Eti Bakır, üç yeni üretim sahasını 2,2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçiriyor
Eti Bakır, üç yeni üretim sahasını 2,2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçiriyor
İçeriği Görüntüle

130 yılı aşkın süredir koku geleneğini ve artizanlığı yaşatan Atelier Rebul, Contemporary Istanbul’da koku ile sanat arasındaki ilişkiyi özgün bir deneyimle yeniden yorumluyor. Marka, İstanbul’un en büyüleyici anlarından ilham alan İstanbul Golden Hour koleksiyonunun dünyasını, sanatçı Sergen Şehitoğlu tarafından tasarlanan “Golden Hour” enstalasyonuyla sanat alanına taşıyor.

Koku yaratımını yalnızca duyusal bir deneyim değil, aynı zamanda zanaat ve sanatın buluşma noktası olarak ele alan Atelier Rebul, bu yaklaşımını Contemporary Istanbul’a taşıyor. İstanbul Golden Hour koleksiyonundan ilhamla hayata geçirilen “Golden Hour” enstalasyonu, İstanbul’un ışığını, atmosferini ve hareketini koku aracılığıyla yeniden yorumluyor.

Koku Sanatla Buluşuyor

Atelier Rebul Co-CEO Kerim Müderrisoğlu, “Atelier Rebul olarak 130 yılı aşkın mirasımız boyunca koku yaratımını bir zanaat ve sanat olarak ele alıyoruz. Sanatı desteklemeyi ve farklı disiplinlerle bir araya gelmeyi marka kültürümüzün önemli bir parçası olarak görüyor, her yıl bu alandaki çalışmalarımıza yenilerini ekliyoruz. İstanbul Golden Hour koleksiyonumuzdan ilhamla Sergen Şehitoğlu ile hayata geçirdiğimiz bu özel enstalasyon, koku ve sanatı bir araya getirme yaklaşımımızın özel bir yansıması. İstanbul’un ışığını ve atmosferini sanat aracılığıyla yeniden yorumlayan bu eseri Contemporary Istanbul’da sanatseverlerle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.” diye belirtti.

İstanbul Golden Hour, gün doğumu ve gün batımında şehri saran sıcak, altın tonlu ışığın yarattığı kısa ancak hafızada kalıcı ana odaklanıyor. İstanbul’un ışığını, sıcaklığını ve kendine özgü atmosferini kokuya dönüştüren koleksiyon, Contemporary Istanbul’da bu kez fiziksel ve duyusal bir deneyim olarak ziyaretçilerle buluşuyor.

Sanatçı Sergen Şehitoğlu tarafından tasarlanan enstalasyon, İstanbul’u yalnızca bir ilham kaynağı ya da eserin arka planı olarak değil; ışığı, suyu, havası ve esintisiyle deneyimin doğrudan bir parçası olarak ele alıyor.

Parfüm deneyimlerinde kullanılan koku kâğıtlarını anımsatan heykelsi formlar, rüzgârla birlikte hareket ederek kokuyu çevrelerine taşıyor ve yaşayan bir peyzaja dönüşüyor. Işık, hareket ve kokunun iç içe geçtiği bu deneyimde, İstanbul’un silueti ve kendine özgü atmosferi de eserin doğal bir parçası haline geliyor. Enstalasyon, gün doğumu ve gün batımında yalnızca kısa bir süre deneyimlenen Golden Hour anını, kokunun kalıcılığı sayesinde günün farklı anlarına taşıyor.

Böylece İstanbul Golden Hour koleksiyonunda kokuya dönüşen bir İstanbul anı, “Golden Hour” enstalasyonuyla sanat aracılığıyla yeniden yorumlanıyor.