İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından 1968 yılından bu yana kesintisiz olarak hazırlanan “Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın 2025 yılı sonuçları, Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu'nda düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Türk sanayisinin en büyük kuruluşlarını ortaya koyan ve bu yıl 58’inci kez gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarının paylaşıldığı toplantıya, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın yanı sıra Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları İrfan Özhamaratlı ve Cemal Keleş katıldı.
TÜPRAŞ Liderliğini Korudu
Araştırma sonuçlarını değerlendiren İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, üretimden satışlara göre Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının sıralamasına ilişkin bilgiler verdi. Buna göre, 2025 yılında da 698,8 milyar liralık üretimden satış rakamıyla TÜPRAŞ ilk sıradaki yerini korudu. TÜPRAŞ’ı 538,3 milyar lira ile Ford Otomotiv, 327,9 milyar lira ile Star Rafineri takip etti. Böylece listenin ilk üç sırasında geçen yıla göre herhangi bir değişiklik yaşanmadı.
Sıralamada Oyak-Renault 235,5 milyar liralık üretimden satışla dördüncü, Toyota Otomotiv 206,3 milyar lira ile beşinci, Arçelik ise 165,7 milyar lira ile altıncı sırada yer aldı. Bahçıvan, üst sıralardaki istikrarın sürmesine rağmen ilk 10 içerisinde dikkat çekici değişimlerin görüldüğünü belirterek özellikle savunma sanayii şirketlerinin yükselişine dikkat çekti.
İSO 500 tarihinde ilk kez iki savunma sanayii şirketi ilk 10’a girme başarısı gösterdi. TUSAŞ 140,9 milyar liralık üretimden satışla yedinci sıraya yükselirken, Aselsan 130,2 milyar lira ile dokuzuncu sırada yer aldı. Bahçıvan, bu tablonun yalnızca şirketlerin büyümesini değil, aynı zamanda savunma sanayiinin üretim kapasitesi, teknoloji geliştirme gücü, ihracat başarısı ve uluslararası rekabet seviyesini de ortaya koyduğunu vurguladı.
Geçen yıldan farklı olarak Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı 138,8 milyar lira, Mercedes-Benz ise 127 milyar liralık üretimden satış rakamıyla 2025 yılı ilk 10 listesinde yer alma başarısı gösterdi.
Sanayide Sektörel Ayrışma Dikkat Çekti
Erdal Bahçıvan, 2025 yılının sanayide sektörler arasındaki farklılaşmanın daha belirgin hale geldiği bir dönem olduğunu ifade etti. Emek yoğun geleneksel sektörlerin zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Bahçıvan, buna karşılık başta savunma sanayii olmak üzere teknoloji odaklı sektörlerde güçlü büyüme ve üretim artışlarının yaşandığını söyledi.
Sanayicilerin en önemli gündem maddelerinden birinin yüksek finansman maliyetleri olduğunu dile getiren Bahçıvan, son iki yıldır yüksek seviyelerde seyreden finansman giderlerinin yalnızca şirket bilançolarını değil, yatırım, üretim, istihdam ve rekabet gücü üzerinde de ciddi etkiler oluşturduğunu kaydetti. Büyük sanayi kuruluşlarının dahi bu yük altında faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığını belirten Bahçıvan, daha küçük ölçekli işletmelerin karşı karşıya olduğu zorlukların çok daha ağır olduğuna dikkat çekti.
Enflasyon ve faiz oranlarının yüksek seyrini sürdürmesinin, finansmana erişim sorunlarının 2026 yılında da devam edeceğine işaret ettiğini belirten Bahçıvan, özellikle ihracat kredileri dahil olmak üzere kredi maliyetlerini artıran ve finansmana erişimi zorlaştıran unsurların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Öte yandan İSO 500 verilerinin, tüm zorluklara rağmen Türk sanayisinin dayanıklılığını ve potansiyelini ortaya koyduğunu vurgulayan Bahçıvan, şirketlerin ihracatının yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara yükselmesinin küresel pazarlardaki güçlü konumun sürdüğünü gösterdiğini söyledi. AR-GE harcaması yapan firma sayısındaki ve toplam AR-GE harcamalarındaki artışın yenilikçilik kapasitesinin gelişmeye devam ettiğine işaret ettiğini belirten Bahçıvan, yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payının yüzde 7,6’ya çıkmasının da gelecek adına umut verici olduğunu kaydetti.

Halka açık şirket sayısının 91’e yükselmesini sermayenin tabana yayılması ve nitelikli finansmana erişim açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Bahçıvan, istihdam verilerinin de sanayide farklı bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi. Çalışan sayısındaki sınırlı düşüşün, rekabet gücünün artık yalnızca çalışan sayısıyla değil, nitelikli insan kaynağıyla şekillendiğini gösterdiğini belirtti.
Türkiye sanayisinin daha yüksek katma değer üreten, teknoloji yoğun ve verimlilik odaklı bir yapıya dönüşebilmesi için eğitimli ve yetkin iş gücünün önemine dikkat çeken Bahçıvan, kaliteli üniversite eğitimi, güçlü mesleki eğitim, ara eleman yetiştirme kapasitesi ve yaşam boyu öğrenme anlayışının sanayinin geleceği açısından kritik rol oynadığını ifade etti.
Sanayi sektörünün yalnızca ekonomik büyümenin değil; istihdamın, ihracatın, teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir kalkınmanın ve ulusal rekabet gücünün de temel unsuru olduğunu vurgulayan Bahçıvan, sanayiye destek vermenin aynı zamanda üretime, istihdama, teknolojiye, inovasyona ve Türkiye’nin geleceğine sahip çıkmak anlamına geldiğini sözlerine ekledi.




