Çalışanların sağlık sorunları, stres veya tükenmişlik nedeniyle işe gelememesi kadar, iş yerinde bulunmasına rağmen yeterli verim gösterememesi de şirketler için önemli maliyetler yaratıyor. İş dünyasında “absenteizm” ve “presenteizm” olarak tanımlanan bu iki olgu, kurumların performansını ve kârlılığını doğrudan etkileyen görünmez riskler arasında yer alıyor.
Kurumsal esenlik çözümleri sunan Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, 24-30 Haziran Dünya Esenlik Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede, çalışan bağlılığındaki düşüşün şirketler ve küresel ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Çalışan Bağlılığı Tarihi Düşük Seviyelerde
Abacıoğlu, günümüz iş dünyasında çalışanların zihinsel ve duygusal olarak iyi hissetmesinin verimlilik açısından kritik öneme sahip olduğunu belirterek, artan iş yükü, ekonomik belirsizlikler ve stres altında çalışanlardan yüksek performans beklemenin gerçekçi olmadığını söyledi.
Gallup’un 2026 Küresel İş Yeri Raporu’na göre çalışan bağlılığının 2025 yılında yüzde 20 seviyesine gerilediğini aktaran Abacıoğlu, düşük çalışan bağlılığının küresel ekonomiye maliyetinin 10 trilyon dolar seviyesine ulaştığını ve bunun dünya gayri safi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 9’una karşılık geldiğini ifade etti.
Türkiye’deki tabloya da değinen Abacıoğlu, Wellbees tarafından gerçekleştirilen araştırmaların çalışan bağlılığının yüzde 10 seviyelerine kadar düştüğünü gösterdiğini belirtti.
Presenteizmin Maliyeti Daha Büyük
Çalışanların fiziksel olarak iş yerinde bulunmasına rağmen verimli çalışamaması olarak tanımlanan presenteizmin, şirketler açısından sanılandan çok daha büyük maliyetler oluşturduğunu vurgulayan Abacıoğlu, uluslararası araştırmaların da bu durumu doğruladığını söyledi.
Deloitte tarafından yayımlanan araştırmaya göre, Birleşik Krallık'ta kötü ruh sağlığının işverenlere yıllık maliyetinin 51 milyar sterline ulaştığını belirten Abacıoğlu, bu maliyetin yaklaşık 24 milyar sterlinlik bölümünün presenteizm kaynaklı olduğunu kaydetti.
“Çalışan Esenliği Bir İnsan Kaynakları Projesi Değil, İş Stratejisidir”
Melis Abacıoğlu, çalışan esenliğini iş stratejisinin merkezine yerleştiren şirketlerin hem çalışan bağlılığını artırdığını hem de uzun vadeli finansal riskleri azalttığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Bir çalışanın sabah işe başlarken zihnini kaygılardan arındırabilmesi, kendini güvende hissetmesi ve potansiyelini tam olarak ortaya koyabilmesi, günümüz iş dünyasında verimliliği sağlamanın öncelikli adımı. Çalışan esenliğini stratejik bir konu olarak ele alan şirketler, yalnızca çalışan memnuniyetini değil, operasyonel verimliliği ve finansal performanslarını da güçlendiriyor.”
Şirketlere Üç Kritik Öneri
Abacıoğlu, absenteizm ve presenteizm kaynaklı kayıpları azaltmak isteyen kurumlara üç temel öneride bulundu.
İlk olarak şirketlerin psikolojik güvenlik ortamı oluşturması gerektiğini belirten Abacıoğlu, çalışanların stres, tükenmişlik veya motivasyon kaybı yaşadıklarında bunu yöneticileriyle rahatlıkla paylaşabilecekleri bir kurum kültürünün önemine dikkat çekti. Empati odaklı liderlik anlayışının yaygınlaştırılmasının presenteizmin azaltılmasında önemli rol oynadığını ifade etti.
İkinci olarak çalışan esenliğinin veri temelli yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Abacıoğlu, absenteizm oranları, çalışan devir hızı ve memnuniyet verilerinin düzenli olarak takip edilmesinin, sorunların büyümeden tespit edilmesini sağlayacağını söyledi.
Üçüncü öneri olarak ise özellikle hibrit ve uzaktan çalışma modellerinde “bağlantıyı kesme hakkının” kurumsal politikalara dahil edilmesi gerektiğini belirten Abacıoğlu, mesai saatleri dışında yapılan iş iletişiminin sınırlandırılmasının çalışanların zihinsel iyilik halini desteklediğini ifade etti.
Esenlik Yatırımları Rekabet Gücünü Artırıyor
100'ün üzerinde ülkede faaliyet gösteren ve 38 farklı dilde hizmet sunan Wellbees, çalışan esenliğini fiziksel, zihinsel, sosyal ve finansal boyutlarıyla ele alan bütünsel çözümler geliştiriyor. Uzman desteği, etkinlikler, topluluklar, içerik platformları ve veri odaklı analiz araçlarıyla şirketlerin çalışan deneyimini güçlendirmeyi hedefleyen şirket, kurumsal esenliğin geleceğin iş dünyasında stratejik bir rekabet unsuru haline geldiğine dikkat çekiyor.
Dünya Esenlik Haftası kapsamında yapılan değerlendirmeler, çalışan bağlılığı ve psikolojik iyi oluşun artık yalnızca insan kaynakları gündeminin değil, şirketlerin sürdürülebilir büyüme ve rekabetçilik stratejilerinin de merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor.


