Türkiye’de “tek kullanımlık plastikler” başlığı altında gündeme gelen yasak odaklı düzenlemelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, bu yaklaşımın yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Eroğlu, söz konusu düzenlemelerin çevre politikası olarak sunulmasına rağmen; sanayide daralma, istihdam kaybı, ihracatta gerileme ve enflasyon artışı gibi zincirleme etkiler yaratma riski taşıdığını belirtti. Avrupa Birliği’nin son yıllarda aşırı düzenlemelerin sanayi rekabetçiliğini zayıflattığını görerek birçok alanda esnekliğe yöneldiğini hatırlatan Eroğlu, Türkiye’nin ise AB’nin geçmişte yaptığı hataları tekrarlama riskine dikkat çekti. Sorunun plastikten ziyade atık yönetimi eksikliğinden kaynaklandığını vurgulayan Eroğlu, çözümün yasaklar değil, akılcı dönüşüm politikaları olduğunu ifade etti.

Hijyen ve gıda güvenliği açısından kritik öneme sahip olan ürünlerin kamuoyunda “tek kullanımlık plastik” olarak değerlendirilmesinin eksik bir bakış açısı olduğunu belirten Eroğlu, pandemi döneminde bu ürünlerin bulaş riskini azaltmadaki rolünün açıkça görüldüğünü dile getirdi. Bu ürünlerin sektör içinde “hijyen plastikleri” olarak tanımlandığını ve toplu yaşamda önemli bir ihtiyacı karşıladığını söyledi.

Türkiye plastik sektörünün güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu ifade eden Eroğlu, yıllık 11 milyon ton üretim ve 45 milyar doları aşan ciro ile sektörün stratejik bir konumda bulunduğunu aktardı. Geri dönüştürülmüş ürünlerle birlikte toplam cironun 50 milyar dolara, ihracatın ise 15 milyar dolara ulaştığını belirten Eroğlu, Türkiye’nin Avrupa’da Almanya’nın ardından ikinci sırada yer aldığını hatırlattı. Bu ölçekte bir üretim gücünün, teknik ve ekonomik gerçekler dikkate alınmadan yasaklarla sınırlandırılmasının doğru olmadığını ifade etti.

İBB’den Çiftçilere Tohum ve Hasat Desteği
İBB’den Çiftçilere Tohum ve Hasat Desteği
İçeriği Görüntüle

Yasak kapsamına alınması planlanan ürünlerin ekonomik büyüklüğüne de değinen Eroğlu, bu alanda yıllık üretimin 1 milyon 458 bin ton, ekonomik değerinin ise yaklaşık 4,4 milyar dolar olduğunu belirtti. Aynı ürün grubunda ihracatın 3 milyar dolar seviyesine ulaştığını ifade eden Eroğlu, olası yasakların doğrudan 35 bin, dolaylı olarak ise 100 bin kişiye kadar istihdam kaybı yaratabileceğini söyledi. Bu durumun yaklaşık 400 bin kişilik hane halkını etkileyebileceğine dikkat çekti.

Alternatif ürünlerin ise hem maliyet hem de teknik açıdan sorunlar barındırdığını belirten sektör temsilcileri, mevcut düzenlemelerin bu yönüyle de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Sektörün yasaklara karşı yaklaşımının savunmacı değil, gerçekçi olduğunu vurgulayan Eroğlu, düzenlemelerin teknik altyapı, üretim kapasitesi, ekonomik etkiler ve geçiş süreci dikkate alınmadan uygulanmasının kamu yararı açısından beklenen sonucu vermeyeceğini dile getirdi. Bu kapsamda ürün bazlı değerlendirme yapılması, kademeli geçiş planlarının oluşturulması ve kapsamlı etki analizlerinin hazırlanması gerektiğini ifade etti.

Öte yandan, tek kullanımlık ürünlere yönelik makine ve altyapı yatırımlarının büyük ölçüde tamamlandığını belirten Eroğlu, ani yasakların bu yatırımları atıl hale getirme riski taşıdığını ve şirketlerin mevcut finansal yükler altında daha da zorlanabileceğini söyledi.

Avrupa Birliği’ndeki uygulamaların da yasağın tek başına çözüm olmadığını ortaya koyduğunu belirten Eroğlu, birçok ülkede düzenlemelerin ertelendiğini, revize edildiğini veya farklı modellerle uygulandığını aktardı. Avrupa’da öne çıkan yaklaşımın yasaklardan ziyade geri dönüşüm, geri dönüştürülmüş içerik kullanımı ve depozito sistemleri olduğunu sözlerine ekledi.