Türkiye’nin temel gıda ürünlerinde önemli ihracat kalemlerinden biri olan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, 2026 yılının ilk yarısında 5,8 milyar dolarlık ihracata imza attı. Sektör, küresel maliyet baskılarına ve jeopolitik gelişmelere rağmen yüksek katma değerli ürünlere yönelerek ihracat gücünü korumayı hedefliyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre; ayçiçek yağı, makarna, buğday unu, çikolata, kakaolu ürünler, bisküvi, gofret ve şekerleme gibi geniş bir ürün grubunu kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk altı ayında 5,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Sektörün miktar bazındaki ihracatında gerileme yaşanırken, ihracat birim fiyatlarındaki artış sayesinde değer bazındaki düşüş yüzde 3,7 ile sınırlı kaldı. En fazla ihracat gerçekleştirilen ürün grubu ise ayçiçek yağı oldu. Ayçiçek yağı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,1 artarak 663,9 milyon dolara ulaştı.

Çikolata ve kakao bazlı ürünler ise 500,7 milyon dolarlık ihracatla ikinci sırada yer aldı. Öte yandan Irak pazarında yaşanan daralma, 701,9 milyon dolarlık ihracat yapılan Orta Doğu bölgesine yönelik satışlarda gerilemeye neden oldu.

“Gıda Ticaretinde Yeni Bir Denge Dönemi Başlıyor”
TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, küresel gıda ticaretinin jeopolitik krizler, iklim değişikliği ve maliyet baskılarıyla şekillenen zorlu bir süreçten geçtiğini belirtti.

Uysallı, küresel ticaret yollarındaki gerilimlerin azalmasına rağmen geçmiş dönem maliyetlerinin ve iklim kaynaklı risklerin sektör üzerindeki etkisinin devam ettiğini ifade ederek, gübre fiyatlarındaki artışlar, lojistik maliyetleri ve üretim belirsizliklerinin küresel tarım piyasalarında yeni dengeler oluşturduğunu söyledi.

Küresel buğday fiyatlarında yaşanan gerilemenin kısa vadeli rahatlama sağladığını ancak enerji, jeopolitik gelişmeler ve iklim koşullarının tarım sektöründeki kırılganlığı sürdürdüğünü vurgulayan Uysallı, tüketici beklentilerinin de değiştiğine dikkat çekti.

Uysallı, yeni dönemde sağlık, sürdürülebilirlik ve fonksiyonel fayda odaklı ürünlerin daha fazla önem kazanacağını belirterek, gıda sektöründe tedarik zinciri dayanıklılığının ve iş birliklerinin kritik hale geldiğini ifade etti.

Katma Değerli Ürünlerle Küresel Rekabet Gücü Artacak
Türkiye’nin yüksek üretim kapasitesiyle küresel arz dalgalanmalarına karşı önemli bir avantaj sağladığını belirten Uysallı, bu sezon yüksek rekolte beklentisinin sektöre güç verdiğini söyledi.

Nail Olpak: "Artan Küresel Güvenlik İhtiyaçları, Ekonomik İş Birlikleri İçin Önemli Fırsatlar Oluşturuyor"
Nail Olpak: "Artan Küresel Güvenlik İhtiyaçları, Ekonomik İş Birlikleri İçin Önemli Fırsatlar Oluşturuyor"
İçeriği Görüntüle

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin alımları ve piyasa düzenleyici rolünün iç piyasada istikrar sağladığını belirten Uysallı, önümüzdeki dönemde stratejinin yalnızca hammadde gücüne değil, ileri teknolojiyle işlenmiş yüksek katma değerli ürünlere odaklanacağını ifade etti.

Uysallı, Türkiye’nin özellikle makarna, bisküvi, irmik ve fonksiyonel gıda segmentlerinde ihracat potansiyelini artırabileceğini belirterek, “Hammadde avantajımızı güçlü işleme sanayimizle birleştirerek küresel pazardaki payımızı artırmayı hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Sektör temsilcileri, kamu ve özel sektör iş birliğiyle geliştirilecek lojistik ve üretim altyapısının Türkiye’yi küresel gıda arz güvenliği ve işlenmiş gıda ticaretinde daha güçlü bir merkez haline getireceğini öngörüyor.