Dünya Çevre Günü'nün 5 Haziran’da, Dünya Gıda Güvenliği Günü’nün ise bu yıl “Yükten Çözümlere – Her Yerde Güvenli Gıda” temasıyla 7 Haziran’da kutlanacağını hatırlatan Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Başkanı ve Sarten CEO’su Zeki Sarıbekir, güvenli gıdaya erişim ile çevresel sürdürülebilirliğin birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğunu söyledi. Sarıbekir, ambalaj sektörünün hem gıda güvenliğinin sağlanmasında hem de çevresel sürdürülebilirliğin desteklenmesinde kritik rol üstlendiğini vurguladı.

Dünyada her yıl yaklaşık 600 milyon kişinin gıda kaynaklı hastalıklardan etkilendiğine dikkat çeken Sarıbekir, “Bu yılın teması bize önemli bir mesaj veriyor. Gıda güvenliği konusunda artık yalnızca söylemler değil, bilimsel veriler ve somut çözümler ön plana çıkmalı. Ambalajın gıda güvenliğine katkısı, laboratuvar testleri ve raf ömrü analizleriyle kanıtlanmış bir gerçektir.” dedi.

Gıda Güvenliği Çok Boyutlu Bir Konu

Haziran ayının çevre ve gıda güvenliği alanlarında küresel farkındalığın arttığı önemli günlere ev sahipliği yaptığını belirten Sarıbekir, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yüz milyonlarca insanın gıda kaynaklı hastalıklardan etkilendiğini hatırlattı.

Gıda güvenliğinin yalnızca sağlıkla ilgili bir konu olmadığını ifade eden Sarıbekir, ekonomik sürdürülebilirlikten çevresel yönetim süreçlerine kadar geniş bir alanı kapsadığını söyledi. Ürünün niteliğine göre metal, cam, karton veya plastik gibi farklı ambalaj malzemelerinin kullanıldığını belirten Sarıbekir, doğru ürünün doğru ambalajla korunmasının gıda güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti.

Ambalaj Gıda Zincirinin Sessiz Koruyucusu

Gıda güvenliğinin üretim aşamasından tüketiciye ulaşıncaya kadar korunması gereken bir değer olduğuna dikkat çeken Sarıbekir, gelişmiş ambalaj teknolojilerinin ürünlerin hijyenik koşullarda muhafaza edilmesini sağladığını, raf ömrünü uzattığını ve gıda israfını azalttığını söyledi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünyada üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin kaybolduğunu veya israf edildiğini belirten Sarıbekir, uygun ambalaj kullanımının gıda zincirinin her aşamasında kayıpların azaltılmasında önemli rol oynadığını ifade etti.

“Bir ürünü korumak yalnızca gıdayı değil, onun üretimi için kullanılan suyu, enerjiyi ve emeği de korumaktır. Gıda güvenliği ile çevresel sürdürülebilirliğin kesişim noktası tam olarak budur.” dedi.

Daha Az Malzeme, Daha Fazla Koruma

Ambalaj sektörünün son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirten Sarıbekir, sektörün artık “daha az malzemeyle daha fazla koruma” anlayışıyla hareket ettiğini söyledi.

Ambalaj tasarımlarında hem malzeme kullanımının azaltılmasının hem de geri dönüştürülebilirliğin artırılmasının hedeflendiğini ifade eden Sarıbekir, aşırı malzeme azaltımının ürün kayıplarını artırabileceği konusunda da uyardı.

“Çöpe giden bir gıdanın çevresel maliyeti, onu koruyan ambalajdan çok daha yüksektir. Bu nedenle doğru ambalaj, en az ambalaj değil; ürünü güvenli şekilde koruyan en verimli ambalajdır.” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKÇİMENTO’dan Dünya Çevre Günü’nde Üçüz Dönüşüm Vurgusu
TÜRKÇİMENTO’dan Dünya Çevre Günü’nde Üçüz Dönüşüm Vurgusu
İçeriği Görüntüle

Yapay Zeka ve Döngüsel Ekonomi Dönüşümü Hızlandırıyor

Sürdürülebilirliğin sektör için temel öncelik olduğunu belirten Sarıbekir, yapay zekanın bu dönüşüm sürecinde önemli katkılar sunduğunu söyledi.

Yapay zeka destekli sistemlerin daha verimli ambalaj tasarımları geliştirebildiğini ifade eden Sarıbekir, akıllı ayrıştırma teknolojilerinin geri dönüşüm kalitesini artırdığını, dijital ürün pasaportlarının ise ambalajların geri dönüştürülebilirlik bilgilerinin şeffaf şekilde takip edilmesine olanak sağladığını belirtti.

“Sorun Ambalaj Değil, Atığın Yönetilememesi”

Ambalajların çevre sorunlarının temel nedeni olarak gösterilmesinin doğru olmadığını vurgulayan Sarıbekir, asıl problemin kullanım sonrası oluşan atıkların etkin şekilde yönetilememesi olduğunu söyledi.

Doğru tasarlanan ve doğru şekilde toplanan ambalajların döngüsel ekonominin önemli hammaddelerinden birine dönüşebileceğini belirten Sarıbekir, bunun için tasarım, toplama, ayrıştırma ve geri dönüşüm süreçlerinin birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin Sıfır Atık Hareketi kapsamında geri kazanım oranlarında önemli ilerleme kaydettiğini hatırlatan Sarıbekir, geri kazanım oranının 2017’de yüzde 13 seviyesindeyken 2025 yılı sonunda yüzde 37,5’e ulaştığını söyledi. Ancak Avrupa Birliği ülkelerinde ambalaj atıklarının geri dönüşüm oranlarının yüzde 60’ın üzerinde olduğunu belirterek özellikle kaynağında ayrıştırma konusunda daha fazla gelişime ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

2026 Ambalaj Sektörü İçin Dönüm Noktası Olacak

2026 yılının sektör açısından kritik gelişmelere sahne olacağını belirten Sarıbekir, Türkiye’de kademeli olarak yaygınlaştırılan Depozito Yönetim Sistemi’nin atıkların kaynağında ayrıştırılması açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.

Ayrıca Avrupa Birliği’nin yeni Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü’nün (PPWR) 12 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe gireceğini hatırlatan Sarıbekir, bu düzenlemenin geri dönüştürülebilirlik ve geri dönüştürülmüş içerik kullanımına yönelik yeni yükümlülükler getireceğini ifade etti.

Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nin de sürdürülebilirlik gündemini daha da güçlendireceğini belirten Sarıbekir, sürdürülebilirliğin artık bir maliyet unsuru değil, küresel rekabette avantaj sağlayan stratejik bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Ambalajla Sağlığımızı, Dönüşümle Geleceğimizi Koruyalım”

Zeki Sarıbekir açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:

“Güvenli gıda ve temiz çevre artık birbirinden ayrı düşünülemez. Her ikisi de aynı sorumluluğun parçalarıdır. Bu nedenle hedefimiz net; ambalajla sağlığımızı, dönüşümle geleceğimizi korumak.”