Türkiye’nin gıda üretim ve ihracat potansiyelini uluslararası pazarlara taşımayı hedefleyen Foodist İstanbul 2026, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı. Fuarda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye’nin tarımsal üretim gücünün yanı sıra ihracat kapasitesine dikkat çekerek, sektörün sürdürülebilirlik, teknoloji, güvenilir gıda ve sözleşmeli üretim ekseninde yeniden şekillenmesi gerektiğini vurguladı.
“Tarım ve gıda artık bir milli güvenlik meselesi”
Foodist İstanbul 2026’nın açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, küresel gelişmelerin tarım ve gıda sektörünü ekonomik bir faaliyet olmanın ötesine taşıdığını belirtti. İklim değişikliği, jeopolitik gelişmeler, tedarik zincirlerindeki sorunlar ve artan girdi maliyetlerinin sektörü doğrudan etkilediğini ifade eden Yumaklı, dünya nüfusundaki artışla birlikte gıdaya olan ihtiyacın daha da büyüyeceğine işaret etti.
“Dünyadaki gelişmelere baktığımızda belki de insanlık tarihinin en önemli kırılma noktalarından birisini yaşıyoruz. Küresel iklim değişikliği artık teoriden pratiğe geçmiş ve hayatımızın tam ortasında yer almış durumda” diyen Yumaklı, olağanüstü hava olayları ve jeopolitik gelişmelerin üretim ve tedarik süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Tarım ve gıdanın artık ülkeler açısından stratejik bir alan haline geldiğini belirten Yumaklı, “Tarım ve gıda artık bir milli güvenlik meselesi olarak devletler tarafından ele alınıyor, algılanıyor ve yönetiliyor. Nitekim dünyada yükselen bir gıda milliyetçiliği ve ülkelerin kendi kaynaklarını koruma arzusu var” ifadelerini kullandı.
“Kaynaklarımız sınırlı, verimliliği artırmak zorundayız”
FAO’nun 2050 projeksiyonlarının gelecekte gıda ihtiyacının önemli ölçüde artacağını ortaya koyduğunu belirten Yumaklı, sınırlı doğal kaynakların daha verimli kullanılmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Bakan Yumaklı, Türkiye’nin önceliğinin doğal kaynakları korurken üretim kapasitesini ve verimliliğini artırmak olduğunu belirterek, “Doğal kaynaklarımızı korumak, birim alandan daha fazla verim elde etmek, teknolojiyi ve planlamayı üretimin merkezine koymak ve tarımı sürdürülebilir bir anlayışla geleceğe taşımak” hedeflerinin öne çıktığını ifade etti.
Türkiye’nin küresel gelişmeler karşısında yalnızca takip eden bir ülke olmadığını vurgulayan Yumaklı, “Türkiye’nin basit bir izleyici olarak değil; süreci yöneten, gücünü artıran ve geleceğe hazırlanan güçlü bir aktör olarak yer almasını sağlamak için gayret ediyoruz” dedi.
“Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci sıraya yükseldi”
Türkiye’nin tarımsal üretimdeki konumuna ilişkin güncel verileri paylaşan Yumaklı, ülkenin dünya ekonomisindeki payıyla tarımsal üretimdeki payı arasında önemli bir fark bulunduğunu belirtti.
Yumaklı, 2025 yılı Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’nin dünya ekonomisindeki payının yüzde 1,35 seviyesinde olduğunu, tarımsal üretimin oluşturduğu katma değerdeki payının ise yüzde 1,75’e ulaştığını söyledi.
“Bu da tarımsal üretimdeki gücümüzün dünya ölçeğinde ne denli önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor” diyen Yumaklı, Türkiye’nin tarımsal hasılada son yıllarda önemli bir sıçrama gerçekleştirdiğini kaydetti.
2002 yılında tarımsal hasılada dünyada 12’nci sırada bulunan Türkiye’nin bugün yedinci sıraya yükseldiğini belirten Yumaklı, tarımsal hasılanın 83,2 milyar dolara ulaştığını açıkladı.
“83,2 milyar dolarlık tarımsal hasıla, tarihimizin en yüksek seviyesidir. Allah nasip ederse 2026 yılı sonuçlarında bu rakamın çok daha yukarılara çıktığını göreceğiz” ifadelerini kullanan Yumaklı, söz konusu seviyenin Cumhuriyet tarihinin tarımsal hasılada ulaştığı en yüksek nokta olduğunu vurguladı.
“185 ülkeye 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ediyoruz”
Türkiye’nin hem iç tüketimin hem de turizm sektörünün gıda ihtiyacını karşılayan güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu belirten Yumaklı, ihracat kapasitesinin de her geçen yıl güçlendiğini söyledi.
“Bugün Türkiye, 86 milyon vatandaşımızın yanı sıra ülkemizi ziyaret eden yaklaşık 60 milyon turistin gıda arzını sağlıyor. Aynı zamanda 185 ülkeye, 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor” diyen Yumaklı, tarım ve gıda ihracatının ekonomiye katkısının 32,6 milyar dolar seviyesinde olduğunu açıkladı.
Yumaklı, bu rakamın Türkiye’nin geçmişteki toplam ihracatıyla kıyaslandığında sektörün ulaştığı büyüklüğü ortaya koyduğunu belirterek, “Bu rakamın 2002 yılında Türkiye’nin toplam ihracatına neredeyse eşit olduğunu da özellikle ifade etmek gerekiyor” dedi.
Bakan Yumaklı, tarımsal üretim ve ihracatın büyümesinde üreticilerden sanayicilere, ihracatçılardan fuarlarda yer alan sektör paydaşlarına kadar geniş bir kesimin katkısı bulunduğunu belirterek teşekkür etti.
“Çünkü biz biliyoruz ki üretmek kadar ürettiklerimizi pazarlara ulaştırmak da önemli” ifadelerini kullanan Yumaklı, yeni pazarlara erişimin Türkiye’nin tarım ve gıda ihracatındaki büyümesi açısından kritik olduğunu söyledi.
Tarım diplomasisiyle yeni pazarlar açılıyor
Tarımın ekonomik değerinin yanı sıra ülkeler arasında diplomatik ilişkilerin güçlendirilmesinde de önemli bir araç haline geldiğini ifade eden Yumaklı, “Tarım aynı zamanda bir diplomasi aracıdır. Tarım diplomasisi başlığı artık ülkelerin çok önem verdiği ve etkin şekilde yönetmeye çalıştığı bir alan olarak ortaya çıkıyor” dedi.
Türkiye’nin Çin başta olmak üzere farklı pazarlara yönelik çalışmalarını sürdüğünü belirten Yumaklı, somon, çipura, levrek ve badem gibi ürünlerin Çin pazarına girişinde önemli mesafe alındığını söyledi.
“Somon, çipura ve levrek gibi su ürünlerimizin yanı sıra özellikle ülkemizin belli bölgelerinde yoğun şekilde üretilen badem gibi ürünlerin Çin pazarına girişiyle ilgili Ticaret Bakanlığımızla çok yoğun bir çalışma gerçekleştirdik ve hamdolsun bunu sağladık” diyen Yumaklı, kanatlı eti ve kiraz başta olmak üzere farklı ürünlerin de Çin pazarına girişine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirtti.
İncir, üzüm, nar ve elma gibi ürünlerin yeni pazarlara açılması için de çalışmalar yürütüldüğünü kaydeden Yumaklı, yaş sebze ve meyve, su ürünleri, süt ürünleri ve kanatlı ürünleri gibi sektörlerde ihracat süreçlerinin hızlandırılmasının önemine dikkat çekti.
Rusya ve Körfez pazarlarına erişim güçlendirilecek
Türkiye’nin önemli ihracat pazarlarından biri olan Rusya’ya yönelik çalışmaların da devam ettiğini belirten Yumaklı, işletmelerin onay süreçlerinin hızlandırılmasının ihracat açısından önem taşıdığını söyledi.
Yumaklı ayrıca Türkiye’nin Suriye üzerinden Körfez ülkelerine ulaşmasını sağlayacak yeni ticaret koridoruna dikkat çekti.
“Türkiye’nin Suriye üzerinden ürünlerini oradan da Körfez ülkelerine ulaştırmasını sağlayacak kara yolu bağlantısı, 15 Nisan 2026 tarihinde yeniden işler hale getirildi” diyen Yumaklı, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında oluşturulan transit koridorun ihracatçılar açısından yeni fırsatlar yaratabileceğini belirtti.
“Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan transit koridorunun, ihracatçılarımız tarafından etkin şekilde kullanılarak yeni bir ticaret güzergâhının işler hale getirilmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.
“Hedefimiz üreticinin emeğini dünyanın dört bir yanındaki tüketiciyle buluşturmak”
Türkiye’nin temel hedefinin üretim kapasitesini küresel pazarlara daha güçlü şekilde taşımak olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Üreticimizin emeğini yalnızca ülkemizin 86 milyon vatandaşıyla değil, dünyanın dört bir yanındaki tüketicilerle buluşturmak” hedefini ortaya koydu.
Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın avantajlarını en iyi şekilde değerlendirmesi gerektiğini belirten Yumaklı, kaliteli, güvenilir ve rekabetçi gıda üretiminde Türkiye’nin dünyanın önemli merkezlerinden biri haline gelmesini istediklerini söyledi.
Organize tarım bölgelerinde yatırım çağrısı
Konuşmasında organize tarım bölgelerine de geniş yer veren Yumaklı, özellikle sera ve besi organize tarım bölgelerinin üretim altyapısının güçlendirilmesine katkı sağladığını ifade etti. Jeotermal enerjinin sera üretiminde kesintisiz şekilde kullanılabildiğini belirten Yumaklı, organize tarım bölgelerinin üretimden işleme ve paketlemeye kadar entegre bir yapı oluşturacağını söyledi. “Bugüne kadar 46 organize tarım bölgesine tüzel kişilik kazandırdık. Bunlardan 16’sı şu anda üretime geçmiş durumda. İnşallah bu yılın sonuna kadar dört organize tarım bölgesini daha üretime geçirmiş olacağız” dedi.
Bu bölgelerin enerji ve girdi maliyetleri açısından önemli avantajlar sunduğunu belirten Yumaklı, pazarlara, ulaşım noktalarına ve büyük tüketim merkezlerine yakınlığın da yatırımcılar açısından fırsat oluşturduğunu ifade etti.
“Markalı ürün üretmeden küresel rekabette güçlü olmak zor”
Türkiye’nin tarım ve gıda ihracatında katma değeri yükseltmesinin önemine dikkat çeken Yumaklı, yalnızca üretim miktarının değil, markalaşmanın da kritik olduğunu vurguladı.
“İnşallah bu yatırımlarla, Avrupa Birliği’nde coğrafi işaret tescili almış gıda ürünlerimizde olduğu gibi, dünya çapında tanınan markalara sahip olmamız gerekiyor” diyen Yumaklı, güçlü markaların küresel rekabet açısından belirleyici olduğunu söyledi.
“TİM Başkanımız da belirtti. Eğer markalı ürünler üretmiyorsanız, dünyanın güçlü markaları karşısında rekabet etmeniz zor” ifadelerini kullanan Yumaklı, kamu desteklerinin markalaşma ve küresel pazarlarda yer edinme hedefi doğrultusunda sürdürüleceğini belirtti.
Güvenilir gıda için denetimler artırılıyor
Bakan Yumaklı’nın konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de güvenilir gıda oldu. Üretimin yanı sıra tüketiciye güvenilir ürün ulaştırmanın da temel sorumluluklardan biri olduğunu belirten Yumaklı, etiketleme, gıda katkı maddeleri ve denetim süreçlerinde yeni düzenlemeler yapıldığını ifade etti.
“Çünkü üretmek kadar ürettiğimizi korumak ve vatandaşlarımıza güvenilir gıda sunmak da bizim görevimiz” diyen Yumaklı, tüketicilerin gıda denetim süreçlerine daha fazla dahil edilmesi amacıyla karekod uygulamasının zorunlu hale getirildiğini söyledi.
Taklit ve tağşiş yapılan ya da sağlığı tehlikeye düşürebilecek gıdalara yönelik denetimlerin sürdüğünü belirten Yumaklı, kurallara uygun üretim yapan işletmelerin korunacağını vurguladı.
“Bunlar işini doğru yapanlarla doğru yapmayanların fark edilmesini sağlayacak uygulamalar. Dolayısıyla dürüst işletmelerimizi korumaya ve uygunsuz ürün üretenlerin karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi.
Pestisit uygulamalarında taviz yok
İhracatçıların önemli gündem maddelerinden biri olan pestisit konusunda da değerlendirmelerde bulunan Yumaklı, tarımsal ilaç kullanımının daha sistematik bir yapıya kavuşturulması amacıyla yeni uygulamaların devreye alındığını söyledi.
“Tarımsal üretimde kullanılacak zirai ilaçların, beşeri ilaçlarda olduğu gibi sistematik bir şekilde kullanılabilmesi için uygulamamızı devreye aldık. Geçiş süreçlerini öngördük” diyen Yumaklı, ihracatta gıda güvenliği standartlarının korunması konusunda kararlı olduklarını vurguladı.
Yapılan çalışmaların ihracat ürünlerinin geri dönüşlerinde de olumlu sonuçlar verdiğini belirten Yumaklı, “RAS bildirimleri, yani ihraç edilen ürünlerimizin geri döndüğünde yayımlandığı bildirim sistematiğinde, son dört yılda yüzde 75 oranında düşüş yaşandı” açıklamasında bulundu.
Bu başarının yalnızca Bakanlığın değil, sektörün ortak çalışmasının sonucu olduğunu ifade eden Yumaklı, sektör paydaşlarına teşekkür etti.
“Sözleşmeli üretim güvenli liman olacak”
Bakan Yumaklı’nın konuşmasında öne çıkan en önemli başlıklardan biri ise sözleşmeli üretim oldu. Tarım sektörünün çok sayıda dış etkene açık olduğunu belirten Yumaklı, üretici ile sanayici arasındaki planlama ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Sizler buradayken bunu tekrar ifade etmek istiyorum: Sözleşmeli üretim” diyen Yumaklı, üreticinin ürününü kime, hangi miktarda ve hangi fiyattan satacağını önceden bilmesinin önemine dikkat çekti.
Mevcut sistemde üretici kadar ürünü işleyen ve ticaretini yapan işletmelerin de belirsizlik yaşadığını ifade eden Yumaklı, “Tamamen spot piyasaya bırakılmış bir yapı söz konusu” değerlendirmesinde bulundu.
Tarım sektörünü dış etkenlere karşı daha dayanıklı hale getirmek için sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Yumaklı, “Birçok dış etkene maruz kalan tarım sektörü, sözleşmeli üretim olmadan denizin üzerindeki bir ceviz kabuğundan farksızdır” dedi.
Yumaklı, sözleşmeli üretimin hem üretici hem sanayici açısından güven sağlayacağını belirterek, “Ben sözleşmeli üretimi hem üreticilerimiz hem de sanayicilerimiz için bir güvenli liman olarak görüyorum. Böylece hem ticaret açısından hem de tüketici açısından yaşanabilecek dalgalanmaların önüne geçebiliriz” ifadelerini kullandı.
Bu alanda yeni düzenlemelerin hazırlandığını belirten Yumaklı, çalışmaların önümüzdeki dönemde kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.
“10 salonun tamamının dolu olması Türkiye’ye yakışır”
Foodist İstanbul 2026’nın gördüğü ilgiyi de değerlendiren Yumaklı, fuarın Türkiye’nin gıda sektöründeki üretim, sanayi, teknoloji ve ihracat gücünü aynı platformda buluşturması açısından önem taşıdığını belirtti.
“10 salonun tamamının dolu olması, hakikaten Türkiye’ye ve Türk gıda sektörüne yakışır bir sonuç ortaya koyuyor” diyen Yumaklı, fuarın gelecek yıllarda daha da güçlenmesini temenni etti.
Fuarların sektörün uluslararası pazarlara açılmasında önemli bir rol üstlendiğini belirten Yumaklı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Üreticinin emeğini, sanayicinin tecrübesini, teknolojinin gücünü ve ihracatçının vizyonunu buluşturan bu fuarların gerçekten çok önemli olduğuna inanıyorum.”
Yumaklı, Foodist İstanbul 2026 kapsamında kurulacak ticari bağlantıların Türkiye’nin tarım ve gıda sektörüne katkı sağlamasını dileyerek, “İnşallah burada kurulan her bağlantının, atılan her imzanın; firmalarımız, üreticilerimiz, ticaret yapanlarımız ve en önemlisi bu ürünleri üreten çiftçilerimiz için hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.