Borsa İstanbul, 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptı. Yıla 11.296,52 puandan başlayan BIST 100 endeksi, yılın ilk işlem haftasında finansal kiralama ve faktoring sektörünün öncülüğünde yüzde 6,11 yükselerek 12.200,95 puanla tüm zamanların en yüksek kapanışını gerçekleştirdi.
Küresel piyasalarda ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine yönelik beklentilerin canlılığını koruması, teknoloji ve yapay zeka şirketlerine ilişkin yüksek değerleme endişelerinin azalması ve petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyonla mücadeleyi destekleyeceği öngörüsü risk iştahını artırıyor. Bu olumlu küresel görünüm, yurt içi piyasalara da yansıdı.
Türkiye’de ekonomi yönetiminin attığı adımlar ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) sıkı para politikası makroekonomik göstergelerde iyileşmeyi beraberinde getirdi. Aralık ayında enflasyon aylık bazda yüzde 0,89 ile beklentilerin altında kalırken, yıllık enflasyon yüzde 30,89’a gerileyerek son 49 ayın en düşük seviyesine indi. Enflasyondaki bu düşüş, TCMB’nin faiz indirimlerine başlayabileceğine yönelik beklentileri güçlendirirken, borsadaki yükselişi de destekledi.
Bölgesel jeopolitik risklerdeki azalma eğilimi ve Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada sergilediği dengeli duruş, yabancı yatırımcıların Türk lirası varlıklara ilgisini artırdı. Bu gelişmelerle birlikte Türkiye’nin borçlanma maliyetleri gerilerken, 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 204,5 baz puana düşerek Mayıs 2018’den bu yana en düşük seviyesine indi.
Cari dengedeki iyileşme de dikkat çekti. Türkiye’nin cari işlemler hesabı ekim ayında 457 milyon dolar fazla verirken, cari denge üst üste dördüncü ayda da pozitif seyrini sürdürdü. Temmuz-ekim dönemini kapsayan dört ayda toplam cari fazla 8 milyar 653 milyon dolara ulaştı.
Stratejist Cüneyt Paksoy, Borsa İstanbul’un 2026 yılının ilk günlerinde TL bazında rekor seviyelere ulaştığını belirtti. 2025 yılının borsa açısından sıkışmanın yoğun yaşandığı bir dönem olduğuna dikkat çeken Paksoy, sınırlı sayıda hissenin endeksin üzerinde getiri sağladığını, değer yatırımcısının ise reel olarak kayıplar yaşadığını söyledi.
2026 yılını “yaraların sarılma dönemi” olarak nitelendiren Paksoy, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ve ekonomik politikaların bilançolar üzerindeki baskısının kademeli olarak azalacağını ifade etti. Enflasyonun baz etkisiyle yılın ikinci çeyreğine kadar yüzde 25-26 seviyelerine gerileyebileceğine işaret eden Paksoy, bu görünümün TCMB’ye politika faizini aşağı çekme alanı sağlayacağını vurguladı.
Türkiye’nin CDS priminin 200 seviyelerine yaklaşmasının, Merkez Bankası rezervlerine yönelik endişelerin azalmasının ve ödemeler dengesindeki risklerin gerilemesinin piyasalar açısından olumlu bir tablo sunduğunu belirten Paksoy, kredi notuna ilişkin olası bir güncellemenin de bu süreci destekleyebileceğini söyledi.
2026 yılında borsanın yolunun uzun olduğunu ifade eden Paksoy, temkinli iyimserliğin öne çıkacağı bir döneme girildiğini belirterek risk yönetiminin önemine dikkat çekti. Gösterge tahvil faizlerinin uzun bir aradan sonra yüzde 40’ın altına, uzun vadeli tahvil faizlerinin ise yüzde 30’un altına gerilemesinin bankacılık hisselerine alım getirdiğini aktaran Paksoy, bu durumun endeksteki yükselişte belirleyici olduğunu dile getirdi.
Bankacılık hisselerinin TL bazlı rekorlar kırdığını hatırlatan Paksoy, holdingler başta olmak üzere diğer sektörlerin de endekse katkı sağladığını, ancak önümüzdeki dönemde bankacılık endeksinin lokomotif olmaya devam edeceğini ve yükselişin genele yayılabileceğini söyledi.
Hisse seçiminde seçiciliğin önemine vurgu yapan Paksoy, özellikle BIST 30, BIST 50 ve BIST 100 kapsamındaki hisselerin öne çıkacağı bir döneme girildiğini belirtti. Yapısal reformların borsada fiyatlanacak en önemli başlık olduğuna dikkat çeken Paksoy, 2026’nın reform ve yapısal dönüşüm yılı olmasının yabancı sermaye girişlerini artırabileceğini ifade etti.
ABD-Türkiye ilişkilerinde yaşanabilecek ilerlemelerin de piyasalara olumlu yansıyacağını dile getiren Paksoy, savunma sanayi, enerji ve stratejik alanlarda atılan adımların orta vadede fiyatlanabileceğini söyledi.
Teknik görünüm açısından değerlendirmelerde bulunan Paksoy, BIST 100 endeksinde kısa vadede 12.300 seviyesinin üzerinde 13.000-13.500 puan bandının hedeflenebileceğini, yıl sonuna doğru ise 15.000-17.000 aralığının gündeme gelebileceğini kaydetti. Kısa vadeli destek seviyelerinin 10.500-10.800 puan aralığında olduğunu belirten Paksoy, 10.000 puanın altına inilmemesinin yükseliş momentumunun korunması açısından kritik olduğunu vurguladı.
BIST 100’ün dolar bazında 271 seviyesinin üzerine çıkmasının önemli olduğuna işaret eden Paksoy, 285 puanın aşılması halinde endeksin 320 dolar seviyelerine kadar yükselme potansiyeli bulunduğunu söyledi. Olası faiz indirimleriyle birlikte sanayi sektöründe de hareketlenme beklediğini ifade eden Paksoy, özellikle sosyal konut ve altyapı projeleri üzerinden taş-toprak ve metal ana sanayi başta olmak üzere birçok sektöre yayılabilecek bir canlanmanın önemli bir katalizör olacağını sözlerine ekledi.



