Çalışan yan haklarında sağlık sigortası anlayışı, klasik poliçe yaklaşımının ötesine geçerek kapsamlı bir sağlık ve esenlik ekosistemine evriliyor. Howden Türkiye Bölge CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Atınç Yılmaz, artık çalışanların yalnızca hastalandıklarında değil, sağlıklı kaldıkları sürece de değer yaratan çözümler beklediğini vurguladı. Yılmaz, “Yan haklar, doğru kurgulandığında ücret artışından çok daha yüksek bir algısal değer oluşturabiliyor.” ifadelerini kullandı. Artan maliyet baskılarına rağmen dijital sağlık hizmetleri, önleyici uygulamalar ve esnek planların önem kazandığını belirten Yılmaz, doğru teminat ile güçlü hizmet altyapısının birlikte sunulmasının kritik olduğunu söyledi.
Maliyetlerin yükselmesi, çalışan beklentilerindeki değişim ve dijitalleşmenin etkisiyle yan haklar alanında köklü bir dönüşüm yaşanıyor. Yılmaz, sağlık sigortasının artık sadece bir “sigorta poliçesi” değil, bütüncül bir sağlık ve esenlik ekosistemi olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Önümüzdeki dönemde şirketlerin klasik kapsam genişletme yaklaşımından uzaklaşacağını ve önleyici sağlık uygulamaları, dijital sağlık çözümleri ile esnek planlara odaklanacağını ifade etti. Çalışan beklentilerinin artık yalnızca hastalık dönemine değil, sağlıklı kalma süreçlerine de odaklandığını belirten Yılmaz, “Bu durum yan hakların yeniden tasarlanmasını zorunlu kılıyor ve insan kaynakları stratejilerinde wellbeing odaklı dönüşüm hızlanıyor.” dedi.
“Ucuz poliçe, uzun vadede maliyeti artırabilir”
Sağlık sigortasının günümüzde birçok şirket için en kritik yan hak olduğunu vurgulayan Yılmaz, işverenlerin ürün seçimi sırasında sıkça yaptıkları hatalara dikkat çekti. Sadece prim maliyetine odaklanmanın uzun vadede risk oluşturduğunu belirten Yılmaz, “Ucuz görünen bir poliçe, yetersiz hastane ağı, karmaşık provizyon süreçleri ve çalışan memnuniyetsizliği nedeniyle işverene daha yüksek maliyetler yaratabilir. Ayrıca, çalışan demografisi analiz edilmeden seçilen paketler, verimliliği ve kazanılmış hak algısını olumsuz etkiler.” diye konuştu.
Doğru teminat ve hizmet dengesi
Özel sağlık sigortasında “en iyi teminat mı, en iyi hizmet mi?” sorusunun tek başına yeterli olmadığını söyleyen Yılmaz, işverenler için kritik olanın bu iki unsurun dengeli şekilde sunulması olduğunu belirtti. “Geniş teminatlar, güçlü bir hizmet altyapısı olmadan çalışan için değer yaratmaz. Aynı şekilde, iyi hizmet sunan ama çalışan ihtiyaçlarını karşılamayan teminatlar da yetersiz kalır. Bu noktada işverenlerin danışman ve aracı seçimi büyük önem taşıyor.” dedi.
Özel sağlık sigortası mı, tamamlayıcı sağlık sigortası mı?
Yılmaz, Özel Sağlık Sigortası ile Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın farklı çalışan profillerine hitap ettiğini belirtti. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın SGK ile entegre yapısı sayesinde daha erişilebilir bir çözüm sunduğunu ve maliyet yönetimi açısından birçok kurumun bu modeli tercih ettiğini söyledi. Çalışan profiline uygun ürünün konumlandırılmasının önemine dikkat çeken Yılmaz, “Birçok kurum, ilk kez sigortalanacak çalışanları için maliyetlerini yönetebilmek adına Grup Tamamlayıcı Sağlık Sigortası planlarına yöneldi. Medikal enflasyonun etkisiyle, kurumsal anlamda poliçe satın alan şirketler çoğunlukla teminatlarını genişleterek ek faydalar sunuyor. Howden Türkiye olarak biz de sektörde uygulanmayan yöntemler ve stratejilerle işverenleri destekliyoruz; veri analitiğine dayalı tasarımlar ve sürdürülebilir yan hak politikaları ile İK’ları güçlendiriyoruz.” dedi.
Bilgi eksikliği memnuniyetsizliği artırıyor
Sağlık sigortası ürünleri konusunda bilgi eksikliğinin hem işveren hem çalışan tarafında yanlış beklenti ve memnuniyetsizliğe yol açtığını belirten Yılmaz, doğru bilgilendirme ve sürekli iletişimin kritik olduğunu vurguladı. Çalışanların sahip oldukları hakları bilmesinin algılanan değeri ciddi şekilde artırdığını söyleyen Yılmaz, Howden Türkiye Çalışan Yan Haklar ekiplerinin İK ekipleriyle paralel yürüttükleri bilgilendirme süreçleri ve seminerlerle bu boşluğu doldurmayı hedeflediklerini ifade etti.
Yeni yıl dönemlerinde gündeme gelen “ücret mi, yan hak mı?” sorusuna da değinen Yılmaz, ücret ve yan hakların birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olduğunu vurguladı. Doğru kurgulanan yan hakların, ücret artışından çok daha yüksek algısal değer yaratabildiğini belirten Yılmaz, toplam ödül paketinin bütünsel ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alınmasının önemine dikkat çekti.
Howden Türkiye’nin çalışan yan hakları alanındaki yaklaşımını “brokerlikten öte, stratejik iş ortaklığı” olarak tanımlayan Yılmaz, veri analitiğine dayalı danışmanlık, şeffaf raporlama ve özelleştirilmiş çözümlerle fark yarattıklarını ifade etti. Temel hedeflerinin, bireylerin daha sağlıklı ve uzun yaşam sürmesine katkı sağlayan çözümleri işverenlerle buluşturmak olduğunu belirten Yılmaz, “Türkiye’nin demografik dönüşümü, sağlık ve sigorta alanında yeni bir dönemin habercisi. Howden Türkiye olarak bu süreci yalnızca bir risk olarak değil, önleyici, dijital ve yaşam odaklı çözümlerle şekillenecek bir fırsat alanı olarak görüyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.
Howden Hakkında
Howden, dünya çapında ilk on sigorta brokeri arasında yer alan ve çalışan ortaklığı yapısıyla faaliyet gösteren bir sigorta aracılık grubu. 1994 yılında kurulan şirket, KOBİ’lerden çok uluslu şirketlere kadar geniş bir kurumsal müşteri ağına sigorta brokerliği, reasürans brokerliği ve sigorta teminatı hizmetleri sunuyor. 56 ülkede, 24 bin kişilik uzman kadrosuyla faaliyet gösteren grup, 51 milyar dolarlık prim üretimi gerçekleştirmiştir.
Türkiye’de 15 yıldır faaliyet gösteren Howden, İstanbul Finans Merkezi dahil olmak üzere 2 ofis ve Ankara, İzmir, Bursa, Gaziantep, Konya, Antalya şubeleri ile 250’yi aşkın çalışanıyla hizmet vermektedir. Global deneyimleri yerel işleyişle harmanlayan Howden Türkiye, sektöre katma değer sağlayan uzun vadeli iş birlikleri sunmaktadır.


