Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Savunma ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan ve artan güvenlik tehditleri karşısında savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelen Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu en önemli çözüm ortağının Türkiye olduğunu bu vesileyle ifade etmek isterim. Sektörümüz; sahada etkisi kanıtlanmış, yüksek teknolojiye dayalı ve maliyet açısından rekabetçi geniş ürün yelpazesiyle Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaçlarına cevap verebilecek durumdadır. Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağlayabileceği eşsiz katkıları görmezden gelmek isteyen yaklaşımlar, Türkiye’nin yükselişini durduramaz ancak Avrupa’nın teknolojik ihtiyaçlarını karşılamasında ciddi zorluklara yol açabilir. Türkiye’nin dışında bırakıldığı her türlü iş birliği ve program, Avrupa’yı telafisi güç stratejik kayıplarla karşı karşıya bırakacaktır.” ifadelerini kullandı.
Savunma, havacılık ve uzay sanayisinin en büyük buluşmalarından biri olan SAHA 2026, İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı; TÜBİTAK, KOSGEB, Türk Patent ve Marka Kurumu, TUA ve TSE’den oluşan “Teknoloji Ordusu” ile fuarda en stratejik katılımcılardan biri olarak yer aldı. Bakanlık standında ayrıca Antalya’da gerçekleştirilecek 77. Uluslararası Uzay Kongresi için IAC 2026 tanıtım alanı da oluşturuldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bin metrekareyi aşan geniş bir alanda Türkiye’nin tam bağımsızlık vizyonunu temsil eden yerli ve millî çözümlerini sergiledi. Bakanlık çatısı altındaki kurumlar yalnızca birer katılımcı değil; Ar-Ge, standartlaştırma, fikri mülkiyet ve KOBİ gücünü bir araya getiren bütünleşik bir ekosistem olarak fuarda güçlü bir şekilde yer aldı.
Bakan Kacır, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma Havacılık Uzay Sanayi Fuarı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, küresel savunma sanayisinin yeniden şekillendiği bu dönemde SAHA EXPO’nun stratejik iş birlikleri, yenilikçi fikirler ve yüksek teknoloji odaklı ortaklıklar için önemli bir buluşma zemini olacağına inandığını söyledi.
Kacır konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:
SAHA EXPO BAŞARISI: SAHA Expo alanını ziyaret edenlerin eşine az rastlanır bir deneyim yaşayacağını ifade eden Kacır, dünyanın önde gelen savunma sanayii şirketleriyle birlikte Türk savunma sanayiinin güçlü kurumlarının proje ve sistemlerinin görülebileceğini belirtti. Harp paradigmasını değiştiren yenilikçi ürünlerin sergilendiğini, ancak bunun ötesinde büyük şirketlerden KOBİ’lere, araştırma enstitülerinden teknoloji girişimlerine kadar yayılan dağıtık üretim zekasının fark edileceğini vurguladı. Bu başarıların arkasında dev bir ekosistem bulunduğunu, Türk savunma sanayiinin en önemli özelliklerinden birinin bu iş birliği yapısı olduğunu ifade etti. Tasarım aşamasındaki birçok rakibin aksine seri üretime geçmiş, çeşitli kısıtlamalara rağmen yoluna devam etmiş, yılmadan üretmeyi başarmış bir milli iradenin varlığına dikkat çekti.

AVRUPA’NIN ÇÖZÜM ORTAĞI TÜRKİYE: Avrupa’nın savunma alanında yüzde 80 dışa bağımlı olduğunu ve artan güvenlik riskleri karşısında kapasitesini güçlendirme arayışında olduğunu hatırlatan Kacır, Türkiye’nin bu süreçte en önemli çözüm ortaklarından biri olduğunu vurguladı. Türk savunma sanayisinin yüksek teknolojiye dayalı, sahada etkinliği kanıtlanmış ve maliyet avantajı sunan geniş ürün portföyüyle Avrupa’nın ihtiyaçlarını karşılayabilecek seviyede olduğunu ifade etti. Türkiye’nin dışlanmasının Avrupa’nın yükselişini engellemeyeceğini ancak stratejik açıdan önemli kayıplara yol açabileceğini belirtti. NATO uyumlu üretim altyapısının müttefik sistemlere hızlı entegrasyon sağladığını ve bu durumun operasyonel kabiliyetleri artırdığını dile getirdi.
YAPAY HUZUR İKLİMİNİN BEDELİ: Kacır, küresel sistemin yeniden güç mücadelelerine sahne olduğunu belirterek İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin güvenlik ve istikrar üretmekte zorlandığını ifade etti. Diplomasi yerine güç kullanımının arttığına, uzun yıllar savunma harcamalarını azaltan ülkelerin bugün bunun bedelini ödediğine dikkat çekti.
GÜVENLİK KAPASİTESİNİN YENİ BOYUTU: Modern tehditlerin yalnızca kara, hava ve denizle sınırlı olmadığını belirten Kacır, siber alan, dijital altyapılar ve uzayın da güvenlik denklemine dahil olduğunu söyledi. Bu nedenle ülkelerin çok daha yüksek maliyetlerle caydırıcılık sağlamaya çalıştığını ifade etti.
BÜTÜNCÜL SAVUNMA ANLAYIŞI: Küresel savunma harcamalarının son 10 yılda yüzde 41 artarak 2,9 trilyon dolara ulaştığını hatırlatan Kacır, yalnızca bütçe büyüklüğünün yeterli olmadığını, Ar-Ge, test altyapıları, seri üretim ve insan kaynağıyla bütünleşmiş bir savunma sanayisinin şart olduğunu vurguladı.
SAVUNMA SANAYİ EKOSİSTEMİ: Türkiye’nin uzun vadeli planlama ve yatırım politikalarıyla güçlü bir savunma ekosistemi kurduğunu belirten Kacır, yerlilik oranının yüzde 20’lerden yüzde 80’in üzerine çıkarıldığını söyledi. Türkiye’nin artık dünya İHA pazarında önemli bir üretici konumunda olduğunu, savaş gemisi tasarlayıp üretebilen sayılı ülkeler arasında yer aldığını ifade etti.
SAVUNMA SANAYİ KAZANIMLARI: Son dönemde elde edilen gelişmelerin Türkiye’nin geldiği noktayı açıkça ortaya koyduğunu belirten Kacır, KAAN’ın gökyüzüyle buluşması, TB3’ün gemi iniş-kalkış kabiliyeti, GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN füzeleri, KIZILELMA’nın hava-hava angajman başarısı, Altay tankının envantere girişi ve Çelik Kubbe sisteminin devreye alınması gibi kritik adımları hatırlattı. Ayrıca HÜRJET’in ses hızını aşması, SANCAR insansız deniz aracının geliştirilmesi ve milli savunma projelerindeki ilerlemenin Türkiye’yi küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı.
YERLİ VE MİLLÎ OLARAK GELİŞTİRMEYİ BAŞARDIK: Motor teknolojileri alanında oluşturduğumuz yetkinliklerle kara, hava, deniz ve füze sistemlerinde ihtiyaç duyduğumuz kritik çözümleri yerli ve millî imkânlarla karşılamaya başladık. Bugüne kadar ülkemizin elini zayıflatmak amacıyla açık ya da örtülü çok sayıda engelleme ve kısıtlama girişimiyle karşılaştık. Ancak hamdolsun, bizden esirgenen ne varsa, onun çok daha iyisini yerli ve millî olarak tasarlamayı, geliştirmeyi ve üretmeyi başardık. Savunma ürünlerimizin arkasında; sektörümüzü en güçlü şekilde destekleyen siyasi irade ile Milli Teknoloji Hamlesi’ni sahiplenen aziz milletimizin kararlı desteği bulunmaktadır.
YAŞ ORTALAMASI 34 OLAN 100 BİNİ AŞKIN ÇALIŞANIMIZ: 4 bini aşkın firmamızda, araştırma kurumlarımızda ve üniversitelerimizde; gece gündüz demeden emek ve akıl teri döken, yaş ortalaması 34 olan 100 bini aşkın çalışanımız, yalnızca Türkiye’nin değil dost ve kardeş ülkelerin de caydırıcılık kapasitesinin önemli bir teminatıdır. Türk şirketleri; teknoloji odaklı çözümleri, yaşam döngüsü boyunca sundukları kapsamlı destek hizmetleri ve kullanıcı ülkelerin nitelikli personel ihtiyacına yönelik eğitim programlarıyla bugün dünyanın birçok noktasında tercih edilen güvenilir çözüm ortakları hâline gelmiştir.
SAVUNMA İHRACATINDA DÜNYADA 11. SIRADAYIZ: 2002 yılında 248 milyon dolar seviyesinde olan savunma ihracatımız, etkin savunma diplomasimiz ve firmalarımızın küresel pazarlara yönelik stratejik yaklaşımı sayesinde geçen yıl 10 milyar doların üzerine çıkmıştır. Bu performansla savunma ihracatında dünyada 11’inci sıraya yükselmiş bulunuyoruz. Bu ivmenin artarak devam edeceğine inanıyoruz. Çünkü savunma sanayi firmalarımız her yıl yeni kabiliyetler kazanmakta, üretim ve Ar-Ge kapasitelerini sürekli olarak büyütmektedir. Kurulan uluslararası ortaklıklar ve geliştirilen iş birlikleriyle küresel pazarlardaki konumlarını daha da güçlendirmektedirler.

YATIRIM VE AR-GE DESTEKLERİ: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, savunma sanayimizin kazanımlarını yeni başarılarla ileri taşımak amacıyla kamu kurumlarımızın, özel sektörün ve üniversitelerin yatırım ve Ar-Ge faaliyetlerini güçlü şekilde destekliyoruz. Son 23 yılda teşvik mekanizmalarımız aracılığıyla toplam 460 milyar lira büyüklüğünde 1.112 savunma sanayi yatırımının hayata geçmesini sağladık. Ayrıca 2002’den bu yana TÜBİTAK burs ve destek programları kapsamında 2.142 projeye, 4.300 bilim insanı ve gencimize toplam 64 milyar lira kaynak aktardık. Tarih göstermiştir ki, teknolojik üstünlük savaş alanlarında büyük sonuçlar doğurmakta ve güç dengelerini kökten değiştirmektedir.
SAVUNMA SANAYİ VE KALKINMA İLİŞKİSİ: Savunma alanında geliştirilen teknolojik kapasiteyi yalnızca askerî çerçevede değerlendirmek eksik bir bakış olacaktır. Kişisel bilgisayarlardan internete, uydu teknolojilerinden jet motorlarına kadar hayatımızı değiştiren pek çok yenilik, savunma sanayi Ar-Ge süreçlerinin sonucudur. Bu nedenle savunma sanayinde elde edilen her kazanım, aynı zamanda kalkınmanın da temel destekleyicisidir. Yapay zekâ, büyük veri işleme, siber güvenlik, hipersonik sistemler, otonom yapılar, uzay teknolojileri, lazer ve enerji sistemleri, kuantum ve biyoteknoloji gibi alanlarda yetkinliğini artıran ülkeler küresel rekabette önemli avantaj elde edecektir.
TEKNOLOJİDE YENİ DÖNEM: Küresel ölçekte yaşanan teknoloji dönüşümünü doğru okuyarak, Türkiye’yi geleceğin savunma teknolojilerinde söz sahibi ülkeler arasına taşımakta kararlıyız. Bu anlayışla yüksek teknoloji alanlarında kabiliyetlerimizi genişletiyoruz. Özellikle uzayı stratejik bir alan olarak görüyoruz. Geçmişte sınırlı ülkelerin hâkimiyetinde olan uzay, maliyetlerin düşmesiyle birlikte artık daha erişilebilir ve rekabetçi bir alan hâline gelmiştir. Türkiye, son 23 yılda oluşturduğu altyapı sayesinde uydu tasarım, üretim ve test kabiliyetine sahip olmuştur.
MİLLÎ UZAY PROGRAMI: Millî Uzay Programı, ülkemizin uzay alanındaki iddiasının en somut göstergesidir. Türk Astronot ve Bilim Misyonu kapsamında astronotlarımız uzayda bilimsel çalışmalar yürütmüştür. Uzaya bağımsız erişim sağlayacak uzay limanı projemizin Somali’de inşası başlamıştır. Millî itki sistemine sahip uzay aracıyla Ay’a ulaşmayı hedefliyoruz. Fergani girişimiyle geliştirilen millî küresel konumlama sistemi sayesinde kritik askerî operasyonlarda dışa bağımlılığın oluşturduğu riskleri ortadan kaldırmayı amaçlıyoruz.
IAC 2026: 5-9 Ekim tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek 77. Uluslararası Uzay Kongresi, Türkiye’nin uzay alanındaki bilimsel kapasitesini ve teknolojik gücünü dünyaya göstereceği önemli bir platform olacaktır.
KÜRESEL ÜRETİM MERKEZİ: Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, küresel üretim ağlarının önemli merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Ar-Ge destekleriyle üretim altyapısının teknolojik derinliği artırılmıştır. İmalat sanayi katma değerimiz 41 milyar dolardan 246 milyar dolara yükselmiştir. İhracatımız 36 milyar dolardan 276 milyar dolara ulaşmıştır. Otomotiv, kimya ve makine sektörlerinde güçlü üretim kapasitesi oluşturulmuştur. Türkiye bugün geniş bir coğrafyada en güçlü üretim ve ihracat ülkelerinden biridir.
SANAYİ ALANLARI MASTER PLANI: Önümüzdeki dönemde yüksek katma değerli üretimi artıracak yeni teşvik mekanizmalarını devreye alıyoruz. Sanayi alanlarının ülke geneline dengeli yayılması için kapsamlı planlamalar yürütüyoruz. 160 bin hektar olan planlı sanayi alanlarımızı 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı’nı hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda savunma sanayi üretimini Anadolu’ya yayacak yeni kümelenmeler oluşturacağız.
SEKTÖRLER ARASI ENTEGRASYON: Savunma sanayiinde geliştirilen teknolojilerin sivil alanlara aktarılması büyük önem taşımaktadır. Aynı şekilde sivil sanayideki bilgi ve tecrübenin de savunma sanayiine kazandırılması stratejik bir gerekliliktir. Otomotivden elektroniğe, enerjiden malzeme teknolojilerine kadar birçok sektörün birikimi savunma sanayiine entegre edilerek daha hızlı üretim ve daha güçlü Ar-Ge süreçleri sağlanacaktır.
EKOSİSTEM VE İŞ BİRLİĞİ: Savunma sanayinde başarı, kamu, özel sektör, üniversiteler ve araştırma kurumları arasındaki güçlü iş birliğiyle mümkündür. SAHA İstanbul gibi platformlar bu ekosistemin gelişmesinde kritik rol oynamaktadır. 81 ilde dron üretim merkezleri kurulmasına yönelik çağrıyı da son derece değerli buluyoruz ve bu sürece gerekli desteği vermeye devam edeceğiz. Güvene dayalı, karşılıklı değer üreten iş birlikleri Türkiye’nin temel yaklaşımıdır. SAHA EXPO, bu vizyonun somut bir yansıması olarak önemli bir buluşma zemini sunmaktadır.



