Gıda takviyelerinden kozmetik ürünlere, fonksiyonel gıdalardan hayvan sağlığı ve tarımsal uygulamalara kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bitkisel ekstreler, dünya genelinde giderek daha fazla önem kazanıyor. 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 33,9 milyar dolarlık hacme ulaşan bitki ekstraktları pazarı, beraberinde ileri üretim teknolojilerine ve yüksek katma değerli ham madde yatırımlarına olan ihtiyacı da artırıyor.
Türkiye, sahip olduğu zengin bitki çeşitliliğine rağmen uzun yıllar boyunca birçok bitkisel içerikte dışa bağımlı bir üretim yapısına sahip olurken, Talya Bitkisel yaklaşık 3,5 yıllık AR-GE çalışmaları sonucunda Türkiye’de bitkisel ekstraksiyon, toz ekstre üretimi ve proses altyapısını tek merkezde bir araya getiren entegre üretim modellerinden birini hayata geçirdi.
İthal İçerikten Yerli Üretim Gücüne Geçiş
Bitkisel içeriklere yönelik küresel talebin yükselmesiyle birlikte, yüksek etken madde oranına sahip, standardize edilmiş ve izlenebilir ham maddelerin geliştirilmesi sektörün öncelikli gündemlerinden biri haline geldi.
Talya Bitkisel’in geliştirdiği üretim modeli sayesinde bitkilerin özel proseslerden geçirilmesi, aktif bileşenlerin ayrıştırılması ve yüksek saflıkta toz ekstrelerin elde edilmesine yönelik tüm süreçler şirket bünyesinde gerçekleştiriliyor. Elde edilen bitkisel ekstreler; gıda takviyeleri, fonksiyonel ürünler, kozmetik uygulamalar, aromaterapi çözümleri, hayvan sağlığı ürünleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçlerinde ham madde olarak değerlendiriliyor.
Saha Deneyimi Teknoloji ve Know-How’a Dönüştü
Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretiminde yerli teknik bilgi kaynaklarının sınırlı olması nedeniyle sürecin yoğun AR-GE çalışmaları, uygulamalar ve saha deneyimleriyle geliştirildiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, oluşturulan altyapının yalnızca bir üretim yatırımı olmadığını, aynı zamanda uzun vadeli bir bilgi birikimi yatırımı olduğunu ifade etti.
Ertaş, geliştirilen sistemde yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını, AR-GE çalışmaları, teknolojik altyapı ve edinilen deneyimlerle birlikte toplam yatırım değerinin 5–6 milyon dolar seviyelerine çıktığını belirterek şunları söyledi:
“Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretiminde yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca farklı bitkiler üzerinde kapsamlı çalışmalar yürüttük. Bugün Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Zerdeçal gibi yüksek etken madde potansiyeline sahip bitkilerde geliştirdiğimiz ekstrakt süreçleri, sahip olduğumuz bilgi birikiminin önemli örneklerinden biri. Bugün geldiğimiz noktada yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı oluşturduk.”
Üretim Hattının Ötesinde Bir Teknoloji Altyapısı
Bitkisel üretimde yalnızca nihai ürüne değil, ürünün arkasındaki teknolojiye, bilgiye ve üretim kabiliyetine yatırım yaptıklarını vurgulayan Ertaş, sahada kazanılan deneyimlerin bugün farklı sektörlere hizmet veren bir yapıya dönüştüğünü belirtti.
Ertaş açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün yalnızca kendi ürünlerimizi geliştiren bir yapı değil, aynı zamanda kozmetik, gıda, hayvan sağlığı ve tarım sektörlerine ham madde sağlayan bir üretici konumundayız. Uzun yıllardır ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir başarı. Bir üretim tesisini kurmak mümkün ancak o tesisi verimli şekilde çalıştıracak bilgi birikimini ve süreç deneyimini oluşturmak zaman alıyor. Bizim en büyük yatırımımız; AR-GE’ye, teknolojiye ve üretim deneyimine yaptığımız yatırım oldu.”




