktığı algıya da bakıyor.
Bir başka gerçek daha var…
Bugün birçok organizasyon, tanıtım bütçesinden kaçarken aslında en büyük zararı kendi markasına veriyor. Çünkü görünmeyen fuar zamanla unutulur. Unutulan fuar ise birkaç yıl sonra sektör takviminden sessizce silinir.
SON SÖZ
Fuarcılıkta artık sadece salonu doldurmak yetmiyor; koridoru hareketlendirmek gerekiyor. Bunun yolu da tanıtımdan, görünürlükten ve doğru pazarlamadan geçiyor.
Bugün hâlâ “bütçe yok” diyerek tanıtımı ikinci plana atan organizasyonlar şunu unutmamalı:
Tanıtıma yatırım yapmayan organizasyon, aslında kendi geleceğinden tasarruf ediyor demektir.
Çünkü fuarcılıkta güçlü olan artık en büyük salonu kiralayan değil; en fazla görünürlüğü oluşturan organizatör olacak.
Ve fuarcılıkta geleceğinden tasarruf edenin sonu genelde hazin olur.