Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), tek kullanımlık plastik ürünlere ilişkin hazırlanan yönetmelik taslağını değerlendirdi. Vakıf, bilimsel yaşam döngüsü analizlerine dayanmayan yasakçı uygulamaların çevre açısından beklenen faydayı sağlamayacağını, sanayi yatırımlarını riske atacağını ve tüketici maliyetlerini artıracağını bildirdi.
PAGEV’in değerlendirmesine göre taslağın mevcut hâliyle yürürlüğe girmesi durumunda, Türkiye’de son 40 yılda oluşturulan yaklaşık 10 milyar dolarlık makine, kalıp, tesis ve üretim altyapısı yatırımı doğrudan risk altına girebilir.
Düzenlemenin yalnızca tek kullanımlık plastik ürün grubunda doğrudan çalışan yaklaşık 35 bin kişiyi, bağlantılı sektörlerle birlikte ise 100 bine yakın istihdamı etkileyebileceği belirtiliyor. Oluşabilecek sosyal etkinin yaklaşık 400 bin kişiye ulaşabileceği ifade ediliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan “Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı”; plastik çatal, bıçak, kaşık, tabak, pipet, içecek karıştırıcısı, tek kullanımlık gıda kabı, içecek bardağı ve kapağı, kargo poşeti ile köpük ambalaj gibi ürünlere yönelik piyasaya arz kısıtlamalarını gündeme getiriyor. Taslakta biyobozunur plastiklere ilişkin düzenlemelerin de yer alması üzerine PAGEV kapsamlı bir değerlendirme hazırladı.
Çevre hedeflerini, Sıfır Atık vizyonunu ve döngüsel ekonomi yaklaşımını desteklediğini vurgulayan PAGEV, bu hedeflere bilimsel verilere dayanmayan genel yasaklarla değil, toplama ve geri dönüşüm sistemlerini esas alan akılcı politikalarla ulaşılabileceğini belirtti.
“PLASTİK OLMAYAN HER ÜRÜN DAHA ÇEVRECİ DEĞİLDİR”
PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu, tek kullanımlık ürünlere yönelik değerlendirmelerde yalnızca ürünün üretildiği malzemeye değil, tüm yaşam döngüsü boyunca oluşturduğu çevresel etkiye bakılması gerektiğini söyledi.
Eroğlu, plastik dışındaki her ürünün otomatik olarak daha çevreci kabul edilemeyeceğine dikkat çekerek, bilimsel yaşam döngüsü analizleri yapılmadan getirilecek yasakların sanayiyi zayıflatabileceğini, istihdamı tehdit edebileceğini ve tüketici fiyatlarını yükseltebileceğini ifade etti.
Çevre politikalarında temel yaklaşımın “Neyi yasaklayalım?” sorusu yerine, tüketimin nasıl azaltılacağına, ürünlerin nasıl daha fazla toplanacağına ve geri dönüşüm oranlarının nasıl artırılacağına odaklanması gerektiğini belirtti.
10 MİLYAR DOLARLIK ÜRETİM ALTYAPISI ETKİLENEBİLİR
PAGEV’in değerlendirmesine göre yönetmelik taslağının mevcut şekliyle uygulanması, Türkiye plastik sektöründe yaklaşık 40 yılda gerçekleştirilen 10 milyar dolarlık makine, kalıp, tesis ve üretim altyapısı yatırımını doğrudan etkileyebilir.
Sektör verileri, tek kullanımlık plastik ürün grubunda yaklaşık 35 bin kişinin doğrudan istihdam edildiğini gösteriyor. Ham madde, ambalaj, lojistik, perakende ve diğer bağlantılı sektörler de hesaba katıldığında etkilenecek istihdamın 100 bin kişiye ulaşabileceği öngörülüyor.
Aileler ve dolaylı ekonomik etkiler dikkate alındığında düzenlemenin yaklaşık 400 bin kişiyi kapsayan sosyal sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
ALTERNATİF ÜRÜNLER MALİYETLERİ ARTIRABİLİR
PAGEV, plastik ürünlerin yerine önerilen alternatiflerin önemli bir bölümünün daha yüksek maliyetli olduğuna da dikkat çekti.
Yapılan değerlendirmede, kâğıt pipetlerin plastik pipetlere kıyasla yaklaşık 5 ila 7 kat daha pahalı olduğu, bambu ve ahşap ürünlerde ise ithalata bağımlılığın yüksek seviyede bulunduğu ifade edildi. Bu durumun üretim ve tedarik maliyetlerinin yanı sıra tüketici fiyatlarını da artırabileceği kaydedildi.
Paket servis, hazır yemek, su, süt, yoğurt, peynir, zeytin, kahve, ayran, meyve-sebze reyonları ve hızlı tüketim ürünlerinin söz konusu maliyet artışından doğrudan etkilenebileceği belirtildi.
Ambalaj maliyetlerindeki yükselişin raf fiyatlarına ve hizmet bedellerine yansıyabileceği, bunun da yeni bir enflasyon baskısı oluşturabileceği vurgulandı. PAGEV, ekonomik ve bilimsel etki analizleri tamamlanmadan uygulanacak yasakların özellikle dar gelirli tüketiciler üzerinde ek yük oluşturabileceğini bildirdi.
YAŞAM DÖNGÜSÜ ANALİZİ FARKLI SONUÇLAR ORTAYA KOYDU
PAGEV tarafından kamuoyuyla paylaşılan “Sofra Gereçlerinin Gıda Maddeleriyle Birlikte Kullanımına Dair Karşılaştırmalı Yaşam Döngüsü Analizi” raporu, farklı malzemelerden üretilen tek kullanımlık ürünlerin çevresel etkilerini karşılaştırıyor.
Uluslararası standartlara göre PAGEV’in İtalyan paydaşı Promo tarafından hazırlanan ve bağımsız bir kuruluş tarafından doğrulanan raporda, aynı kullanım amacı için değerlendirildiğinde kâğıt ve biyoplastik alternatiflerin karbon ayak izinin bazı durumlarda plastik ürünlerden daha yüksek olabildiği belirtildi.
Raporda 1000 adet tabak üzerinden yapılan hesaplamaya göre polipropilen (PP) tabakların karbon ayak izi 56,6 kilogram karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplandı.
Aynı sayıdaki selüloz veya kâğıt tabak için bu değer 97,2 kilogram, PLA tabaklarda ise 87,9 kilogram karbondioksit eşdeğeri seviyesinde belirlendi.
PAGEV, bu sonuçların ürünlerin yalnızca hangi malzemeden üretildiğine göre değil; ham madde temini, üretim, taşıma, kullanım ve atık yönetimi aşamalarının tamamını kapsayan yaşam döngüsü analizleriyle değerlendirilmesi gerektiğini gösterdiğini ifade etti.
“SORUN PLASTİĞİN VARLIĞI DEĞİL, GERİ DÖNÜŞMEYEN ÜRÜNLERDİR”
PAGEV’e göre çevre politikalarının merkezinde doğrudan malzeme yasakları yerine toplama ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi bulunmalı.
Yavuz Eroğlu, asıl sorunun plastiğin varlığı değil; geri dönüştürülmeyen ürünler, yetersiz toplama sistemleri, yanlış atık yönetimi ve aşırı tüketim olduğunu belirtti.
Türkiye’nin çevresel hedeflerine sanayi üretimini durdurarak değil, mevcut sanayi altyapısını dönüştürerek ulaşabileceğini vurgulayan Eroğlu, Sıfır Atık yaklaşımının “sıfır sanayi” değil, sıfır israf ve tam geri dönüşüm anlayışı anlamına geldiğini ifade etti.
PAGEV’DEN GERİ DÖNÜŞÜM ODAKLI ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
PAGEV, yönetmelik taslağında öngörülen genel kısıtlamalar yerine geri dönüşümü ve kaynak verimliliğini esas alan bir dönüşüm modeli önerdi.
Vakıf, geri dönüştürülemeyen ürünlere bilimsel kriterler doğrultusunda kademeli kısıtlamalar getirilmesi gerektiğini belirtti. Geri dönüştürülebilir ürünlerin desteklenmesi ve üretimde geri dönüştürülmüş ham madde kullanımının teşvik edilmesi çağrısında bulundu.
Depozito İade Sistemi’nin etkin biçimde uygulanması, ayrı toplama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve geri dönüşüm altyapısının güçlendirilmesi de çözüm önerileri arasında yer aldı.
PAGEV ayrıca tüketicilerin bilimsel veriler doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve Türkiye’nin üretim yapısına uygun, sanayi temsilcilerinin de katkısıyla uygulanabilir bir mevzuat hazırlanması gerektiğini bildirdi.
COP31 ÖNCESİNDE ÇEVRE VE SANAYİ DENGESİ VURGUSU
PAGEV, Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamaların yalnızca tek tip ürün yasaklarından oluşmadığını belirtti. Birçok ülkede geri dönüşüm, ürünlerde geri dönüştürülmüş içerik kullanımı, genişletilmiş üretici sorumluluğu ve depozito sistemlerinin ön plana çıktığı ifade edildi.
Türkiye’nin Avrupa’nın ikinci büyük plastik üreticisi ve tek kullanımlık plastik ürünlerde önemli bir ihracatçı olduğuna dikkat çekilen değerlendirmede, çevresel hedefler ile sanayinin rekabet gücünü birlikte koruyan bir model geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
PAGEV, COP31 öncesinde Türkiye’ye yakışan yaklaşımın üretimi ve istihdamı riske atan genel yasaklar yerine; bilimsel verileri, döngüsel ekonomiyi, geri dönüşümü ve sanayi dönüşümünü birlikte ele alan dengeli bir düzenleme olacağını belirtti.



