Şeffaf plak tedavilerindeki bilimsel ve teknolojik gelişmeler, Aligner Derneği tarafından 20-22 Eylül tarihlerinde Swissôtel Çeşme’de düzenlenen kapsamlı kongrede ele alındı. Türkiye’den ve yurt dışından alanında uzman ortodontistleri, uzman isimleri ve genç hekimleri bir araya getiren kongrede; dijitalleşme, şeffaf plak tedavisindeki yeni yaklaşımlar, ortodontik tedavide başarı kriterleri ve tedaviye erişimin geliştirilmesine yönelik beklentiler değerlendirildi.
Kongrede ayrıca şeffaf plak ve tel tedavisi arasındaki farklar, sosyal medyada paylaşılan şeffaf plak bilgilerinin güvenilirliği ve kişiye özel teşhisin tedavi sürecindeki önemi gündeme geldi. Şeffaf plakların, dijital planlama ile kişiye özel tasarlanan ve takılıp çıkarılabilen bir ortodontik tedavi seçeneği olduğu belirtilirken, tedavi kararının ortodontik problemin türü, hastanın ihtiyaçları ve uzman hekim değerlendirmesi doğrultusunda verilmesi gerektiği vurgulandı.
Çocuklarda ortodontik sorunların erken dönemde fark edilmesi ve tedavi edilmesinin önemine de dikkat çekilen kongrede, erken müdahalenin ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek fiziksel ve psikolojik sorunların önlenmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi.
Ebeveynlerin yüzde 33’ü çocuklarda ortodontik tedavi konusunda bilgi sahibi değil

Aligner Derneği tarafından gerçekleştirilen Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması, toplumda ortodontik tedavi ihtiyacının yüksek olmasına karşın bilgi düzeyinin ve düzenli kontrol alışkanlığının sınırlı olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişinin ortodontik tedaviye ihtiyaç duyduğu tahmin edilirken, düzenli diş hekimi kontrolüne gidenlerin oranı yüzde 36’da kalıyor. Ebeveynlerin yüzde 33’ü ise çocuklarda ortodontik tedavi konusunda hiçbir bilgiye sahip olmadığını belirtiyor.
Aligner Derneği Başkanı ve Ortodonti Uzmanı Dr. Aktan Zeki Çelik, kongrede yaptığı değerlendirmede dijital teknolojilerin ortodontik tedavideki rolüne dikkat çekti. Çelik, “Şeffaf plaklar, ortodontide son yılların en önemli yeniliklerinden biri. Dijital tarama, yapay zekâ destekli tedavi planlaması ve kişiye özel üretim gibi teknolojiler sayesinde ortodontik tedavi çok daha dijital, öngörülebilir ve hasta odaklı bir yapıya kavuşuyor. İstenildiği zaman takıp çıkarılabilen yapısı, estetik avantajları ve günlük yaşamı kolaylaştıran özellikleri de hastaların tedavi sürecindeki konforuna önemli katkı sağlıyor. Dünyada bu alandaki teknolojiler hızla gelişirken, şeffaf plak kullanımı da giderek genişliyor” dedi.
“Çocuklarda şeffaf plak tedavisinin geri ödeme kapsamına alınmasını önemsiyoruz”
Çocuklarda ortodontik sorunların yalnızca estetik açıdan değil, ağız ve diş sağlığını doğrudan ilgilendiren bir sağlık problemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çelik, şeffaf plak tedavisinin çocuklar için de uygun vakalarda önemli bir seçenek sunduğunu ifade etti.
Çelik, “Özellikle çocuklarda ortodontik sorunların erken dönemde fark edilmesi ve uygun tedaviye erişimin sağlanması büyük önem taşıyor. Şeffaf plaklar da uygun vakalarda çocukların ortodontik tedavisinde önemli bir seçenek sunuyor. Bu nedenle çocukların ihtiyaç duydukları tedaviye erişimini kolaylaştırmak amacıyla şeffaf plak tedavisinin geri ödeme kapsamına alınmasını önemsiyoruz. Önümüzdeki dönemde dünyadaki bilimsel ve teknolojik gelişmelerin Türkiye’deki uygulamalara daha hızlı yansıması, hekimlerin bilgi ve deneyiminin güçlenmesi, hastaların doğru tedavi seçeneklerine erişiminin artması için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.
Şeffaf plak bilinirliği artarken doğru bilgi düzeyi sınırlı kalıyor
Türkiye’de Ortodontik Tedavi Algısı ve Farkındalık Araştırması, şeffaf plak tedavisine yönelik bilinirliğin artmasına karşın, tedaviye ilişkin doğru bilgi düzeyinin henüz aynı seviyede olmadığını gösteriyor. Araştırmaya katılanların yüzde 56’sı şeffaf plak tedavisini bildiğini ifade ederken, tedaviyi doğru şekilde tanımlayabilenlerin oranı yüzde 50’de kalıyor. Veriler, şeffaf plak tedavisinin toplumdaki bilinirliğinin arttığını ancak doğru ve kapsamlı bilgiye erişim konusunda gelişim alanı bulunduğunu ortaya koyuyor.
Ortodontik sorunlar çocukların sosyal yaşamını da etkileyebiliyor
Kongrede ortodontik sorunların erken dönemde fark edilmesinin önemine dikkat çekilirken, bu problemlerin çocukların sosyal ve duygusal yaşamlarına da yansıyabileceği belirtildi. Dr. Aktan Zeki Çelik, ortodontik sorunların yalnızca dişlerin görünümü üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Çelik, “Çocukluk ve ergenlik döneminde diş ve çene yapısındaki bozukluklar; çocuğun özgüvenini, akran ilişkilerini ve sosyal yaşamını etkileyebiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu sorunların bazı çocuklarda gülmekten ya da konuşmaktan kaçınmaya, görünümünden rahatsızlık duymaya, kaygıya ve sosyal ortamlardan uzaklaşmaya kadar uzanan sonuçlarla ilişkili olabildiğini gösteriyor. Nitekim 25 çalışmayı kapsayan bir derlemede, araştırmaların yüzde 88’inde maloklüzyon veya yapısal diş anomalileri ile zorbalığa maruz kalma arasında ilişki bildirilmesi de konunun yalnızca estetik olmadığını ortaya koyuyor” dedi.
Erken değerlendirmenin önemine de değinen Çelik, “Ağzı açık uyumak, konuşurken zorlanmak ya da gülerken ağzını kapatmak gibi belirtiler de aileler tarafından önemsenmeli ve gerektiğinde bir ortodontiste başvurulmalı. Erken değerlendirme, olası ortodontik sorunların zamanında tespit edilmesine ve uygun tedavi yaklaşımının belirlenmesine yardımcı oluyor. Bu doğrultuda çocukların 7 yaş civarında ilk ortodontik kontrollerinin yapılmasını önemsiyoruz” ifadelerini kullandı.
Araştırmadan öne çıkan veriler
-
Ortodontik tedaviye ihtiyacı olduğu hekimler tarafından belirtilen kişilerin yalnızca yaklaşık yarısı tedaviye başlıyor.
- Ortodontik tedaviye başlayanların yüzde 61’i fonksiyonel, yüzde 39’u ise estetik nedenlerle tedaviye başladığını belirtiyor.
- Katılımcıların yüzde 50’si ortodontik tedaviyi düşündüğünü veya değerlendirdiğini ifade ediyor.
- Katılımcıların yüzde 56’sı şeffaf plak tedavisini bildiğini söylerken, tedaviyi doğru şekilde tanımlayabilenlerin oranı yüzde 50 seviyesinde kalıyor.
- Şeffaf plak tedavisi görenlerin yüzde 37’si daha önce diş teli tedavisi gördüğünü belirtiyor.
- Şeffaf plak tercihinde günlük hayat ve zaman verimliliği yüzde 37, estetik nedenler ile sosyal ve profesyonel etki ise yüzde 28 oranında belirtiliyor.
- Ortodontik tedavi gören hastaların yaklaşık üçte birini yetişkinler oluşturuyor. Yetişkin hastaların yüzde 85’i tedavi sonucundan memnun olduğunu bildiriyor.
- Çocuklarda dişlerin görünümüne ilişkin estetik kaygıda “çok endişeli” ve “endişeli” yanıtlarının toplamı yüzde 72’ye ulaşıyor.
- Çocuk ve ergenlerde ortodontik tedavi sonrasını inceleyen bir çalışmada, tedavi öncesinde görünümü nedeniyle akranları tarafından alay konusu olan çocukların oranı yüzde 76 iken, tedavi sonrasında çocukların yüzde 96’sı artık alay yaşamadığını ifade ediyor.
- Aynı çalışmada, tedavi öncesinde gülmekten ve konuşmaktan kaçınan çocukların yüzde 90’ı tedavi sonrasında akranlarıyla güvenle konuşabildiğini, yüzde 88’i ise okul performansı ve ders dışı etkinliklere katılımının iyileştiğini belirtiyor.
