İSO Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi Mayıs’ta 50,3 Seviyesine Yükseldi
İSO Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi Mayıs’ta 50,3 Seviyesine Yükseldi
İçeriği Görüntüle

PwC’nin strateji danışmanlığı grubu Strategy& tarafından hazırlanan “Gıdanın Geleceği 2.0” raporu, küresel gıda ekosisteminin önümüzdeki on yılda geçireceği dönüşümü ve ortaya çıkacak yeni büyüme fırsatlarını ortaya koyuyor. Dünya genelinde önde gelen gıda ve tarım şirketlerinden 30 üst düzey yöneticiyle gerçekleştirilen görüşmelere dayanan çalışma, sağlıklı beslenme, değişen tüketici beklentileri ve çevresel dönüşümün sektörün geleceğini şekillendiren temel dinamikler olduğunu gösteriyor.

Araştırmaya göre yapay zekâ ve teknolojik gelişmeler de gıda sistemindeki dönüşümü hızlandıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Çalışmada, 2035 yılına kadar toplam büyüklüğü 3,1 trilyon dolara ulaşması beklenen dokuz gelişmekte olan büyüme alanı tespit edildi. Bu alanların, 2035 yılında yaklaşık 9,9 trilyon dolar büyüklüğe ulaşması öngörülen küresel gıda ekosisteminden neredeyse dört kat daha hızlı büyümesi bekleniyor.

Küresel Gıda Sistemi Dönüşüm Sürecinde

Rapora göre artan nüfus, iklim değişikliğinin etkileri ve kaynak kısıtları nedeniyle küresel gıda sistemi kritik bir dönüşüm dönemine giriyor. Dünya nüfusunun yüzyıl ortasına kadar 9 milyarı aşması beklenirken, gıda ihtiyacını karşılayabilmek için kalori üretiminin 2010 seviyelerine kıyasla yüzde 50’den fazla artırılması gerekiyor.

Öte yandan iklim değişikliği ve arazi bozulmaları nedeniyle her yıl yaklaşık 100 milyon hektar verimli tarım alanı kullanım dışı kalıyor. Şehirleşmenin hız kazanması ve dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70’inin kentlerde yaşayacak olması da üretim ve tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı artırıyor.

Çalışmada, gelecekteki talebin yalnızca verimlilik artışıyla karşılanamayacağı; toprak restorasyonu, alternatif üretim yöntemleri ve daha dayanıklı tedarik zincirlerinin önem kazanacağı vurgulanıyor.

Dokuz Yeni Büyüme Alanı Öne Çıkıyor

Araştırma kapsamında önümüzdeki on yılda değerin en hızlı kayacağı alanlar analiz edilerek üç ana başlık altında dokuz yüksek büyüme alanı belirlendi. Bu alanların toplam pazar büyüklüğünün 2035 yılına kadar yaklaşık 3,1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.

Tarım Teknolojilerinde 400 Milyar Dolarlık Potansiyel

“Nasıl yetiştiriyoruz” başlığı altında yeni nesil tarım teknolojileri, bağlantılı üretim sistemleri ve tarımsal altyapı çözümleri öne çıkıyor. Bu alanın toplam büyüklüğünün 2025 yılında 150 milyar dolardan 2035 yılında 400 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor.

Raporda, çiftçilerin finansal ve operasyonel risklerinin azaltılmasının büyümenin önünü açacak en kritik unsurlardan biri olduğu belirtiliyor. Finansal teşvikler ve sürdürülebilir üretime yönelik artan talebin de dönüşümü desteklediği ifade ediliyor.

Alternatif İçerikler ve Sürdürülebilir Üretim Güç Kazanıyor

“Nasıl üretiyoruz” başlığı altında ise ileri gıda işleme teknolojileri, alternatif protein ve içerikler ile sürdürülebilir ambalaj çözümleri öne çıkıyor. Bu segmentin pazar büyüklüğünün 2025 yılında 290 milyar dolardan 2035 yılında 680 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Rapora göre kakao ve kahve gibi ürünlerde yaşanan fiyat dalgalanmaları ve iklim kaynaklı riskler, şirketleri alternatif içeriklere yönlendiriyor. Bu durum yeni tedarik stratejilerinin geliştirilmesini, daha geniş tedarikçi ağlarının oluşturulmasını ve üretim altyapılarının farklı içeriklere uyum sağlayacak şekilde dönüştürülmesini gerekli kılıyor.

Sağlık ve Beslenme En Büyük Fırsat Alanı

“Nasıl tüketiyoruz” başlığı altında değerlendirilen sağlık ve beslenme, kolaylık ve müşteri deneyimi alanları ise en hızlı büyüyen segmentler arasında yer alıyor. Bu alanların toplam büyüklüğünün 2025 yılında 1,06 trilyon dolardan 2035 yılında 2,06 trilyon dolara çıkması bekleniyor.

Özellikle sağlık ve beslenme alanı, yaklaşık 800 milyar dolarlık büyüklüğüyle en önemli büyüme fırsatı olarak öne çıkıyor. Sağlıklı yaşam eğilimleri, tüketicilerin içeriklere yönelik hassasiyetinin artması ve sürdürülebilirlik beklentileri; ürün geliştirme süreçlerinden tedarik zincirlerine kadar birçok alanı yeniden şekillendiriyor.

Gıda Şirketleri İçin Dört Stratejik Öncelik

Raporda, gelecekteki büyümenin yalnızca yeni ürün geliştirmekten ibaret olmadığı, farklı sektörlerin yetkinliklerini bir araya getiren bütüncül yaklaşımlar gerektirdiği belirtiliyor.

Strategy& uzmanları, yeni nesil büyümenin önünü açacak dört temel stratejik önceliğe dikkat çekiyor:

  • İnovasyonun sektörler arası yetkinlikleri birleştirecek şekilde yeniden kurgulanması,
  • Regülasyonlar, yetkinlik eksiklikleri ve belirsiz iş modellerinin yarattığı engellerin aşılması,
  • Kurum içi geliştirme yerine iş birlikleri ve satın alma modellerinin daha etkin kullanılması,
  • Güçlü liderlik, ekosistem iş birlikleri ve ölçeklenebilir teknoloji altyapılarına yatırım yapılması.

Geleceğin Gıda Sisteminde Başarının Anahtarı İş Birliği

Çalışmanın sonuç bölümünde, önümüzdeki on yılda yaklaşık 3,1 trilyon dolarlık değerin yeni büyüme alanlarına kayacağı vurgulanıyor. Bu süreçte şirketlerin yalnızca mevcut operasyonlarını geliştirmelerinin yeterli olmayacağı; aynı zamanda gelecekte hangi alanlarda rekabet edeceklerini ve nasıl değer yaratacaklarını netleştirmeleri gerektiği ifade ediliyor.

Rapora göre şirketlerin rekabet avantajını koruyabilmesi için üç temel yaklaşım öne çıkıyor: geleceğin büyüme alanlarını doğru belirlemek, ekosistem genelinde güçlü iş birlikleri kurmak ve inovasyonu ölçeklenebilir iş sonuçlarına dönüştürmek.