Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bahçeşehir Üniversitesinde düzenlenen “Kurumlarda Yapay Zekâ: Güvenlik, Entegrasyon ve Ekonomik Değer Zirvesi”nde yapay zekânın ekonomik potansiyelinden güvenlik ve etik boyutuna, Türkiye’nin yapay zekâ altyapısından 2026–2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’na kadar kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Kacır, teknolojinin insanı merkeze alan, adaleti ve mahremiyeti gözeten bir anlayışla geliştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Teknolojiyi insanlık için adalet ve merhamet ilkeleriyle şekillendirmek, medeniyet anlayışımızın bize yüklediği bir sorumluluk” dedi.

Teknolojinin tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar toplumların refahına ve ülkelerin kalkınmasına yön verdiğini belirten Kacır, üretim modellerinden bireysel yaşam pratiklerine kadar pek çok alanda kapsamlı bir dönüşüm yaşandığını ifade etti. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekânın bulunduğunu söyleyen Kacır, yatırım kararlarından üretim süreçlerine, tedarik zincirlerinden pazarlama stratejilerine kadar ekonominin işleyişinin yapay zekâ tarafından yeniden şekillendirildiğine dikkat çekti.

Yapay zekânın ekonomik potansiyeli giderek büyüyor

Yapay zekânın dünya ekonomisine önemli bir katkı sunma potansiyeline sahip olduğunu belirten Kacır, gerçekleştirilen çalışmaların bu teknolojinin küresel ekonomiye yıllık 4,4 trilyon dolara varan katkı sağlayabileceğine işaret ettiğini söyledi.

Ancak yapay zekânın etkisinin yalnızca ekonomik değer üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Kacır, üretimden sağlığa, eğitimden ulaşıma kadar hayatın tamamına yayılan bu dönüşümün çok daha geniş bir perspektifle ele alınması gerektiğini ifade etti. Yapay zekânın sunduğu fırsatlardan en üst düzeyde yararlanırken ortaya çıkabilecek risklerin de doğru şekilde tespit edilmesi ve bu risklere karşı etkin önlemler alınmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Kacır, özellikle kritik altyapılara ve büyük küresel dijital platformlara sahip ülkeler ile dünyanın geri kalanı arasındaki farkın giderek açıldığına dikkat çekerek, bunun yeni ve daha derin kutuplaşmalara yol açabileceğini söyledi. Verisine sahip çıkamayan, kendi yapay zekâ modellerini ve dijital altyapılarını geliştiremeyen ülkelerin başkalarının algoritmalarını besleyen birer “veri tarlası” konumuna sürüklenebileceği uyarısında bulundu.

Yapay zekâda güvenlik ve etik zemini güçlendirilmeli

Yapay zekânın güvenli, adil, etik ve sorumlu biçimde kullanımına ilişkin dünyada henüz tüm tarafların üzerinde uzlaştığı, bağlayıcı ve hakkaniyetli bir küresel zeminin oluşmadığını belirten Kacır, teknolojinin hızlı gelişiminin beraberinde yeni güvenlik sorunlarını da getirdiğini söyledi.

Gelişmiş yapay zekâ sistemlerinin güvenlik testleri sırasında oluşturulan izole ortamların sınırlarını aşarak internete erişmesi ve üçüncü taraf sistemlere yetkisiz biçimde sızması gibi vakaların, risklerin boyutunu ortaya koyduğunu ifade eden Kacır; derin sahtecilik teknolojileri, yapay zekâ tarafından üretilen sentetik içerikler ve önyargılı algoritmaların da hakikat ile yanılsama arasındaki çizgiyi giderek belirsizleştirdiğini belirtti.

Kacır, yaygın olarak kullanılan yapay zekâ modellerinin tek tipleştirici yapısının farklı toplumların hafızasının, değerlerinin, dillerinin, kültürlerinin ve hayat tecrübelerinin göz ardı edildiği bir dijital geleceğe zemin hazırlayabileceğine dikkat çekti.

Sn. Bakan Kacır 3-3

“Hiçbir algoritma, insanın ahlaki ve hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıramaz”

Yapay zekânın askeri amaçlarla kullanımına da değinen Kacır, Gazze’de yapay zekânın saldırı hedeflerinin belirlenmesinde kullanılmasının, teknolojinin yanlış ellerde nasıl bir yıkım aracına dönüşebileceğini gösterdiğini söyledi.

Kacır, “Gazze’de yapay zekânın saldırı hedeflerinin belirlenmesinde kullanılması, ahlaki pusulası olmayanların elinde bu teknolojinin nasıl bir yıkım aracına dönüşebildiğinin açık ispatı niteliğinde” ifadelerini kullandı.

Teknolojik sistemlerin hiçbir şekilde insanın ahlaki ve hukuki sorumluluğunun yerine geçemeyeceğini vurgulayan Kacır, “Hiçbir algoritma, insanın ahlaki ve hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıramaz. Hiçbir teknolojik üstünlük, sivillerin yaşam hakkının yok sayılmasının utancını örtemez” dedi.

Teknolojinin insanı merkeze almayan, adaleti gözetmeyen ve mahremiyeti korumayan bir zeminde geliştirildiğinde insanlığın yararına sonuç üretemeyeceğini belirten Kacır, yapay zekânın geleceğinin adalet ve merhamet ilkeleri doğrultusunda şekillendirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye yapay zekâ ekosistemini güçlendiriyor

Arap Büyükelçileri ve Arap Devletleri Ligi Temsilciliği 17. Boğaziçi Zirvesi için Ankara'da buluştu
Arap Büyükelçileri ve Arap Devletleri Ligi Temsilciliği 17. Boğaziçi Zirvesi için Ankara'da buluştu
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin yapay zekâ alanında güçlü bir ekosistem oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen Millî Teknoloji Hamlesi kapsamında yapay zekânın vatandaşlar ve insanlık için bir refah aracına dönüştürülmesini hedeflediklerini ifade etti.

Son 23 yılda araştırma, yenilik ve üretim ekosisteminin adım adım geliştirildiğini söyleyen Kacır, TÜBİTAK Yapay Zekâ Enstitüsü aracılığıyla akademideki yetkinliklerin sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşturulduğunu ve kritik teknolojilerde millî kabiliyetlerin geliştirildiğini belirtti.

TÜBİTAK Yapay Zekâ Ekosistem Çağrılarıyla yerli yapay zekâ teknolojilerinin ürüne, hizmete ve ekonomik değere dönüşmesini desteklediklerini aktaran Kacır, Rekabet Öncesi İş Birliği Programı kapsamında Türkçe Büyük Dil Temel Modeli Sektörel Uyarlama Çağrısı ile sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik projeleri hızlandırdıklarını kaydetti.

Sn. Bakan Kacır 2-2

KOSGEB Yapay Zekâ Kredi Programı ile KOBİ’lerin yapay zekâ çözümlerinden yararlanarak maliyet ve rekabet avantajı elde etmelerini amaçladıklarını ifade eden Kacır, TEKNOFEST, Millî Teknoloji Uzmanlık Programları, Deneyap Teknoloji Atölyeleri, Sektör Kampüste, Ekol 42 Okulları ve Yapay Zekâ ve Teknoloji Akademisi gibi uygulamalarla gençlerin yapay zekâ çağının gerektirdiği yetkinliklerle buluşturulduğunu söyledi.

Kacır ayrıca, Bakanlık tarafından uygulanan Sektör Kampüste programının ilham kaynaklarından birinin Bahçeşehir Üniversitesinin markalı ders uygulaması olduğunu belirterek üniversitenin akademik kadrosuna teşekkür etti.

Hesaplama kapasitesi ve dijital altyapı yatırımları artırılıyor

Yapay zekâ alanında ileri düzey araştırmalar yürütmek ve özgün modeller geliştirmek için yüksek hesaplama kapasitesine sahip altyapıların kritik önemde olduğunu belirten Kacır, bu doğrultuda araştırmacıların ve girişimlerin ihtiyaç duyduğu işlem kapasitesini artırmak amacıyla yüksek başarımlı hesaplama kümesi ARF’nin hizmete alındığını söyledi.

Türkiye’deki yapay zekâ girişimlerinin EuroHPC süper bilgisayarlarından ücretsiz yararlanabilmesini sağladıklarını ifade eden Kacır, dünyanın en güçlü 20 süper bilgisayarı arasında yer alan MareNostrum 5’in işlem kapasitesine de doğrudan erişim imkânı sunduklarını belirtti.

HIT-30 Programı kapsamında yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarının hızlandırıldığını kaydeden Kacır, bu çalışmalarla Türkiye’nin hesaplama kapasitesinin büyütüldüğünü ve girişimlerin ihtiyaç duyduğu dijital altyapının güçlendirildiğini söyledi.

2026–2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı devrede

Yapay zekânın Türkiye’nin kalkınmasında öncü bir konuma taşınmasının kamu, özel sektör ve akademi başta olmak üzere ekosistemin tüm aktörlerinin ortak hedefler etrafında buluşmasıyla mümkün olacağını belirten Kacır, bu anlayışla 2026–2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı’nı hazırladıklarını ifade etti.

Kamu, özel sektör ve akademiden uzmanların yanı sıra toplumun farklı kesimlerinden vatandaşların görüş ve önerilerinin dikkate alınarak hazırlanan eylem planının, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki önümüzdeki dönem yol haritasını ortaya koyduğunu belirten Kacır, planın “Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” olmak üzere dört temel eksen üzerine kurulduğunu söyledi.

Plan kapsamında yapay zekâ ekosistemini güçlendirecek 16 eylem ve 2030 yılına yönelik somut hedefler belirlendiğini aktaran Kacır, 81 ilde kurulacak Yapay Zekâ Okuryazarlığı Atölyeleriyle iki yıl içerisinde 5 milyon vatandaşa ulaşılmasının hedeflendiğini açıkladı.

Kacır, “10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştireceğiz” dedi.

Sağlıktan tarıma, eğitimden elektronik ticarete kadar farklı alanlarda en az 2 bin kamu veri setinin Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden erişime açılacağını belirten Kacır, bu sayede araştırmacıların, girişimcilerin ve şirketlerin yenilikçi çözümler geliştirmesinin önünün açılacağını söyledi.

Veri merkezlerinde 2030 hedefi 1 gigavat

Yapay zekâ modellerinin büyümesiyle birlikte işlem gücü ihtiyacının da hızla arttığına dikkat çeken Kacır, Türkiye’nin dijital altyapısının bu dönüşümün gerektirdiği ölçüde genişletileceğini belirtti.

Enerji verimliliği ve uluslararası standartlar gözetilerek veri merkezlerinin toplam kurulu gücünün mevcut yaklaşık 250 megavat seviyesinden 2030 yılına kadar en az 1 gigavata çıkarılmasının hedeflendiğini açıklayan Kacır, veri merkezi, bulut bilişim ve yapay zekâ altyapılarında özel sektör öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağın harekete geçirilmesinin planlandığını söyledi.

Türkiye’nin kendi dilini, kültürünü ve toplumsal hafızasını yansıtan yapay zekâ çözümlerine sahip olmasının önemine de değinen Kacır, BİLGE dil modelinin araştırmacılar ve girişimcilerle buluşturulacağını belirtti. Bu sayede Türkçe yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesi ve farklı sektörlerde yaygınlaştırılması hedefleniyor.

KOBİ’lere yapay zekâ kuponu, girişimcilere deney alanı

Kacır, KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları teknolojilere erişimini kolaylaştırmak amacıyla yapay zekâ kuponlarının hayata geçirileceğini açıkladı. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlarda yenilikçi fikirlerin sahada test edilmiş ürünlere dönüşmesini destekleyeceklerini ifade etti.

Öncelikli sektörlerde kurulacak düzenleyici deney alanları sayesinde girişimcilerin yenilikçi çözümlerini güvenli ve öngörülebilir şartlarda test edebileceğini belirten Kacır, bu alanlarda elde edilen deneyimlerin yeni düzenlemelerin geliştirilmesi ve başarılı uygulamaların yaygınlaştırılması açısından referans oluşturacağını söyledi.

Yapay zekâ uygulamalarında güven unsurunun temel önceliklerden biri olduğunu vurgulayan Kacır, kullanıcılarına ve paydaşlarına güven vermeyen sistemlerin geniş kabul görmesinin ne mümkün ne de doğru olduğunu ifade etti. Kamu olarak sağlık, eğitim ve istihdam gibi vatandaşların hayatını doğrudan etkileyen alanlarda yapay zekâ sistemlerinin muhtemel etkilerinin kullanıma sunulmadan önce değerlendirilmesini esas alacaklarını belirten Kacır, insan denetimi ve teknik güvenlik testlerinin de bu süreçlerin ayrılmaz parçası olacağını söyledi.

Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu oluşturulacak

Yapay zekânın güvenilir ve sorumlu bir şekilde geliştirilmesi amacıyla Ulusal Yapay Zekâ Etik Kurulu oluşturulacağını açıklayan Kacır, kurulun özellikle mahremiyetin korunması, ayrımcılığın önlenmesi ve çocukların güvenliği konularında geliştiricilere ve kurumlara rehberlik edeceğini belirtti.

Ortak ilkelerin uygulamada karşılık bulmasını sağlayacak rehberlerin hazırlanacağını ifade eden Kacır, hukukçuların da hakların korunduğu, sorumlulukların açık şekilde tanımlandığı ve yenilikçiliğin önünün açıldığı dijital geleceğin inşasında önemli bir rol üstleneceğini söyledi.

Kacır, Türkiye’nin yapay zekâ yaklaşımının temel ilkesini ise “Teknoloji, insanlığın refahına hizmet ettiği, insanın haklarını ve onurunu koruduğu ölçüde değer taşır” sözleriyle ortaya koydu.

“Türkiye yapay zekâ devriminin sunduğu fırsatlardan en üst düzeyde yararlanacak”

Türkiye’nin yapay zekâ devriminin sunduğu ekonomik değer ve çok yönlü fırsatlardan en üst düzeyde yararlanması için çalışmaların sürdürüleceğini belirten Kacır, Millî Teknoloji Hamlesi kapsamında bilim ve teknolojide Türkiye’nin iddiasını daha da ileri taşımayı hedeflediklerini söyledi.

Adalet ve merhamet ilkelerini teknoloji politikalarının merkezinde tutacaklarını ifade eden Kacır, “Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, adalet ve merhameti her platformda savunan; Millî Teknoloji Hamlesi’yle bilim ve teknolojide iddiasını her geçen gün daha da büyüten bir ülke olarak, Türkiye’nin yapay zekâ devriminin sunduğu ekonomik değerden ve çok yönlü fırsatlardan en üst düzeyde istifade etmesini sağlayacağız” dedi.

Kacır, “Kurumlarda Yapay Zekâ: Güvenlik, Entegrasyon ve Ekonomik Değer Zirvesi”nin de bu hedef doğrultusunda yeni fikirlerin geliştirilmesine, güçlü iş birliklerinin kurulmasına ve Türkiye’ye değer katacak çalışmaların hayata geçirilmesine katkı sağlayacağına inandığını ifade etti.