Deri ve Deri Mamulleri sektörü, 2025 yılını kapsamlı şekilde değerlendirmek ve 2026 yılına ilişkin beklenti ve hedeflerini paylaşmak üzere bir araya geldi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Deri ve Deri Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı ve İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Güven Karaca’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya, İDMİB Yönetim Kurulu Üyeleri katıldı.

Toplantı kapsamında mikrofonlarımıza konuşan Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, ayakkabı sektörünün son yıllarda karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları, dış ticaret verilerini, Ticaret Bakanlığı’nın attığı adımların sektöre etkisini ve 2026 yılına ilişkin toparlanma beklentilerini değerlendirdi.

TDKD Başkanı Cengiz Sarıgül, “Deri konfeksiyonu, genel daralmaya rağmen pozitif ayrışmayı başardı”
TDKD Başkanı Cengiz Sarıgül, “Deri konfeksiyonu, genel daralmaya rağmen pozitif ayrışmayı başardı”
İçeriği Görüntüle

“Emek yoğun sektörlerde olumsuz süreç 2022’nin sonunda başladı”

Ayakkabı sektöründe yaşanan daralmanın yeni bir gelişme olmadığını vurgulayan Berke İçten, sürecin özellikle 2022’nin son çeyreğinden itibaren belirginleştiğini ifade etti. İçten, “Özellikle 2022’nin son çeyreğinden itibaren, ayakkabı sektörü başta olmak üzere emek yoğun sektörlerin tamamında olumsuz bir sürecin başladığını yaşıyoruz” dedi.

Dış ticaret rakamlarının bu süreci net biçimde ortaya koyduğunu belirten İçten, “2023 yılında uzun yıllar sonra ilk kez dış ticaret açığı verdik ve bu açık yaklaşık 170 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. 2024’te ise dış ticaret açığımız 550 milyon dolara kadar yükseldi” sözleriyle tabloyu özetledi.

“İthalat hız kesti, bu bile bizim için olumlu”

2025 yılına ilişkin değerlendirmesinde, özellikle yılın son bölümünde ithalat cephesinde dengelenme sinyalleri alındığını dile getiren İçten, "2025 yılına baktığımızda, özellikle yılın son bölümünde ithalat tarafında bir denge oluşmaya başladığını görüyoruz. İthalatın hızının yavaşladığını, miktarsal bazda bir miktar gerileme olduğunu, değer bazında ise daha stabil bir seyir izlendiğini söyleyebiliriz.” dedi.

Son yıllarda ithalatın sürekli arttığı bir dönemden geçildiğini hatırlatan İçten, “Son 5-6 yıldır ithalatın sürekli arttığı bir ortamda, ithalatın yatay seyretmesi ve hız kesmesi bile bizim için olumlu bir gelişme” değerlendirmesinde bulundu.

“Ticaret Bakanlığı’nın önlemleri sahada karşılık buldu”

İçten, ithalattaki yavaşlamada Ticaret Bakanlığı’nın aldığı kararların etkisinin net biçimde hissedildiğini vurguladı. “Bu noktada Ticaret Bakanlığımızın aldığı önlemlerin etkisini net şekilde görüyoruz” diyen İçten, geçtiğimiz yıl atılan adımlara dikkat çekti.

Ayakkabı sektörüne yönelik ilave gümrük vergisinin önemli bir kırılma yarattığını belirten İçten, “Geçtiğimiz yıl ayakkabı sektörüne yönelik yüzde 10 ilave gümrük vergisi uygulanarak ithalata bir miktar frenleme yapıldı” dedi. E-ticaret kanalıyla gelen ürünlere yönelik düzenlemelerin de kritik olduğunu vurgulayan İçten, “Yıl içinde yurt dışından, özellikle e-ticaret platformları üzerinden gelen ayakkabıların basitleştirilmiş gümrük beyanı kapsamından çıkarılması ile ithalatı sınırlayıcı önemli bir adım atıldı” ifadelerini kullandı.

“Ham madde düzenlemeleri sektöre nefes aldırıyor”

Bu yılın başında kritik bir ham maddede ilave gümrük vergisinin sıfırlanmasının sektör açısından son derece önemli olduğuna dikkat çeken İçten, “Bu yılın başında ayakkabı sektöründe kritik öneme sahip bir ham maddede ilave gümrük vergisinin sıfırlanması, bakanlığın elindeki enstrümanları kullanarak sektörü desteklemeye devam ettiğini gösteriyor” dedi.

İçten, bu süreçte desteklerini esirgemeyen Ticaret Bakanlığı’na teşekkür ederek, “Bu nedenle Sayın Bakanımıza ve bakanlık bürokratlarımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Yan sanayide birkaç düzenleme daha toparlanmayı hızlandırır”

Yan sanayi tarafında hâlâ çözüm bekleyen bazı başlıklar bulunduğunu ifade eden İçten, bu düzenlemelerin hayata geçmesiyle toparlanma sürecinin hızlanacağını dile getirdi. “Yan sanayi tarafında hâlâ düzenleme bekleyen birkaç ham maddemiz daha var. Bu düzenlemelerin de hızlı şekilde hayata geçirilmesiyle birlikte, ayakkabı sektöründeki aşağı yönlü ivmenin daha hızlı bir toparlanma sürecine gireceğini öngörüyoruz” dedi.

Bu çerçevede 2026 yılına umutla baktıklarını belirten İçten, “2026 yılının, beklentilerimizin gerçekleşmesi halinde toparlanma yılı olacağını, ihracatımızın dengelenmeye başlayacağını düşünüyoruz” değerlendirmesini yaptı.

“E-ihracatla fiyat rekabetini yeniden yakalayabiliriz”

Artan maliyetler nedeniyle Türkiye’nin pahalı bir ülke konumuna geldiğine dikkat çeken İçten, e-ticaret ve e-ihracatın bu noktada önemli bir çıkış yolu sunduğunu vurguladı. “Maliyetlerimiz yükseldi, artık pahalı bir ülke konumuna geldik. Bu nedenle bazı ürün gruplarında yurt dışındaki tüketiciye doğrudan ulaşarak fiyat rekabeti sağlayabileceğimizi görüyoruz” dedi.

E-ihracatın sektör içindeki payına da değinen İçten, “Şu anda e-ihracat oranımız yüzde 25 seviyelerinde. Bunu yüzde 30–35 bandına çıkarabilirsek, ihracattaki kaybı kısmen dengeleyebileceğimizi düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Destekler moral verici, ancak beklentiler sürüyor”

Ticaret Bakanlığı’nın yeni dönemde artırdığı destekleri de değerlendiren İçten, bu desteklerin sektöre önemli bir moral sağladığını belirtti. “Elbette tam anlamıyla yeterli bulduğumuzu söyleyemeyiz. Ancak çok önemli ve sektöre moral veren destekler sağlandı. Psikolojik etkisi dahi yüksek olan bazı düzenlemeler yapıldı” dedi.

Özellikle spor ayakkabı üretiminde yaşanan dönüşüme dikkat çeken İçten, “Ham madde eksikliği nedeniyle bugüne kadar üretim yapamadığımız spor ayakkabılar, bakanlığımızın kararlı duruşu sayesinde artık Türkiye’de üretilebilir hale geliyor. Bu hem yerli markalarımız hem de global markalar için Türkiye’yi cazip bir üretim üssü haline getirecek” diye konuştu.

“Yan sanayi korunmalı değil, rekabetçi olmalı”

Saya ve taban ithalatına ilişkin beklentilerini de dile getiren İçten, bu alanda rekabet eşitliği çağrısı yaptı. “Şu anda Mısır’daki üreticiler, Çin’den getirdikleri saya ve tabanları montajlayarak Türkiye’ye ihraç edebiliyorlar. Biz de aynı haklara sahip olursak bu rekabeti çok daha rahat yapabiliriz. Aynı zamanda Türkiye’deki üreticilerin Mısır’a kaymasının da önüne geçilmiş olur” dedi.

Yan sanayi vergilerinin gözden geçirilmesini olumlu bulduklarını vurgulayan İçten, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Bu, yan sanayinin ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Aksine, yan sanayimizi daha rekabetçi hale getirecek teşvik mekanizmalarına ihtiyacımız var. SSK desteği, enerji desteği ve teknolojik makine yatırımlarına yönelik teşviklerle yan sanayimizi gümrük duvarlarının arkasına saklanan bir yapıdan çıkarıp, dünyayla rekabet edebilen güçlü bir yapıya kavuşturmalıyız.”