Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre; ayçiçek yağı, çikolata ve kakaolu mamuller, makarna, bisküvi, gofret, şekerleme ürünleri ve buğday unu gibi temel gıda ürünlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk beş ayında 4,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla miktar bazında ihracat yüzde 15,5 gerilerken, ihracat birim fiyatlarının dolar bazında yüzde 9,9 artması sayesinde değer bazındaki düşüş yüzde 7,1 ile sınırlı kaldı.

Sektörün en fazla ihracat yapılan ürünü, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,8 artış göstererek 551,3 milyon dolara ulaşan ayçiçek yağı oldu. Çikolata ve kakao bazlı ürünler ise yüzde 20,2 düşüşle 419,5 milyon dolarlık ihracatla ikinci sırada yer aldı. Makarna ile tatlı bisküvi ve gofretler de ihracatı 400 milyon doları aşan ürün grupları arasında öne çıktı. Irak'a yapılan ihracatın yüzde 28 azalarak 560,2 milyon dolara gerilemesiyle birlikte Orta Doğu pazarında toplamda yüzde 13,8'lik düşüş yaşandı. Buna karşılık İran'a yapılan ihracat yüzde 34,6 artışla 147,1 milyon dolara yükselirken, ülke Türkiye'nin hububat sektörü ihracatında ilk altı pazar arasında yer aldı.

“Dünyada hem fiyatlar hem de maliyetler hareketli”

NATO’nun geleceği Ankara’da masaya yatırılacak
NATO’nun geleceği Ankara’da masaya yatırılacak
İçeriği Görüntüle

Mayıs ayında takvim kaynaklı olarak altı iş gününün eksik olmasının aylık ihracat performansını etkilediğini belirten TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, buna rağmen Türk gıda sanayisinin küresel rekabet gücü ve pazar esnekliği sayesinde stratejik önemini koruduğunu ifade etti.

Jeopolitik risklerin bölgesel ticaret üzerindeki etkisinin arttığı bir dönemde yaşanan ihracat daralmasının, küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmaların doğal bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Uysallı, FAO verilerinin de tahıl ve şeker gibi temel girdilerde fiyat artışlarına işaret ettiğini söyledi. Buna karşılık bitkisel yağlarda farklı yönlü fiyat hareketlerinin görüldüğünü belirten Uysallı, dünya emtia piyasalarındaki bu dalgalanmaların enerji ve lojistik maliyetlerindeki yükselişle birleşerek ihracatçıların uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat sunmasını ve kârlılıklarını korumasını zorlaştırdığını kaydetti.

Ni̇hat Uysalli̇

Sektördeki miktar bazlı gerilemenin pazar kaybından değil, küresel belirsizliklerden ve maliyet baskılarından kaynaklandığını dile getiren Uysallı, hammadde tedarik kanallarını açık tutarak ve güçlü lojistik altyapıyı etkin şekilde kullanarak bu süreci yönetmeye çalıştıklarını ifade etti.

“Güçlü merkez konumumuzu daha da pekiştireceğiz”

Küresel ölçekte artan maliyet baskıları ve hacim daralmalarına rağmen sektörün en önemli avantajının bu yıl tarımsal üretimde beklenen yüksek verim olduğunu belirten Uysallı, TÜİK tahminlerine göre buğday üretiminde yüzde 26,7, kırmızı mercimekte yüzde 54,1 ve ayçiçeğinde yüzde 16,2 oranında artış öngörüldüğünü hatırlattı. Bu üretim artışlarının un, makarna, bitkisel yağ ve bakliyat sanayisi için kritik önemde bir hammadde kaynağı oluşturacağını söyledi.

Hasat döneminin kısa bir zaman dilimine sıkışmasının yaratabileceği arz-talep dengesizliklerine karşı Toprak Mahsulleri Ofisi’nin depolama ve finansman imkanlarını devreye alarak hazırlıklarını sürdürmesinin sanayici açısından önemli bir güven unsuru olduğunu belirten Uysallı, kamu ve özel sektörün koordinasyon içinde çalışmasıyla üretim bolluğunun getirdiği operasyonel süreçlerin başarıyla yönetileceğine inandıklarını ifade etti.

Türkiye’nin yüksek standartlarda ürettiği işlenmiş gıda ürünleriyle küresel ticaretteki güçlü konumunu koruyacağını ve daha da ileriye taşıyacağını vurgulayan Uysallı, sektörün önümüzdeki dönemde de uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmaya devam edeceğini söyledi.