EDSİS: Küresel riskler enerjide depolama dönemini başlatıyor
EDSİS: Küresel riskler enerjide depolama dönemini başlatıyor
İçeriği Görüntüle

Çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ve fark edildiğinde geç kalınmış olabilen akciğer kanseri, hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen ve en ölümcül hastalıklar arasında yer alıyor. Dünya genelinde 2 milyondan fazla, Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 40 bin kişiye tanı konulan bu hastalığa karşı geliştirilen yeni tanı ve tedavi yöntemleri, umutları her geçen gün artırıyor.

Bu kapsamda Acıbadem Maslak Hastanesi’nde düzenlenen “Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut” söyleşisinde, multidisipliner yaklaşımla hastalığa dair en güncel gelişmeler ele alındı. Etkinlikte; Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, Prof. Dr. Enis Özyar, Prof. Dr. Erkan Kaba, Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ve Dr. Burcu Babaoğlu Karan, erken teşhis ve doğru tedavi planlamasının hayati önemine dikkat çekti.

Etkinliğin dikkat çeken isimlerinden biri de “Yeraltı” dizisiyle tanınan oyuncu Sevil Akı oldu. Akı, hasta yakını olarak yaşadığı süreci paylaşarak farkındalığın önemine vurgu yaptı.

“Tedavi süreci bir puzzle gibi düşünülmeli”

Etkinliğin moderatörü sağlık iletişimcisi Seral Çelik, kanser tedavisinin çok yönlü bir süreç olduğuna dikkat çekerek, “Kanserin tanı ve tedavisinde birçok uzman ve sağlık çalışanı görev alıyor. Bu süreci bir puzzle gibi düşünürsek, tüm parçalar bir araya geldiğinde hasta için en doğru ve etkili tedavi planı oluşturulabiliyor” ifadelerini kullandı.

Sigara en önemli risk faktörü

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, akciğer kanserinin en büyük nedeninin sigara ve tütün ürünleri olduğunu belirtti. Özellikle son yıllarda gençler arasında artan kullanımın ciddi bir risk oluşturduğunu vurgulayan Karan, elektronik sigara gibi alternatiflerin de sanıldığı kadar zararsız olmadığını ifade etti.

Vakaların yaklaşık yüzde 80’inin tütün kullanımına bağlı geliştiğini belirten Karan, kalan yüzde 20’lik kısmın ise mesleki faktörler ve asbest gibi nedenlerden kaynaklandığını aktardı. Hastalığın çoğu zaman erken evrede belirti vermediğine dikkat çeken Karan, özellikle 50 yaş üzeri ve uzun süre sigara kullanmış bireylerin düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Düşük doz radyasyonla yapılan bilgisayarlı tomografinin erken tanıda önemli rol oynadığını da sözlerine ekledi.

Görüntüleme yöntemleri hayat kurtarıyor

Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik, akciğer kanserinde doğru evrelemenin tedavi sürecinin temelini oluşturduğunu belirterek PET-CT teknolojisinin önemine dikkat çekti. Çermik, bu yöntem sayesinde tümörün yalnızca varlığının değil, aynı zamanda vücuttaki yayılımının ve biyolojik davranışının da detaylı şekilde analiz edilebildiğini ifade etti. Bu sayede hastalığın evresi net olarak belirlenirken, tedavi planı da daha doğru şekilde oluşturulabiliyor. Ayrıca tedaviye verilen yanıtın izlenmesiyle gereksiz cerrahi müdahalelerin önüne geçilebildiğini vurguladı.

Erken evrede cerrahi başarıyı artırıyor

Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba, erken teşhisin cerrahi tedavinin başarısını doğrudan etkilediğini belirtti. Erken evrede tespit edilen hastalarda cerrahi müdahale ile yüksek başarı oranları elde edildiğini ifade eden Kaba, gelişen teknoloji sayesinde robotik cerrahi yöntemlerinin de yaygınlaştığını söyledi. Bu yöntemle göğüs bölgesi tamamen açılmadan, küçük kesilerle ameliyat yapılabildiğini belirten Kaba, hastaların daha hızlı iyileştiğini ve günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönebildiğini dile getirdi.

Kişiye özel tedavi dönemi

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, akciğer kanseri tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, artık standart tedaviler yerine hastaya özel yaklaşımların benimsendiğini ifade etti. Tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre planlanan hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapinin, uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini belirten Ölmez, bu yöntemlerin hastaların yaşam süresi ve kalitesini artırdığını vurguladı.

Radyoterapide hassas ve hedefe yönelik yaklaşım

Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar ise radyoterapinin özellikle ameliyat edilemeyen hastalarda etkili bir seçenek olduğunu belirtti. Gelişen teknoloji sayesinde ışın tedavisinin daha hassas ve hedefe yönelik uygulanabildiğini ifade eden Özyar, bu sayede yan etkilerin azaldığını ve tedavi başarısının arttığını söyledi.

“Tünelin ucunda her zaman bir ışık var”

Etkinliğe katılan Sevil Akı, hasta yakını olarak yaşadığı süreci paylaşarak kanserle mücadelenin yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir süreç olduğuna dikkat çekti.

Akı, “Anneme 8 yıl önce akciğer kanseri tanısı kondu. İlk ameliyatından yıllar sonra hastalık nüks etti ve yeniden ameliyat oldu. Geçtiğimiz yıl tekrar nüks yaşadık ve şu anda ilaç tedavisiyle mücadelemiz sürüyor. Zor anlar yaşadık ancak gelişen tedavi yöntemleri sayesinde her zaman bir umut ışığı vardı. Gerçekten hiçbir şey çözümsüz değil. Doğru doktorlar ve doğru tedaviyle bu süreçte ilerlemek mümkün” dedi.

Kanser tedavisinin inişli çıkışlı bir yolculuk olduğunu vurgulayan Akı, güçlü bir destek sistemi ve doğru bilgiye ulaşmanın önemine dikkat çekti. Umudun, hastaların tedaviye tutunmasında kritik bir rol oynadığını belirten oyuncu, deneyimlerini paylaşarak farkındalık çalışmalarına katkı sunmaya devam edeceğini ifade etti.

1776781850 Sevil Ak