Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında düzenlenen Türkiye-ABD Savunma Sanayii İş Birliği Yuvarlak Masa Toplantısını değerlendirdi. Türkiye ile ABD savunma sanayii temsilcilerini aynı masa etrafında buluşturan toplantının, iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini derinleştirecek önemli bir platform oluşturduğunu belirten Olpak, küresel güvenlik ortamında savunma sanayii alanındaki ortaklıkların her zamankinden daha kritik hale geldiğini söyledi.

Tech Istanbul Growth 2026 Başvuruları Başladı
Tech Istanbul Growth 2026 Başvuruları Başladı
İçeriği Görüntüle

Olpak, günümüzün stratejik koşullarının savunma tedariki, üretim kapasitesi ve idame alanlarında daha güçlü iş birliklerini zorunlu kıldığını belirterek, Türkiye'nin sahip olduğu üretim gücünün ABD'nin teknoloji ve tedarik ihtiyaçlarıyla birleşmesinin her iki ülke için önemli bir kazanım sağlayacağını ifade etti.

"Günümüzün stratejik ortamı göz önüne alındığında, artan küresel güvenlik ihtiyaçları; savunma tedariki, endüstriyel kapasite ve idame alanlarında daha derin iş birlikleri için önemli fırsatlar yaratmaktadır. Türkiye'nin gelişmiş üretim kabiliyetlerini, çevik üretim tabanını ve kanıtlanmış savunma sanayi uzmanlığını; Amerikan savunma ekosisteminin teknolojik liderliği ve tedarik ihtiyaçları ile bir araya getirmenin büyük bir değer taşıdığına inanıyoruz. Türk savunma firmaları; üretimi hızla ölçeklendirme, güvenilir tedarik zinciri çözümleri sunma, zorlu askeri standartlarda üretim yapma ve operasyonel gereksinimlere özel ürünler geliştirme yeteneklerini kanıtlamış durumda."

Türkiye ve ABD savunma sanayiinin önde gelen şirketleri Ankara'da buluştu
NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen Türkiye-ABD Savunma Sanayii İş Birliği Yuvarlak Masa Toplantısı'nın, kamu ve özel sektör temsilcilerini aynı platformda bir araya getirdiğini belirten Olpak, toplantıya Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Michael Duffey, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Murat Özyeğin, ATBR Başkanı General James Jones, AmCham Türkiye Başkanı Emre Karter ile Türk ve Amerikan savunma sanayiinin önde gelen temsilcilerinin katıldığını söyledi.

Toplantıda özel sektör temsilcilerinin taleplerinin ve önerilerinin yoğun biçimde ele alındığını belirten Olpak, ABD'nin önde gelen sekiz savunma sanayii şirketi ile Türkiye'nin bu alandaki en yetkin on iki firmasının stratejik iş birliği fırsatlarını kapsamlı şekilde değerlendirdiğini ifade etti.

"DEİK olarak NATO Zirvesi kapsamında, Türkiye-ABD Savunma Sanayii İş Birliği Yuvarlak Masa Toplantımızı, Milli Savunma Bakan Yardımcımız Salih Ayhan, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Michael Duffey, DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanımız Murat Özyeğin, ATBR Başkanı General James Jones, AmCham Türkiye Başkanı Emre Karter ile Türk-Amerikan savunma sanayii ve iş dünyasının önde gelen temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdik. Toplantıda özellikle özel sektörün talep ve önerilerini aktardığı bölüm son derece dinamik ve sonuç odaklı bir atmosferde geçti. ABD'nin önde gelen 8 savunma sanayii şirketi ile Türkiye'nin bu alandaki en yetkin 12 firmasını bir araya getiren seçkin katılımcı profili, stratejik iş birliği fırsatlarının kapsamlı şekilde ele alınmasına imkân sağladı. Görüşmelerde, iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan sorunların aşılmasına yönelik somut çözüm önerileri masaya yatırıldı."

"Güçlü ittifaklar güvene dayalı sanayi ortaklıklarıyla inşa edilir"
NATO'nun uzun yıllardır transatlantik güvenliğinin temel taşı olduğuna dikkat çeken Olpak, günümüzde güçlü ittifakların yalnızca siyasi ve askerî ilişkilerle değil, dayanıklı sanayi altyapıları ve güvene dayalı ekonomik ortaklıklarla güçlendirildiğini vurguladı.

Türkiye ile ABD savunma sanayilerinin uzun yıllara dayanan iş birliğinin yeni dönemde daha da gelişeceğini belirten Olpak, zirve kapsamında gerçekleştirilen temasların ortak projelerin önünü açacağını ifade etti.

"Uzun yıllardır transatlantik güvenliğinin temel taşı olan NATO'nun bu yılki zirvesi bize bir kez daha göstermektedir ki güçlü ittifaklar yalnızca siyasi ve askerî iş birliğiyle değil, aynı zamanda dayanıklı sanayiler ve güvene dayalı ortaklıklarla inşa edilebilir. Türkiye ve ABD savunma sanayileri, uzun yıllara dayanan iş birliğini karşılıklı güven temelinde daha da ileri taşıma konusunda önemli bir mesafe katetti. Küresel belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, bu güven ortamı stratejik bir avantaj niteliği taşıyor. Bugün aynı masada bir araya gelen Türk ve Amerikan şirketleri ile ortaya konulan ortak vizyon ve projeler, iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşeceğine işaret ediyor."

"Yuvarlak masa toplantısı yeni iş birlikleri için platform olacak"
Olpak, yeni dönemde öngörülebilirlik ve güven rekabetinin küresel ekonominin temel dinamiklerinden biri haline geldiğini belirterek, gerçekleştirilen toplantının yalnızca mevcut iş birliklerini güçlendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda yeni ortaklıkların geliştirilmesine de katkı sağlayacağını söyledi.

"Öngörülebilirlik beklentisi ve güven rekabetini göz önünde bulundurduğumuzda; geleceğimizi şekillendirirken, bugünün gerçeklerine uygun, tamamen yeni bir yaklaşıma sahip olmamız gerekiyor. Düzenlediğimiz yuvarlak masa toplantısının; fırsatları belirlemek, ortak bir zemin oluşturmak ve endüstriyel ile ekonomik bağlarımızı derinleştirmek için bir platform görevi görmesini bekliyoruz."

"NATO Zirvesi yalnızca diplomatik değil ekonomik açıdan da stratejik"
NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ni iş dünyası açısından da değerlendiren Olpak, Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapmasının diplomatik olduğu kadar ekonomik, teknolojik ve yatırım boyutuyla da önemli sonuçlar doğuracağını ifade etti.

"Türkiye'nin 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasını, yalnızca diplomatik açıdan değil; ekonomi, teknoloji, savunma sanayii ve uluslararası yatırım ortamı bakımından da önemli sonuçlar doğurabilecek stratejik bir gelişme olarak değerlendiriyoruz."

Güvenlik kavramının artık yalnızca askerî unsurlarla sınırlı olmadığını belirten Olpak, enerji güvenliği, kritik mineraller, yapay zekâ, siber güvenlik ve kritik altyapıların korunmasının yeni dönemin temel başlıkları arasında yer aldığını vurguladı.

"Günümüzde güvenlik; enerji güvenliği, kritik mineraller, tedarik zincirleri, siber güvenlik, yapay zekâ ve kritik altyapıların korunmasını da kapsayan çok boyutlu bir kavram haline geldi. Bu nedenle Türkiye'nin jeopolitik avantajı aynı zamanda ekonomik ve ticari bir avantaja dönüştü."

Savunma sanayiinin artık ekonomik rekabet ile ulusal güvenlik politikalarının kesişim noktasında bulunduğunu belirten Olpak, NATO Zirvesi'nin yeni ekonomik mimarinin de şekillendiği önemli platformlardan biri olduğunu söyledi.

"Diğer taraftan, küresel sistemde güvenlik ile ekonomik rekabet arasındaki sınırlar giderek ortadan kalkmaktadır. Savunma sanayii de hem ekonomik hem de ulusal güvenlik politikalarının ortak kesişim noktasını oluşturmaktadır. Bu çerçevede NATO Zirvesi yalnızca güvenlik politikalarının değil, yeni ekonomik mimarinin de tartışıldığı önemli bir platform olacaktır."

"Türk savunma sanayii NATO üretim zincirinde güçlü bir konuma ulaştı"
Türk savunma sanayiinin son yirmi yılda yerlilik oranını yüzde 80'in üzerine çıkardığını hatırlatan Olpak, NATO ülkeleriyle ortak üretim ve teknoloji geliştirme alanlarında önemli bir kapasite oluştuğunu belirtti.

"Son yirmi yılda yerlilik oranını yüzde 80'in üzerine çıkaran Türk savunma sanayii, NATO ülkeleriyle ortak üretim, teknoloji geliştirme ve tedarik zinciri entegrasyonu açısından önemli bir kapasiteye ulaşmış durumda. NATO'nun son dönemde savunma üretim kapasitesini artırma politikalarının, Türk şirketleri açısından yeni fırsatlar sunduğunu ve Türk firmalarının görünürlüğünün artırılması açısından büyük önem taşıdığı kanaatindeyiz."

"Yeni dünyanın adı ticari diplomasi"
DEİK'in NATO Zirvesi'ni yalnızca güvenlik perspektifiyle değil, küresel yatırım ve teknoloji ortaklıkları açısından da değerlendirdiğini söyleyen Olpak, yeni dünya düzeninde ticari diplomasinin belirleyici unsur haline geldiğini vurguladı.

"Biz de DEİK olarak, bu süreci yalnızca bir güvenlik zirvesi olarak değil, küresel yatırım, teknoloji ve sanayi ortaklıklarını güçlendirecek, Türkiye'nin ekonomik rekabet gücünü ve uluslararası yatırım çekme kapasitesini destekleyecek stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz."

Olpak sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Küresel ticaret ve ekonominin kurallarının yeniden yazıldığı yeni dünya düzeninde geleneksel rekabet unsurları olan fiyat, kalite, hız gibi kavramlara güven rekabeti de eklendi. Artık firmalar ve ülkeler güven rekabeti ekseninde de stratejiler geliştiriyor. DEİK olarak biz de bu yeni dünya düzeninde oyunun yeni adının ticari diplomasi (Business Diplomacy) olacağını görüyor ve buna göre stratejiler geliştiriyoruz. Bu kapsamda, zirvenin Türkiye'nin uluslararası diplomaside önemini artıracağının farkında olarak biz de bu sürece ticari diplomasi faaliyetlerimize katkı vermenin gayreti içerisindeyiz."