Dünya Çevre Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde, küresel iklim politikalarının odağında temiz dönüşüm ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yer aldığını belirtti. Küresel ölçekte yürürlüğe giren yeni düzenlemelerin tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğini ifade eden İmer, geri dönüştürülmüş malzeme kullanımı ve ikincil hammadde arzındaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren ÇEVKO Vakfı’nın Genel Sekreteri Mete İmer, Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği’nin geri dönüşüm ve atık sevkiyatına yönelik yeni düzenlemelerinin yanı sıra geri dönüşüm sektörünün hammadde teminine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

AB’nin ikincil hammaddeleri stratejik bir kaynak olarak konumlandırdığını belirten İmer, atık ticaretine yönelik yeni düzenlemelerin başarısının yalnızca mevzuatın sıkılığına bağlı olmadığını vurguladı. İmer, geri dönüşüm altyapısına yapılacak yatırımların, standartların uyumlaştırılmasının ve ikincil hammadde piyasalarının etkin şekilde işlemesinin kritik önem taşıdığını ifade etti.

Türkiye açısından değerlendirildiğinde, ambalaj atıklarının sanayi için sürdürülebilir bir hammadde kaynağına dönüştürülmesinin önem kazandığını belirten İmer, geri dönüştürülebilir atıkların kaynağında ayrı toplanmasını sağlayacak sistemlerin kurulmasının artık kaçınılmaz hale geldiğini söyledi. Bu noktada en uygulanabilir modelin Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) sistemi olduğunu dile getirdi.

GÜS Modeli Yeniden Gündemde

GÜS modelinin üreticilerin sorumluluğunu tüketim sonrası aşamaya kadar genişleten bir çevre politikası olduğunu hatırlatan İmer, sistemin 2006 yılında Çevre Kanunu’na dahil edildiğini ve ilgili yönetmeliklerde halen yer aldığını belirtti.

Ancak 2020 yılından itibaren Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) uygulamasının devreye alınmasıyla birlikte GÜS modelinin etkin şekilde uygulanamadığını ifade eden İmer, döngüsel ekonomide başarı sağlanabilmesi için sanayinin atıkların toplanması, ayrıştırılması ve geri dönüşüm süreçlerinde daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. İmer, GEKAP ve GÜS mekanizmalarının birbirini tamamlayacak şekilde yapılandırılması halinde hem sürdürülebilirliğin destekleneceğini hem de sanayi üzerinde ek maliyet baskısı oluşmayacağını belirtti.

İkincil Hammadde Tedariğinde Yeni Riskler

Avrupa Birliği’nin son düzenlemelerinin ikincil hammadde piyasalarında arz yönlü baskılar oluşturduğuna dikkat çeken Mete İmer, yeni Atık Sevkiyatı Tüzüğü kapsamında OECD dışındaki ülkelere yönelik atık ihracatına önemli kısıtlamalar getirildiğini söyledi.

Plastik atıkların OECD dışı ülkelere sevkiyatının 21 Kasım 2026 itibarıyla yasaklanacağını belirten İmer, 21 Mayıs 2027’den sonra ise tehlikesiz atık ihracatının yalnızca Avrupa Komisyonu tarafından uygun bulunan ülkelerle sınırlandırılacağını ifade etti.

Türkiye’nin OECD üyesi olmasına rağmen AB’den en fazla atık ithal eden ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken İmer, bu nedenle daha sıkı izleme ve denetim süreçleriyle karşı karşıya kalınabileceğini kaydetti. Bu durumun geri dönüşüm sektöründe hem ekonomik hem de yapısal etkiler yaratabileceğini söyledi.

Geri Dönüştürülmüş Malzemede Yeni Dönem

İmer, Avrupa Birliği’nin plastik ambalajlarda kullanılacak geri dönüştürülmüş malzemelerin Avrupa kaynaklı olmasını teşvik eden yeni yaklaşımının da sektör açısından önemli sonuçlar doğuracağını belirtti.

Türkiye’de üretilen geri dönüştürülmüş hammaddelerin mevcut durumda Avrupa menşeli kabul edildiğini ifade eden İmer, bu nedenle Türkiye’nin kısa vadede doğrudan etkilenmeyeceğini ancak uzun vadede fiyat artışları, tedarik zinciri riskleri ve ticari gerilimler gibi sonuçların ortaya çıkabileceğini söyledi.

AB’nin Yeni Ambalaj Kuralları Yürürlüğe Giriyor

AB’nin 2025/40 sayılı Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü’nün 12 Ağustos 2026 tarihinde uygulanmaya başlanacağını hatırlatan İmer, düzenleme kapsamında 2030 yılından itibaren Avrupa pazarında yer alan tüm ambalajların geri dönüştürülebilir olmasının zorunlu hale geleceğini belirtti.

Yeni düzenlemeyle plastik ambalajlarda minimum geri dönüştürülmüş içerik oranlarının ambalaj türüne göre 2030 yılında yüzde 10 ila yüzde 35, 2040 yılında ise yüzde 25 ila yüzde 65 arasında değişeceğini ifade eden İmer, ayrıca üye ülkelerin ambalaj atıklarını azaltma ve geri dönüşüm oranlarını artırma hedefleri bulunduğunu aktardı.

PET şişelerde ise Tek Kullanımlık Plastikler Direktifi kapsamında 2025 yılında en az yüzde 25, 2030 yılında ise en az yüzde 30 geri dönüştürülmüş plastik kullanma zorunluluğu bulunduğunu söyledi.

İmer, AB’nin 2024/1157 sayılı Atık Sevkiyatı Tüzüğü ile çevresel yüklerin başka ülkelere aktarılmasının önüne geçmeyi ve Avrupa’daki geri dönüşüm sektörünü güçlendirmeyi hedeflediğini belirterek, sektör açısından yeni bir dönemin başladığını vurguladı.

TASD Başkanı Berke İçten: Sanayiyi ve üretimi öncelikleyen bir modeli hızla ortaya koymamız gerekiyor
TASD Başkanı Berke İçten: Sanayiyi ve üretimi öncelikleyen bir modeli hızla ortaya koymamız gerekiyor
İçeriği Görüntüle

“Sürdürülebilirlik İçin Ortak Sorumluluk Şart”

Dünya Çevre Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmelerin sonunda Mete İmer, çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşabilmek için kamu kurumları, özel sektör, yerel yönetimler ve vatandaşların ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bir dönemde kaynakların verimli kullanılması, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılmasının her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirten İmer, çevrenin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadelede başarının ancak ortak çabayla mümkün olacağını ifade etti.

İmer, Dünya Çevre Günü’nün çevre bilincinin güçlenmesine ve sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlamasını temenni ederek, çevre için değer üreten tüm paydaşların Dünya Çevre Günü’nü kutladı.