Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) tarafından düzenlenen ve Avrupa’nın alanındaki en büyük organizasyonlarından biri olan 75. Uluslararası AYMOD Ayakkabı Moda Fuarı, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. 2027 ilkbahar-yaz koleksiyonlarının sergilendiği fuar, sektör temsilcilerini, yerli ve yabancı satın almacıları ve ayakkabı üreticilerini İstanbul’da buluşturdu.

Fuarda mikrofonlarımıza konuşan İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkan Yardımcısı Oğuz İnner, AYMOD’un sektör açısından yalnızca ticari bir organizasyon değil, aynı zamanda üreticilerin, müşterilerin ve sektör paydaşlarının bir araya geldiği önemli bir buluşma noktası olduğunu söyledi.

Fuar alanındaki hazırlıkların sektörün organizasyona verdiği önemi gösterdiğini belirten İnner, firmaların yeni sezon için ciddi çalışmalar yaptığını ifade ederek, “Burası bizim panayırımız, düğün yerimiz, bayram yerimiz. Tüm ayakkabıcılar bir araya geliyorlar; hem birbirlerini görüyorlar hem de müşterileriyle buluşup hazırladıkları koleksiyonları müşterilerine sunuyorlar.”

Ancak fuarın başarısının yalnızca hazırlık ve ziyaretçi sayısıyla ölçülemeyeceğine dikkat çeken İnner, asıl hedefin görüşmelerin somut ticari bağlantılara ve siparişlere dönüşmesi olduğunu söyledi.

“AYMOD, Yakın Coğrafyanın İhtiyaçlarına Cevap Veriyor”

AYMOD’un takvim açısından da önemli bir konumda bulunduğunu belirten İnner, fuarın sezonun son önemli organizasyonlarından biri olduğuna dikkat çekti. Avrupa’daki ayakkabı fuarlarının takvimine değinen İnner, AYMOD’un özellikle yakın coğrafya ve iç piyasanın ihtiyaçları bakımından önemli bir işlev üstlendiğini söyledi.

“Bu fuarın bölgedeki önemli özelliklerinden biri, sezonun son fuarı olması. Dolayısıyla daha çok perakendeye yönelik olarak düzenlendiğini değerlendiriyorum. Avrupa’da yaz fuarları haziran ayında Garda ile başlıyor, daha sonra Micam Fuarı yapılıyor. Eylül ayında gerçekleştirilen AYMOD’un da yakın coğrafyanın ve iç piyasanın ihtiyaçlarına yönelik önemli bir fuar olduğunu düşünüyorum.”

İnner, fuarın içinde bulunulan zorlu dönemde üretici ve ihracatçılara yeni siparişler kazandırmasını temenni ederek, “Aslında sektörümüz sıkıntılı bir sektör değil. Maliyet artışları ve fiyatlarımızdaki yükseliş nedeniyle özellikle ihracatta zorlanan bir sektörüz.” dedi.

Artan maliyetlerin iç piyasada da firmaların fiyat oluşturmasını güçleştirdiğini belirten İnner, ithal ürünlerin yüksek oranlı vergilendirmelere rağmen bazı durumlarda yerli ürünlerden daha düşük fiyatlarla piyasaya girebildiğine dikkat çekti: “Maliyetler arttığında iç piyasaya satış yapan firmalar da iç piyasada fiyat oluşturmakta zorlanıyor. İthal gelen ürünler, yaklaşık yüzde 50-60’a varan çeşitli vergilendirmelere rağmen Türkiye’deki ürünlerden daha ucuz olabiliyor.”

ATECH Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet İpekçi, “ATECH, Klasik Fuarcılık Anlayışının Ötesine Geçiyor”
ATECH Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet İpekçi, “ATECH, Klasik Fuarcılık Anlayışının Ötesine Geçiyor”
İçeriği Görüntüle

“İthalatın Önünü Kapatmakla Çözülemeyecek Bir Maliyet Problemimiz Var”

İnner’e göre yaşanan sorun yalnızca ithalatla mücadele edilerek çözülebilecek bir mesele değil. Temel problemin üretim maliyetlerindeki yükseliş olduğunu vurgulayan İDMİB Başkan Yardımcısı, hem iç pazarda hem de ihracatta rekabet gücünün korunması gerektiğini söyledi.

“Bu durum, ithalatın önünü kapatmakla çözülemeyecek kadar derin bir maliyet problemimiz olduğunu gösteriyor. Biz yurt içinde ithalatçılarla rekabet edemediğimiz gibi, yurt dışında da ihracatta rekabet etmekte zorlanıyoruz. Bunu böyle değerlendirmek gerekiyor.”

Ayakkabı İhracatı 2022’den Bu Yana Yarı Yarıya Geriledi

Sektörün ihracat performansına ilişkin çarpıcı rakamlar paylaşan İnner, 2022 yılından bu yana ayakkabı ihracatının adet bazında ve değer bakımından önemli ölçüde gerilediğini söyledi: “İhracatımız 2022’den bu yana aşağı yukarı yarı yarıya azaldı; hem adet olarak hem de tutar olarak. 2022 yılında dünyaya 378 milyon çift ayakkabı ihraç ettik. Geçen yıl ise bu rakam 187 milyon çifte düştü. Tutar açısından ise sevindirici bazı istatistikler var. Özellikle geçen yıldan bu yana ayakkabının birim fiyatı 4,3 dolardan 5,8 dolara yükseldi. Bunun içerisinde deri ayakkabının ağırlığı da çok daha farklı. Deri ayakkabıda birim fiyat 17 dolar seviyelerine çıktı.”

Ancak birim fiyatlardaki artışın adet bazındaki kaybı telafi etmeye yetmediğini belirten İnner, geçen yıldan bu yana adet bazında yüzde 22’lik gerileme yaşandığını söyledi.

“Kapasitemizin Önemli Bir Bölümü Boşta Kaldı”

İhracattaki adet kaybının fabrikalar, atölyeler ve işletmeler üzerinde doğrudan etkisi olduğunu belirten İnner, üretim kapasitesinin önemli bölümünün kullanılamadığını ifade etti. “Bunlar sevindirici gelişmeler olmakla beraber, geçen yıldan bu yıla adet bazında yüzde 22’lik bir gerilememiz var. Bu da fabrikalarımızın, atölyelerimizin ve işletmelerimizin daha az ürün yaptığı ve sattığı anlamına geliyor. Kapasiteminin önemli bir bölümünün boşta kaldığını, hatta bazı durumlarda yok olduğunu gösteriyor. Bu aslında bir kriz anı demek. Böyle dönemlerde sektöre dokunan, gerçekten etkili ve dişe dokunur destek mekanizmalarına ihtiyacımız var.”

“2022’de 500 Milyon Dolar İhracat Fazlası Veren Sektördük”

Ayakkabı sektörünün Türkiye’nin cari dengesine geçmişte pozitif katkı sağlayan sektörlerden biri olduğunu hatırlatan İnner, mevcut dış ticaret tablosunun ise tersine döndüğünü söyledi. 2022 yılında sektörün 500 milyon dolarlık ihracat fazlası verdiğini belirten İnner, bugün ise ithalatın ihracatın 1,7 katına ulaştığını ifade etti.

“Biz 2022 yılında 500 milyon dolar ihracat fazlası veren bir sektördük. Bugünkü rakamlara göre ise ihracatımızın 1,7 katı kadar ithalat yapıyoruz. Yani cari açığa negatif destek veren bir hâle geldik.”

Bu durumun sektörün geçmişteki konumundan önemli bir sapma olduğunu belirten İnner, deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değerli üretim kapasitesinin Türkiye ekonomisi için önemine dikkat çekti.

“Hâlbuki ayakkabı sektörü cari açığı olumlu etkileyen bir sektördü. Deri ve deri mamulleri sektörü içerisinde saraciye ürünleri, deri konfeksiyon ve tabakhaneler de bulunuyor. Bunların hepsi kilogram başına yüksek katma değer üreten ve Türkiye’nin cari açığının düzelmesine katkı sağlayan sektörlerdi.”

Artan İşçilik ve İşletme Maliyetleri Rekabet Gücünü Zorluyor

Sektörde maliyetlerin son dönemde olağanüstü yükseldiğini belirten İnner, “Ancak son dönemde işçilik maliyetlerimizin döviz bazında çok yüksek miktarlarda artması, kira ve diğer giderlerimizin olağanüstü yükselmesi maliyetlerimizi artırdı. Bu da bizi yüksek fiyatlandırmaya zorladı. Müşterilerimizin birçoğu açısından fiyat rekabetinde geri kaldığımız için siparişlerin düşmesi, kimi zaman da müşteri kaybetmemiz anlamına geldi. Yirmi yıllık bir ayakkabı firması düşünün. Ortalama bir ayakkabı firması her yıl dört fuara katılıyor. Yirmi yıllık bir firma bugüne kadar fuarlara yaklaşık 1,5 milyon dolar harcamış olabilir.” ifadelerini kullandı.

Bu yatırımın yalnızca fuar katılımı olmadığını; müşteri kazanımı, marka oluşturma ve koleksiyon birikimi gibi uzun vadeli çalışmaların da bu sürecin parçası olduğunu belirten İnner, firmaların bugün fiyat rekabetinde yaşadığı sorunların geçmişte oluşturulan bu birikimi tehdit ettiğini dile getirdi.

“Bu müşterileri kazanmak, markayı oluşturmak ve koleksiyon birikimini sağlayabilmek için harcanan bu yatırımın şu anda boşa gitme riski var. Çünkü firma fiyat yapamıyor, müşterisini kaybediyor. Aynı zamanda eğitimli ve deneyimli ustalarını da kaybediyor. Bunları yerine koymak hiç kolay değil.”

“Kaybedilen Müşterinin Geri Dönmesi Çok Uzun Sürüyor”

Ayakkabı sektöründeki müşteri ilişkilerinin diğer sektörlerden farklı bir yapıya sahip olduğunu belirten İnner, müşterilerin bir kez kaybedilmesi halinde yeniden kazanılmasının son derece zor olduğunu söyledi.

“Ayakkabı müşterisinin spesifik bir özelliği var. Çok konservatif bir müşteridir. Sizden ürün almaya başlar; ancak sizden ayrıldıktan sonra size geri dönmesi olağanüstü zordur. Çünkü en az üç-dört yıl yeni gittiği yerde sabreder, oradaki sistemin düzelmesini veya koleksiyonun satılmasını bekler. Dolayısıyla kaybettiğimiz müşterinin geri dönmesi çok uzun bir süreç.”

Sektör temsilcileri, AYMOD gibi uluslararası fuarların yeni müşterilere ulaşılması, mevcut müşteri ilişkilerinin korunması ve Türk ayakkabı sektörünün küresel pazarlardaki rekabet gücünün yeniden artırılması açısından önemli bir fırsat oluşturmasını bekliyor.