İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkanı Metin Çekiç, 1 Ekim 2026 itibarıyla değişen döviz dönüşüm desteğinin madencilik sektörünün yatırım ve üretim yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini söyledi. Çekiç, desteğin mevcut haliyle sektörün küresel rekabet gücünü korumakta yetersiz kaldığını belirterek, oranların en az yüzde 5-8 seviyesine çıkarılmasını ve ihracatçıların finansmana erişiminin kolaylaştırılmasını istedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ihracatçıların döviz gelirlerini Türk lirasına dönüştürmesine yönelik destek mekanizmasında yaptığı yeni düzenlemeler, madencilik sektörünün beklentilerini de yeniden gündeme taşıdı.

Yüksek enerji ve işçilik giderleri, akaryakıt ve lojistik maliyetleri, finansman yükü ve döviz bazlı makine-ekipman ihtiyacı nedeniyle farklı bir maliyet yapısına sahip olan madencilik sektörü, döviz dönüşüm sisteminde sektörün kendine özgü koşullarının daha fazla dikkate alınmasını bekliyor.

İMİB Başkanı Metin Çekiç de yeni uygulamaya ilişkin değerlendirmesinde, ihracatçıların yalnızca döviz gelirlerinin TL’ye dönüşümünü değil, üretim ve ihracat kapasitesini artırmalarını sağlayacak koşulların oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.

“Yüzde 3’lük destek madencilik için yeterli değil”
Madencilik sektörünün dünya piyasalarında yoğun fiyat rekabeti altında faaliyet gösterdiğini belirten Çekiç, Türkiye’de artan maliyetlerin uluslararası müşterilere aynı ölçüde yansıtılamadığını söyledi.

Enerji, işçilik, akaryakıt, nakliye, finansman, bakım-onarım, çevre, ruhsat ve izin giderlerindeki artışın üreticilerin maliyetlerini yükselttiğini belirten Çekiç, kur hareketlerinin bu artışları karşılamadığı dönemlerde ihracatçıların rekabet gücünün zayıfladığını ifade etti.

Çekiç, mevcut yüzde 3 seviyesindeki desteğin sektör açısından yeterli olmadığını belirterek, destek oranlarının sektörlerin maliyet yapısı, enerji yoğunluğu, yatırım ihtiyacı ve ihracat özellikleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İMİB Başkanı, madencilik sektörü için desteğin yüzde 5-8 aralığına çıkarılmasının yanı sıra finansmana erişimin de kolaylaştırılmasını beklediklerini kaydetti.

Madencilikte gerçek katma değer uzun vadede ortaya çıkıyor
Çekiç’in dikkat çektiği bir diğer konu ise yeni sistemde katma değer hesaplamalarının madenciliğin uzun yatırım süreçlerini kapsaması oldu.

Bir maden sahasının üretime geçmesinin yıllar sürebildiğini belirten Çekiç; arama, sondaj, rezerv geliştirme, dekapaj, ocak hazırlığı, altyapı çalışmaları, makine ve ekipman yatırımları ile çevre ve rehabilitasyon faaliyetlerinin üretim sürecinin ayrılmaz parçaları olduğunu ifade etti.

Madencilikte ekonomik katkının yalnızca bir yıllık faaliyet kârı ya da doğrudan istihdam üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Çekiç, yerli yatırım ve hizmet alımlarının da katma değer hesabında dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Çekiç’e göre, rezervin aranmasından çıkarılmasına, işlenmesinden ihraç edilebilir hale getirilmesine ve dünya pazarlarına ulaştırılmasına kadar uzanan uzun değer zinciri, sektörün Türkiye ekonomisine sağladığı katkının temelini oluşturuyor.

Döviz, üretimin devamı için de kullanılıyor
Madencilik faaliyetlerinin yüksek miktarda makine ve ekipman yatırımı gerektirdiğine dikkat çeken Çekiç, ihracatçı şirketlerin hesaplarında tuttukları dövizin önemli bölümünün üretimin devamlılığı için kullanıldığını belirtti.

TİM Yönetim Kurulu Üyesi Celal Kadooğlu: "Döviz dönüşüm desteğindeki revizyon, beklentileri karşılamadı"
TİM Yönetim Kurulu Üyesi Celal Kadooğlu: "Döviz dönüşüm desteğindeki revizyon, beklentileri karşılamadı"
İçeriği Görüntüle

İş makineleri, sondaj ekipmanları, kırıcılar, motorlar, elektronik sistemler ve yedek parçaların önemli bir kısmının döviz cinsinden fiyatlandığını aktaran Çekiç, şirketlerin döviz pozisyonu değerlendirilirken mevcut yükümlülüklerinin de hesaba katılması gerektiğini söyledi.

Firmaların kısa ve orta vadeli döviz borçları, yatırım taahhütleri ve ithal girdilerinin göz önünde bulundurulmasının önemine işaret eden Çekiç, üretim amacıyla elde tutulan dövizin “atıl varlık” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

“Asıl hedef daha fazla döviz kazandırmak olmalı”
Döviz dönüşüm desteğinin kısa vadeli uygulamalardan ziyade ihracatçıya uzun vadeli öngörülebilirlik sağlayan bir politika çerçevesine oturtulması gerektiğini belirten Çekiç, Türkiye’nin kalıcı döviz geliri artışı sağlamasının yolunun üretim ve ihracat kapasitesini güçlendirmekten geçtiğini söyledi.

Çekiç, ihracatçının rekabet gücünün zayıflaması halinde siparişlerin ve buna bağlı olarak üretimin azalabileceğine dikkat çekerek, bunun uzun vadede ülkeye giren döviz miktarını da olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

İMİB Başkanı, Türkiye’nin önceliğinin ihracatçının mevcut döviz gelirini daha fazla TL’ye çevirmesini sağlamak yerine, ihracatçının daha fazla üretim yaparak ülkeye daha yüksek döviz kazandırmasını mümkün kılmak olması gerektiğini vurguladı.

Çekiç, madenciliğin yatırım, üretim ve maliyet yapısını dikkate alan; gerçek katma değeri destekleyen, uluslararası rekabet gücünü koruyan ve Türkiye’nin uzun vadeli döviz gelirlerini artırmayı hedefleyen daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir sistem oluşturulması gerektiğini ifade etti.