Altyapı projelerinde karşılaşılan zayıf zemin koşulları, hem mühendislik süreçlerini hem de proje maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle daha hafif, güvenilir ve hızlı uygulanabilen çözümlere duyulan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Ravago EPS Kimya’nın ürettiği genleştirilebilir polistiren (EPS) hammaddesiyle geliştirilen Geofoam uygulamaları, düşük yoğunluğu sayesinde zemine aktarılan yükü önemli ölçüde azaltırken oturma riskini de en aza indiriyor. Yüksek basma dayanımı, kapalı hücreli yapısından kaynaklanan düşük su emme özelliği ve uzun yıllar koruduğu boyutsal kararlılığıyla Geofoam, modern altyapı projelerinde öne çıkan mühendislik çözümlerinden biri olarak dikkat çekiyor.
Karayolu, demiryolu, köprü yaklaşım dolguları ve istinat yapıları gibi altyapı uygulamalarında zayıf zeminler önemli teknik sorunlara neden olabiliyor. Geleneksel dolgu malzemeleri zemine yüksek yük aktararak oturma problemlerini artırırken, kapsamlı ve maliyetli zemin iyileştirme çalışmalarını da zorunlu hale getirebiliyor. Ravago EPS Kimya’nın EPS hammaddesi kullanılarak üretilen Geofoam blokları ise bu sorunlara daha hafif ve verimli bir alternatif sunuyor.
Projelerde maliyet ve zaman tasarrufu sağlıyor
EPS bloklardan oluşan Geofoam, geleneksel dolgu malzemelerine göre yaklaşık 200 kat daha hafif olması sayesinde zemine binen yükü ciddi oranda azaltıyor. Böylece fore kazık, jet grout ve taş kolon gibi yüksek maliyetli zemin iyileştirme uygulamalarına duyulan ihtiyaç azalırken, projelerde hem maliyet hem de zaman açısından önemli kazanımlar elde ediliyor.
Kapalı hücre yapısı sayesinde su emme oranı oldukça düşük olan Geofoam, yüksek basma dayanımı ve uzun süreli boyutsal stabilitesiyle güvenilir bir performans sunuyor. Fabrikada hassas ölçülerle üretilen blokların sahada kısa sürede uygulanabilmesi, özellikle şehir içindeki projelerde trafik kesintilerini azaltırken iş programlarının daha hızlı ilerlemesine katkı sağlıyor. Malzeme, yoğunluk sınıfına bağlı olarak yüzde 2 deformasyonda yaklaşık 1,5 ila 6 ton/metrekare arasında yük taşıma kapasitesine ulaşabiliyor.
Hafiflik ve dayanıklılığı aynı yapıda buluşturuyor
Geofoam teknolojisinin en önemli avantajlarından biri, düşük ağırlık ile yüksek mekanik dayanımı bir arada sunabilmesi. Bu özellik, yol ve köprü projelerinde güvenli kullanım olanağı sağlarken donma-çözülme döngülerine karşı gösterdiği direnç, geri dönüştürülebilir yapısı ve ısı yalıtımına sağladığı katkıyla da çözümün tercih edilmesini destekliyor.
Kullanım alanı giderek genişleyen Geofoam; karayolu ve demiryolu projelerinde zemin oturmalarını azaltıyor, yol genişletme çalışmalarında mevcut yapılara ilave yük bindirmeden çözüm sunuyor. Köprü yaklaşım dolgularında farklı oturma problemlerinin önüne geçerek sürüş güvenliğini artırırken, istinat yapılarında yatay toprak basıncını azaltıyor ve şev stabilitesine katkı sağlıyor. Menfez ve boru hatlarında üzerlerindeki yükü hafifleterek sistem ömrünü uzatan Geofoam, bakım ihtiyacını da azaltıyor. Bunun yanında peyzaj ve mimari projelerde hafif dolgu malzemesi olarak tasarım özgürlüğü sunuyor.
Altyapı yatırımlarında kullanımı hızla yaygınlaşıyor

Geofoam teknolojisi, 50 yılı aşkın süredir Norveç, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve birçok Avrupa ülkesinde otoyol, demiryolu, havaalanı ve istinat duvarı projelerinde başarıyla uygulanıyor. Türkiye’de ise 2024 yılında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından güncellenen Karayolu Teknik Şartnamesi’ne "Genleştirilmiş Polistiren Blok (Geofoam) ile Dolgu Yapılması" başlığı altında dahil edilmesiyle resmi standartlar arasındaki yerini aldı. Bu gelişme, teknolojinin kamu ve özel sektör altyapı yatırımlarında daha yaygın kullanılmasının önünü açtı.
Türkiye’de ilk uygulamalarından biri Akasya Acıbadem Projesi’nde gerçekleştirilen Geofoam teknolojisi; daha sonra Sabiha Gökçen Havalimanı genişleme çalışmaları, İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu ve Başiskele Projesi gibi önemli altyapı yatırımlarında da tercih edildi. Ravago EPS Kimya tarafından üretilen EPS hammaddesiyle geliştirilen Geofoam çözümleri, hafifliği, dayanıklılığı ve hızlı uygulanabilir yapısıyla altyapı projelerinde verimlilik sağlayan çağdaş bir mühendislik çözümü olarak öne çıkıyor.




