İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkan Adayı Adnan Dalgakıran, Türkiye sanayisinin küresel rekabette yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, mevcut üretim yapısının geleceğin rekabet koşullarına göre yeniden ele alınması gerektiğini söyledi. Dalgakıran, verimlilikten teknolojiye, insan kaynağından ölçeğe kadar birçok başlığın birlikte değerlendirileceği kapsamlı bir sanayi stratejisine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Ticaret Bakanı Bolat: "Eylül Ayında İhracatta Rekor Seviyeye Ulaşıldı"
Ticaret Bakanı Bolat: "Eylül Ayında İhracatta Rekor Seviyeye Ulaşıldı"
İçeriği Görüntüle

Küresel ticaret ve üretim yapısının hızla değiştiğine dikkat çeken Dalgakıran, Türkiye sanayisinin bir yandan Çin'in yüksek üretim kapasitesi, diğer yandan Avrupa'nın teknoloji ve verimlilik avantajı karşısında rekabet ettiğini belirtti. Rekabet gücünü yalnızca maliyetleri düşürerek korumanın mümkün olmadığını ifade eden Dalgakıran, şirketlerin teknolojik ve yapısal dönüşümünü destekleyen yeni bir sanayi politikasına ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

Dalgakıran, "Şirketlerin yarınını güçlendirecek bir anlayışa ihtiyacımız var" diyerek, mevcut üretim kapasitesini korumanın tek başına yeterli olmayacağını söyledi.

Sanayide sorunlara bütüncül yaklaşım

Türkiye'nin uzun vadeli ve kapsamlı bir sanayi stratejisi oluşturması gerektiğini belirten Dalgakıran, bu sürecin kamu, sanayi kuruluşları, odalar ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmasıyla yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Sanayinin rekabet gücünü belirleyen unsurların birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini dile getiren Dalgakıran, hammadde, enerji, iş gücü, otomasyon, dijitalleşme, finansmana erişim ve üretim kapasitesi gibi başlıkların birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin rakip ülkeler karşısındaki konumunun doğru analiz edilmesi gerektiğine işaret eden Dalgakıran, rekabetçiliğin yalnızca finansman maliyetleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Enerji maliyetleri, teknoloji kullanımı, üretim ölçeği, verimlilik, lojistik ve nitelikli insan kaynağının da şirketlerin uluslararası rekabet gücünü doğrudan etkilediğini kaydetti.

Teşviklerde başarı ölçülebilir olmalı

Sanayi teşviklerinin de yeni küresel rekabet koşullarına göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dalgakıran, kamu desteklerinin şirketlerin dönüşümünü hızlandıracak şekilde tasarlanması gerektiğini söyledi.

Desteklerin sonuçlarının ölçülmesinin önemine dikkat çeken Dalgakıran, Ar-Ge desteği alan bir şirketin destek sonrasında üretim, ihracat, verimlilik ve katma değer açısından ne kadar ilerleme kaydettiğinin takip edilmesi gerektiğini ifade etti.

Dalgakıran, teşvik mekanizmalarının yalnızca finansal destek sağlamaktan öteye geçerek şirketlerin teknoloji seviyesini, verimliliğini ve uluslararası rekabet gücünü yükseltmesi gerektiğini dile getirdi.

Üretimde teknoloji ve verimlilik öne çıkıyor

Dünya sanayisinde robotik, otomasyon, yapay zeka, dijital üretim sistemleri ve veri analitiğinin giderek daha fazla kullanıldığına dikkat çeken Dalgakıran, Türkiye'nin üretim politikasında teknolojik dönüşümün öncelikli alanlardan biri olması gerektiğini söyledi.

Dalgakıran, "Neyi ürettiğimiz kadar nasıl ürettiğimiz de önemli" diyerek, Türkiye'nin yalnızca ürün çeşitliliğine değil, üretim süreçlerindeki teknoloji ve verimlilik seviyesine de odaklanması gerektiğini belirtti.

Üretim modellerinin değiştiğini ifade eden Dalgakıran, Türkiye'nin geçmişin maliyet yapılarıyla küresel rekabeti sürdürmesinin mümkün olmadığını söyledi. Teknoloji yatırımları, verimlilik artışı ve nitelikli insan kaynağının birlikte geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Şirketlerin ölçeği büyütülmeli

Küresel pazarlarda şirketlerin ölçeğinin giderek daha önemli hale geldiğini belirten Dalgakıran, büyük yatırımlar, güçlü Ar-Ge altyapısı ve uluslararası satış ağlarının rekabette belirleyici unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.

Türkiye'nin daha fazla şirketin ölçek büyütmesini sağlayacak mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini söyleyen Dalgakıran, Türk şirketlerinin dünya pazarlarında kalıcı oyuncular haline gelmesi için uygun ekosistemin oluşturulmasının önemine dikkat çekti.

Şirketler belirli alanlarda birlikte hareket edebilir

Aynı sektörde faaliyet gösteren şirketlerin yalnızca rakip olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dalgakıran, bazı alanlarda iş birliklerinin şirketlere önemli avantajlar sağlayabileceğini söyledi.

Ortak satın alma, teknoloji yatırımları ve yeni pazarlara giriş gibi konularda şirketlerin birlikte hareket edebileceğini ifade eden Dalgakıran, bu tür modellerin maliyetleri azaltırken şirketlerin ölçek ve rekabet gücünü artırabileceğini kaydetti.

Dalgakıran, küresel rekabette her şirketin bütün süreçleri tek başına yürütmesi yerine, ortak hareket edilebilecek alanların belirlenmesinin özellikle teknoloji ve yatırım maliyetleri açısından yeni fırsatlar yaratabileceğini dile getirdi.

İSO'nun çözüm süreçlerindeki rolü güçlenmeli

İstanbul Sanayi Odası'nın sanayinin dönüşümünde daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten Dalgakıran, sanayicilerin karşılaştığı sorunların tespitinden çözümüne kadar odaların daha aktif görev alması gerektiğini söyledi.

Sanayi odalarının sahadaki ihtiyaçları hızlı biçimde belirlemesi ve ilgili kamu kurumlarıyla çözüm odaklı çalışmalar yürütmesinin önemine işaret eden Dalgakıran, özellikle bürokratik süreçlerde hızın sanayiciler açısından kritik olduğunu ifade etti.

Dalgakıran, sanayicilerin yaşadığı sorunların ilgili kurumlara iletilmesi ve çözüm sürecinin uzun zaman almasının kabul edilemeyeceğini belirterek, dijital teknolojilerin de kullanıldığı daha hızlı ve etkin bir yapıya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Türkiye sanayisinin gelecekte yalnızca maliyet avantajına odaklanmak yerine üretim modellerini dönüştürmesi, verimliliği artırması, teknoloji kullanımını yaygınlaştırması, şirketlerin ölçeklerini büyütmesi ve küresel pazarlardaki konumunu güçlendirmesi gerektiğini belirten Dalgakıran, söz konusu dönüşümün kamu, özel sektör, sanayi odaları ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmasıyla gerçekleştirilebileceğini ifade etti.