Türkiye’nin gıda üretim ve ihracat potansiyelini uluslararası pazarlara taşımayı hedefleyen Foodist İstanbul 2026, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, fuarın Türkiye’nin tarım ve gıda sektöründeki üretim gücünü uluslararası pazarlara taşıması açısından önemli bir platform olduğunu belirterek, dört gün boyunca gerçekleştirilecek fuarda yeni ticari bağlantılar kurulacağına ve önemli iş fırsatlarının ortaya çıkacağına dikkat çekti.
“561 yerli, 76 yabancı katılımcı yer alıyor”
Foodist İstanbul 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bolat, fuarın gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Bolat, “561 yerli ve 76 yabancı katılımcının yer aldığı, 70 binden fazla ziyaretçi beklenen ve 10 salonda düzenlenen Foodist İstanbul Fuarı, ilk kez gerçekleştirilmesine rağmen gerek yurt içinden gerekse yurt dışından katılımcı ve ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördü. Bu fuarın hayırlı ve bereketli olmasını temenni ediyorum” dedi.
Fuarda dört gün boyunca önemli iş bağlantılarının kurulmasını beklediklerini ifade eden Bolat, “Bugün açılışı gerçekleştirilen ve dört gün boyunca devam edecek fuarda inşallah çok güzel iş bağlantıları kurulacak, siparişler alınacak. Yurt içinden ve yurt dışından katılımcı ve ziyaretçilerimizin önemli iş fırsatları yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu.
“Gıda, tekstil ve inşaat hiçbir zaman yok olmayacak”
Gıda ve tarım sektörünün stratejik önemine dikkat çeken Bolat, geleceğin meslekleri tartışmalarına da değinerek üç sektörün hiçbir zaman önemini kaybetmeyeceğini söyledi.
Bolat, “Bazen ‘Geleceğin meslekleri neler olacak?’ diye sorulduğunda, ben hem bir hoca olarak hem de bir hükümet üyesi olarak çok rahat şunu söylüyorum: Üç sektör hiçbir zaman yok olmayacak. Birincisi gıda. Çünkü yaşamak için yemek ve içmek zorundayız. İkincisi tekstil ve giyim. Çünkü giyinmek zorundayız. Üçüncüsü ise inşaat sektörü. Çünkü barınmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
Gıdanın insan yaşamı açısından vazgeçilmez olduğuna vurgu yapan Bolat, “Dolayısıyla gıda sektörü, en kritik, en önemli ve en stratejik sektörlerin başında geliyor” dedi.
Bu stratejik önemin özellikle kriz dönemlerinde daha net ortaya çıktığını belirten Bolat, savaşlar, doğal afetler ve salgınlar sırasında gıda arzının sürdürülebilirliğinin hayati hale geldiğini söyledi.
“Kriz dönemlerinde gıda ve tarımın önemi daha net ortaya çıkıyor”
Covid-19 salgını sırasında tedarik zincirlerinin öneminin tüm dünyada yeniden anlaşıldığını belirten Bolat, Türkiye’nin pandemi dönemindeki performansına da değindi.
Bolat, “Daha altı yıl önce, Covid-19 pandemisi sırasında bunu hep birlikte yaşadık. Pazarlar, bakkallar, manavlar ve marketler sürekli ürün tedarik etmek zorunda kaldı. Gıda, tarım, lojistik ve sağlık sektörlerinin yanı sıra temizlik sektörlerinin de ne kadar önemli olduğu o dönemde hepimiz tarafından bir kez daha hatırlandı” dedi.
Türkiye’nin pandemi döneminde aldığı tedbirlerle vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamaya devam ettiğini ifade eden Bolat, “Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde bu büyük krizi dünyada en iyi yöneten ve vatandaşlarının ihtiyaçlarına en hassas şekilde yaklaşan ülkelerin başında geldi” diye konuştu.
Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel gıda arzı
Rusya-Ukrayna savaşının enerji ve gıda arzının stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten Bolat, iki ülkenin dünya tarım ve gıda ticaretindeki konumuna dikkat çekti.
Bolat, “Rusya ve Ukrayna; buğday ve yağlı tohumlarda dünyanın en önemli üretici ve ihracatçıları arasında yer alıyor. Bu durum, diğer sektörleri de doğrudan etkiledi ve dünya ekonomisinde ciddi dalgalanmalara yol açtı” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin söz konusu kriz döneminde gerekli tedbirleri hızlı şekilde hayata geçirdiğini belirten Bolat, özellikle gübre arzının güvence altına alınmasına yönelik adımların önemine işaret etti.
“Gübre ihracatını birlikte durdurduk, gübre ithalatındaki vergileri sıfıra indirdik ve antrepolardaki gübrelerin iç piyasada kullanılmasının önünü açtık” diyen Bolat, alınan tedbirlerle küresel krizin Türkiye piyasalarına ve vatandaşlara etkisinin büyük ölçüde sınırlandığını söyledi.
Hürmüz Boğazı vurgusu
Küresel enerji ve emtia piyasalarında yaşanan gelişmelerin tarım ve gıda sektörünü de doğrudan etkilediğini belirten Bolat, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen stratejik ürün taşımacılığının önemine dikkat çekti.
Bolat, “Dünyadaki enerji kaynaklarının yaklaşık yüzde 20-25’inin geçtiği bu güzergâhta petrol, doğal gaz, petrokimya ürünleri ve gübre gibi stratejik ürünlerin taşınması gerçekleştiriliyor. Hürmüz Boğazı’nın kapanması özellikle ilgili sektörlerde ciddi sıkıntılar oluşturdu” dedi.
Bu süreçte gübre arzına ilişkin hızlı tedbirler alındığını aktaran Bolat, “Gübre ihracatını birlikte durdurduk, gübre ithalatındaki vergileri sıfıra indirdik ve antrepolardaki gübrelerin iç piyasada kullanılmasının önünü açtık” ifadelerini kullandı.
Mazotun da tarım ve gıda sektörü açısından önemli bir girdi olduğunu belirten Bolat, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların üretici üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla sübvansiyon mekanizmasının devreye alındığını söyledi.
“Türkiye hemen her sektörde ilk 10 içerisinde”
Türkiye’nin tarım, sanayi ve hizmetler alanında küresel ölçekte önemli bir üretici ve ihracatçı konumuna ulaştığını belirten Bolat, Türk ürünlerinin kalite ve teknoloji bakımından da önemli bir noktaya geldiğini ifade etti.
Bolat, “Türkiye; tarım ürünleriyle, sanayi ürünleriyle ve hizmet sektörlerindeki ürünleriyle dünyada büyük oyunculardan biri. Hemen her sektörde ilk 10 içerisindeyiz” dedi.
Türkiye’nin üretim kapasitesinin yanı sıra ürünlerinin uluslararası pazarlardaki algısının da güçlendiğini belirten Bolat, “Üstelik artık ürünlerimiz kaliteyi ve yüksek teknolojiyi sembolize ediyor. Tüketiciler açısından aranan, istenen ve talep edilen ürünler konumuna Allah’a şükür geldik” diye konuştu.
Büyüme ve istihdam mesajı
Türkiye ekonomisinin küresel ölçekte yaşanan zorlu koşullara rağmen büyümeyi sürdürdüğünü belirten Bolat, açıklanan ikinci çeyrek büyüme verilerine dikkat çekti.
Bolat, “İkinci çeyrekte yüzde 2,3, ilk çeyrekte ise yüzde 2,6 büyüme gerçekleştirdik. İlk altı aydaki büyüme oranımız yüzde 2,5 oldu” dedi.
Dünya ekonomisinin ticaret savaşları ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle zorlu bir dönemden geçtiğini belirten Bolat, Türkiye ekonomisinin bu koşullara rağmen dirençli bir performans sergilediğini ifade etti.
İstihdam verilerine de değinen Bolat, “Temmuz ayında işsizlik oranımız yüzde 8,1 olarak gerçekleşti. İşsiz sayımız 3 milyonun altında, 2 milyon 860 bin seviyesinde. Son 39 aydır işsizlik oranımız tek haneli seviyede” açıklamasında bulundu.
“Tarım ihracatımız 32,5 milyar dolara yükseldi”
Türkiye’nin tarım ve gıda ürünlerinde dış ticaret fazlası veren ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Bolat, sektörün ihracat performansındaki uzun vadeli yükselişe dikkat çekti.
Bolat, “Türkiye, tarım ve gıda işlenmiş sektörlerde dış ticaret fazlası veren bir ülke. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 11 milyar dolarlık dış ticaret fazlası verdik” dedi.
Tarım ihracatının 2002 yılından bu yana yaklaşık 10 kat arttığını belirten Bolat, “2002 yılında 3 milyar dolar seviyesinde olan tarım ihracatımız, bugün 32,5 milyar dolara yükseldi. Yaklaşık 10 kata yakın bir artış gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Bu performansın Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve üreticilerin emeğiyle mümkün olduğunu belirten Bolat, çiftçilerden sanayicilere, lojistik sektöründen perakendeye kadar tüm paydaşların katkısına teşekkür etti.
“Amacımız hem üreticimizin hem tüketicimizin kazanması”
Devletin olağanüstü dönemlerde piyasaların sağlıklı işleyişini korumak amacıyla düzenleyici ve denetleyici rol üstlendiğini belirten Bolat, haksız ticaret ve fahiş fiyat uygulamalarına karşı gerekli adımların atıldığını söyledi.
Bolat, “Elbette olağanüstü dönemlerde; savaş, doğal afet veya başka felaketler yaşandığında, haksız ticaret ve fahiş fiyat gibi durumlar ortaya çıktığında, devlet olarak, bakanlıklar olarak düzenleyici, denetleyici ve gerektiğinde idari yaptırım uygulayıcı fonksiyonlarımızı da çekinmeden yerine getiriyoruz” dedi.
Piyasa dengesinin korunmasının temel hedeflerinden biri olduğunu vurgulayan Bolat, “Amacımız hem üreticimizin hem tüketicimizin kazanmasıdır” diye konuştu.
Foodist İstanbul uluslararası ticarete katkı sağlayacak
Foodist İstanbul 2026’nın yalnızca gıda ürünlerinin sergilendiği bir organizasyon olmadığını belirten Bolat, fuarın tarım ve gıda ekosisteminin farklı alanlarını bir araya getirdiğine dikkat çekti.
Bolat, “Bu fuarda yalnızca gıda ürünleri değil; teknoloji, mekanizasyon, tarım ekipmanları, gıda, ilaç, gübre ve sektörün birçok farklı alanındaki aktörler bir araya geliyor” dedi.
Fuarın Türkiye’nin tarım ve gıda sektöründeki üretim gücünü uluslararası ticarete daha fazla taşımaya katkı sunacağına inandığını belirten Bolat, sözlerini şöyle tamamladı:
“İnşallah hareketli, hayırlı, bereketli ve verimli bir fuar olmasını diliyorum. Bu önemli fuarın düzenlenmesinde ve desteklenmesinde emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum.”
Uluslararası iş bağlantıları için yeni fırsatlar
Bolat ayrıca, İstanbul’da gerçekleştirilecek uluslararası e-ticaret etkinliklerinin de Türk gıda sektörünün küresel pazarlara erişimini güçlendireceğini belirtti.
3-5 Eylül tarihlerinde düzenlenecek IGEXX Uluslararası E-Ticaret Kongresi ve Forumları kapsamında Çin ve Japonya’dan önemli pazar yerlerinin temsilcilerinin Türkiye’deki üretici firmalarla bir araya geleceğini aktaran Bolat, bu görüşmelerin ihracat açısından önemli fırsatlar sunacağını söyledi.
Bolat, “Çin ve Japonya’dan JD, Meituan, Tmall ve Yunike gibi önemli pazar yerlerinin temsilcileri, gıda ve içecek sektöründe faaliyet gösteren üretici firmalarımızla bir araya gelecek” dedi.
Bu kapsamda FoodEx İstanbul’da da birebir iş görüşmelerinin gerçekleştirileceğini belirten Bolat, “Bu randevular Bakanlık yetkililerimiz tarafından organize edildi. Bu da FoodEx İstanbul açısından önemli bir fırsat ve bonus oldu” ifadelerini kullandı.