Ziyaretçi sayısı ve turizm gelirlerindeki yükselişin ötesinde Türkiye, turizmde yakaladığı yapısal olgunluk sayesinde küresel yatırım haritalarında kalıcı bir konum elde ediyor. Uluslararası otel zincirleri Türkiye’yi “güvenli liman” olarak görüp yatırımlarını artırırken, yeni fırsatları da yakından takip ediyor. Türk iş dünyası ve turizm sektörünün uluslararası temsilcilerinden Deniz Dorbek Koçak, “Uluslararası otel markalarının Türkiye’deki varlığını istikrarlı biçimde genişletmesi, pazarın yapısal olarak olgunlaştığını gösteriyor. Bu geçici bir ilgi değil; tüm temel göstergeler Türkiye’nin yatırım açısından cazip olduğunu ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye, turizmde attığı adımlarla küresel seyahat pazarındaki payını büyütürken, güçlü dinamikleri sayesinde uluslararası yatırımlar için de önemli bir merkez haline geliyor. Turizm sektöründe üç kıta ve yedi ülkede üst düzey görevler üstlenen Regulus Collective Kurucusu Deniz Dorbek Koçak, bu yükselişin planlı ve kararlı bir sektörel yaklaşımın sonucu olduğuna dikkat çekti.

Kanser Aşılarında Yeni Dönem Hastalık Oluşmadan Önlenebilir mi
Kanser Aşılarında Yeni Dönem Hastalık Oluşmadan Önlenebilir mi
İçeriği Görüntüle

Dünyada yaşanan çatışma ve belirsizlik ortamına rağmen Türkiye’nin coğrafi konumu ve yapısal özellikleri sayesinde bölgenin en dirençli pazarlarından biri olmayı sürdürdüğünü belirten Koçak, sürdürülebilir yatırım arayan uluslararası yatırımcılar için Türkiye’nin merkezi bir rol üstlendiğini vurguladı. Çok katmanlı turizm yapısının bu noktada önemli bir avantaj sunduğunu ifade eden Koçak, Türkiye’nin yatırım açısından güçlü sinyaller verdiğini yineledi.

“Kalıcı değer üreterek büyüyor”

Türkiye’nin küresel turizmdeki yerini değerlendiren Koçak, şu bilgileri paylaştı:

“Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre Türkiye, 2025 itibarıyla 64 milyonu aşan uluslararası ziyaretçi ve 65,2 milyar dolarlık turizm geliriyle tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı ve dünyada dördüncü sıraya yerleşti. Gelir sıralamasında ise 2017’de 15’inci sıradayken 7’nciliğe yükseldi. Türkiye bu süreçte kendini adeta yeniden konumlandırdı. Geçmişte ağırlıklı olarak ‘güneş-deniz-kum’ ekseninde değerlendirilen turizm yapısı, bugün dört mevsime yayılan çok katmanlı bir modele dönüştü. Bu dönüşüm rastlantı değil; uzun vadeli ve planlı bir yaklaşımın ürünü. Önümüzdeki dönemde bu yapının kalıcı değer yaratan bir büyümeye evrileceğini göreceğiz. Bölgesel gerilimler turizm algısını etkileyebilir; ancak turizm, krizlerden en hızlı toparlanan sektörlerden biridir ve Türkiye bu dayanıklılığını defalarca kanıtlamıştır.”

“Üç temel unsur öne çıkıyor”

ABD başta olmak üzere uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin arttığını belirten Koçak, bu dönüşümün arkasındaki üç ana faktörü şöyle sıraladı:

“İlk olarak kur avantajı dikkat çekiyor. Dolar bazlı yatırımcılar için maliyetler dalgalanmalara rağmen hâlâ cazip. İkinci olarak Türkiye’nin konumlandırılması değişti. Artık Doğu Avrupa yerine Körfez ve Güney Akdeniz ile birlikte değerlendiriliyor. Üçüncü ve çoğu zaman göz ardı edilen unsur ise Türkiye’nin küresel anlatıda daha görünür hale gelmesi. Uluslararası yapımlar, gastronomi ve büyük organizasyonlar bu algıyı güçlendiriyor.”

“Butik otelcilikte büyük potansiyel var”

Koçak, turizmde yeterince değerlendirilmeyen alanlardan birinin butik otelcilik olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Türkiye, butik otelcilik açısından dünyada öne çıkan destinasyonlardan biri ancak bu potansiyel henüz tam anlamıyla keşfedilmiş değil. Kapadokya, Ege’nin tarihi taş evleri ve Güneydoğu’nun özgün mimarisi; bunlar zincir markaların standart yapısından ziyade yerel kimlikle anlam kazanıyor. Günümüz gezginleri artık her yerde aynı deneyimi değil, sadece o bölgeye özgü olanı arıyor. Türkiye bu beklentiye güçlü bir şekilde cevap verebilecek zenginliğe sahip. Zincir oteller standardı sağlar; ancak duygu, kültür ve özgünlük yerel markalarla ortaya çıkar. Bu boşluğu dolduracak olanlar da yerelden doğan butik markalar olacaktır.”