Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA), Gümrük Birliği’nden kaynaklanan asimetrik yapı nedeniyle Türk kırtasiye ihracatçılarının AB pazarındaki rekabet gücü üzerinde ilave baskı oluşturduğuna dikkat çekti. AB ile Hindistan arasında hayata geçirilen bu anlaşmanın, Türkiye ve kırtasiye sektörü açısından yapısal sonuçlar doğurduğunu vurgulayan TÜKİD, dünya ticaretinin yaklaşık beşte birini ve dünya nüfusunun dörtte birini kapsayan bu ölçekli anlaşmanın, Avrupa ile yoğun ticari ilişkilere sahip üçüncü ülkeler açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İhracatının yaklaşık yüzde 40’ını AB pazarına gerçekleştiren Türkiye için gelişmenin kritik önem taşıdığı belirtilirken, Hindistan’ın AB pazarına erişiminin kolaylaşmasının Türk ihracatçılarının mevcut pazar payı üzerinde ek baskı yaratma potansiyeli taşıdığına işaret edildi. TÜKİD, Türkiye’nin anlaşmanın tarafı olmamasına rağmen sonuçlarından doğrudan etkilendiğini vurgulayarak, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin sanayi ürünlerinde serbest dolaşım sağlarken Türkiye’yi AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının karar alma süreçlerinin dışında bıraktığını hatırlattı.
İhracatçı firmalar açısından rekabet koşulları zorlaşıyor
TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, konuya ilişkin değerlendirmesinde, AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye gibi AB ile güçlü ticari bağlara sahip ülkeler için yalnızca bir ticaret düzenlemesi değil, rekabet dengesini yeniden tanımlayan yapısal bir gelişme olduğunu belirtti. Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yüzde 40’ını AB pazarına gerçekleştirdiğini hatırlatan Keresteci, Hindistan’ın AB pazarına daha avantajlı koşullarla erişiminin özellikle fiyat rekabetinin yoğun olduğu sektörlerde Türk firmalarının pazar payı üzerinde ilave baskı oluşturabileceğini ifade etti.

Keresteci, Gümrük Birliği yükümlülükleri nedeniyle Türkiye’nin AB üzerinden gelen Hindistan menşeli ürünlere gümrük vergisi uygulayamadığını, buna karşın Türkiye ile Hindistan arasında bir serbest ticaret anlaşması bulunmamasının Türk firmalarının Hint pazarına gümrüksüz erişim sağlayamaması sonucunu doğurduğunu dile getirdi. Bu durumun Türkiye açısından yapısal bir rekabet dezavantajı riskini beraberinde getirdiğini belirten Keresteci, Türkiye’nin Avrupa’ya coğrafi yakınlığının önemli bir avantaj olduğunu ancak lojistik altyapının güçlendirilmemesi ve taşıma maliyetlerinin düşürülmemesi halinde, Hindistan’ın düşük maliyetli ve ölçek ekonomisine dayalı üretim yapısının AB pazarında Türkiye’ye kıyasla daha güçlü bir tedarik alternatifi haline gelebileceğini söyledi.
TÜKİD: Pazar çeşitlendirmesi her zamankinden daha kritik
Gümrük Birliği’nin Türkiye’ye teknik mevzuata uyum, üretim süreçlerinin entegrasyonu ve coğrafi yakınlık gibi önemli avantajlar sunduğunu vurgulayan Keresteci, bu unsurların Türkiye’yi AB açısından güçlü bir tedarik ortağı olarak konumlandırmaya devam ettiğini ifade etti. Ancak yeşil ve dijital dönüşüm süreçleri, sınırda karbon düzenlemesi ile AB’nin Hindistan, MERCOSUR ve diğer ülkelerle imzaladığı her yeni serbest ticaret anlaşmasının Türkiye’nin AB içindeki görece ayrıcalıklı konumunu giderek zayıflattığını dile getirdi.
TÜKİD, kırtasiye sektöründe rekabet gücünün korunabilmesi için 2026 döneminde ürün güvenliği, izlenebilirlik, sertifikasyon, sürdürülebilir ambalaj, markalaşma ve dijitalleşme odaklı uyum yatırımlarının hızlandırılmasının kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Dernek ayrıca, Avrupa pazarında artan rekabet baskısına karşı firmaların pazar çeşitliliğine yönelmesinin; Orta Doğu, Afrika, Kuzey Amerika ve Körfez ülkelerinde yeni ihracat fırsatlarının daha güçlü şekilde değerlendirilmesinin önemine vurgu yaptı.



